İsrail katliamı İstanbul'da protesto edildi:: 'Gazze'den elini çek! Refah'a dokunma!'

İstanbul'da insan zincirine çağrı: Refah'a dokunma!

Filistin'e Özgürlük Platformu, 24 Şubat Cumartesi 16:00'da Kadıköy'de eylem yapacak. Platformun çağrısı: 📣İsrail'in sürdürdüğü soykırıma ve Refah'a olası kara saldırılarına karşı sesimizi yükseltmek için bir kez daha insan zincirindeyiz 🔔24 Şubat Cumartesi 16:00 📍Süreyya Operası Önü  Sen de katıl; dayanışmamız büyüsün, sesimiz güçlensin!

İliç'teki altın madeninde göçük: Uyarılar dinlenmedi

Hekimler, mühendisler, çevreciler, yerel halk siyanürlü altın madenciliğine ve daha çok kâr için aşırı kapasite kullanımına karşı çıkmıştı. Göçük sonrası meydana gelen heyelan sonucu toprak altında kalan işçiler var... Erzincan İliç'te  Amerikalı Anagold Madencilik ve Çalık Holding’in ortağı olduğu Çöpler Altın Maden'inde bir felaket meydana geldi. Oluşan göçük sonrası büyük bir toprak kayması yaşandı. Maden sahasında göçük altında kalan işçi sayısı henüz tam bilinmemekle birlikte en az 9 kişi olduğu tahmin ediliyor. Bu doğal bir felaket değil. İliç'te resmi ÇED raporlarıyla desteklenen aşırı kapasitedeki yıkımın bir felakete neden olacağı Türk Tabipleri Birliği, Metalurji Mühendisleri Odası ve çevreciler tarafından ısrarla duyurulmuştu. Medyana gelen felaketin boyutları henüz tam olarak bilinmiyor. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz... 

Beyoğlu'nda söyleşi: Asgari ücret ve yoksulluk

15 Şubat 2024 (Perşembe) 19:45'te başlıyor. Konuşmacı: Levent Özyıldırım Adres: Katip Çelebi Mahallesi, Abdullah Sokak, Zafer Apartmanı No: 3 Kat: 3 No: 7 / Beyoğlu İletişim: 05377315989

İzmir'de söyleşi: Hizmet sektöründe mücadelenin ve örgütlenmenin olanakları

15 Şubat 2024 (Perşembe) 19:00'da başlıyor. Karakedi Kültür Merkezi Adres: 1471 Sokak, No: 21, Kat: 3, 301 Alsancak

İşkence insanlık suçudur

Adli tıp uzmanı Doktor Şebnem Korur Fincancı, 28 Şubat darbesi dönemindeki işkenceleri bilimsel raporla ortaya koyduğu için bir kez daha hedef haline getirildi. 140 Journos'un Adnan Oktar örgütünü anlatan serisinin ikinci bölümünde, ana kaynak olan o eski emniyet müdürü Furkan Sezer (Adnan Oktar'a son operasyon ve tutuklamaların başındaki isim, mağdurların avukatı ve örgüt üyesi Özkan Memati, 1999'da yapılan operasyon sonrası Adnan Oktar'ın hapisten çıkışının sorumlusu olarak Şebnem Korur Fincancı'yı gösterdi. Yıllarca İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı görevinde bulunan Şebnem Hoca, 1995-2001 yılları arasında İstanbul  Adli Tıp Kurumu'nda çeşitli periyodlarda çalıştı. Devletin resmi kurumu olan Adli Tıp da adli tıp uzmanları tarafından düzenlenen bilimsel raporlarla, bir insanlık suçu olan işkencenin rutin varlığı saptandı. Şebnem Korur Fincancı, kuruma başvuranların suçlu suçsuz mu olduklarına ya da ideolojilerine bakmadan ettiği yemine bağlı kalarak işini yaptı. 1999 emniyet deyince akla gelen şey, rutin işkencedir. 28 darbecilerinin tehdit olarak gördüğü farklı isimler İstanbul'da organize şubenin başında olan Adil Serdar Saçan ve benzer polisler tarafından işkence gördü. Bazıları belgelendi. Adnan Oktar'ın ilk davasını çökerten şey, sadece arkasındaki devlet desteği değil emniyette yapılan işkencelerdir. İşkence altında alınan ifadelerin gerçekle örtüşmeyeceği genel kabuldür. Suçlu ya da suçsuz kimseye işkence yapılamayacağı, 12 Eylül darbesinden sonra verilen insan hakları mücadelesinin ana başlıklardan biriydi. "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganıyla varoldu. Bugün, işkence hortlarken, bu metodu savunmak, sulandırmak ya da meşrulaştırmak kabul edilemez. Tarihi inkar ya da gerçeklerin çarpıtılarak yeniden sunumu herkes için bir tehdit olan işkence suçunu meşrulaştırıyor. Tutarlı bir insan hakları aktivisti olan Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın, "Adnan" adlı yapımdaki iddialara kapsamlı yanıtını buradan okuyabilirsiniz.

Vicdan Mahkemesi kuruluyor

Filistin'e Özgürlük Platformu'nun çağrısı: İsrail’in  soykırım girişimine son verilmesi için, Güney Afrika’nın başlattığı girişimin bir parçası ve devamcısı olarak, İsrail’in saldırılarını vicdanlarımızda yargılamak üzere elbirliğiyle bir Vicdan Mahkemesi girişimi başlatıyoruz. Gazze’de bebek ölümleri, Gazze’de kadınların ve yaşlıların öldürülmesi, Gazze’de ekolojik bir yıkımın ve tüm canlı yaşamının nefes almasının engellenmesi, yıkılan binalar, yok edilen tarihi doku, mimari eserler, canavarca saldırılan sanat, kadim kültürel zenginlik, yok sayılan hukuk, siyaset, yapılan işkenceler, öldürülen gazeteciler, uluslararası gözlemciler, imha edilen hastaneler, hastane enkazları altında can veren doktorlar, hemşireler, sağlık çalışanları, vurulan ambulanslar, gençlerin sığınıklardan başını çıkartmasına izin vermeyen aralıksız bombardımanlar, suyun kullanımının ve denize ulaşımın engellenmesi, şiirin, şarkıların, edebiyatın kökünün kazınmaya çalışılması, Filistin halkının kadim varlığına dair bütün belgelerin, bilgilerin, tapu sicillerinin, nüfus kayıtlarının ve bölge hafızasının tümüyle silinmesi… bu liste çok uzun. Tamamlanması imkânsız olsa da belgelenmesi bir zorunluluk. Çünkü yok edilmeye çalışılan, Filistin tarihi ve sosyal ilişkilerinin bütünü. İşte Vicdan Mahkemesi’nde, tek kelimeyle dünyanın gözünün içine baka baka gerçekleştirilen katliamın tüm boyutlarıyla ortaya serilmesini sağlamaya çalışacağız. Vicdan Mahkemesi’ni hep birlikte, sanatçılarla, gençlerle, göçmenlerle, Filistinlilerle, mimarlarla, gazetecilerle, barış aktivistleriyle, iklim aktivistleriyle, yazarlarla, mühendislerle, hukukçularla, akademisyenlerle, hemşirelerle, doktorlarla, sağlık çalışanlarıyla, işçilerle, ev kadınlarıyla, tv oyuncularıyla, tarihçilerle, öğretmenlerle el ele inşa edeceğiz. Simgesel mahkememizde Güney Afrika’nın açtığı yoldan ilerleyerek bir araya getireceğimiz klasörler, el birliğiyle derlediğimiz belgeleri içerecek ve biz bu çalışmanın İsrail’in savaş ve soykırım suçundan yargılanması sürecinin gerçek bir kilometre taşı olmasını sağlayacağız. Vicdan Mahkemesi’nin bir hedefi de Türkiye’yi de tıpkı Güney Afrika gibi İsrail’i uluslararası alanda teşhir edecek, yargılayacak süreçlerin aktif bir girişimcisi olmaya çağırmaktır. Gönüllü olmak için bu siteyi ziyaret edin: filistineozgurluk.org

İstanbul'da söyleşi: Ölümünün 100. yılında Lenin'in Fikirleri

Şenol Karakaş anlatıyor. 8 Şubat Perşembe 19:45'te başlıyor. Adres: Katip Çelebi Mahallesi, Abdullah Sokak, Zafer Apartmanı No:3 Kat: 3 No: 7 - Beyoğlu

'Yastayız, unutmayacağız!'

Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler anılıyor. Depremin vurduğu illerdeki gece yürüyüşleri ile anma etkinliklerinde yas, öfke ve protesto vardı. 6 Şubat 2023 04:17'de art arda meydana gelen iki deprem sonucu 50 binden fazla kişi yaşamını yitirmiş, on binlerce kişi yaralanmıştı. Bir yıl sonra depremzedeler hala konteyner kentlerde yaşam kavgası veriyor. Deprem sonrası yıkılan binaların müteahhitlerine açılan davalardan hiçbir sonuç çıkmadı. Bölgede depremin geleceği bildiği halde hiçbir önlem almayan genel ve yerel yöneticiler, felaket sonrası 72 saat boyunca müdahale etmeyen devlet, yerel seçimlerde oy isteyen politikacılar öfkenin hedefinde. Maraş'ta sessiz yürüyüş Yüzlerce depremzede  Hükümet Konağı’ndan Saat Kulesi’ yürüdü. Yıkımın yaşandığı yere karanfiller bırakıldı. Hatay'da protestolar Köprübaşı ve Saray Caddesi’nde toplanan halk 04.17’de anma törenleri gerçekleştirildi. Köprübaşı'ndaki resmi anmaya katılan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve halkın sloganlarla istifaya davet ettiği Savaş'ı yeniden aday yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel protesto edildi.  Sol partiler, sendikalar ve kitle örgütlerinin çağrısıyla yapılan anma yürüyüşü için yüzlerce kişi Yunus Emre Parkı'nda buluştu. Buradan Köprübaşı'na yürüyüşe geçen topluluğa izin verilmedi. Depremde yıkılan Rana Apartmanı önüne yürümek isteyenler polis barikatını yıkarak apartman önünde anma yaptı. İskenderun ilçesinde meşalelerle Şehit Pamir Caddesi'nden sessiz bir şekilde yürümeye başlayan katılımcılar, saat 04.17'yi gösterdiğinde Pac Meydanı'na vardı.  Diğer iller Adana'da anma noktası, 96 kişinin yaşamını yitirdiği Alpargun Apartmanı enkazı oldu. Urfa Emek ve Demokrasi Platformu, depremlerde yaşamını yitirenleri Haliliye ilçesindeki İpekyolu Caddesi'nde yıkılan bir binanın önünde andı. Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Mimar Sinan Parkı’nda bir araya gelenler, “Yastayız, unutmayacağız” yazılı pankart açtı.  Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, 89 kişinin yaşamını yitirdiği Diyar Galeria Sitesi önünde anma gerçekleştirdi. Osmaniye'de Adnan Menderes Mahallesi’nde bulunan Metin Tamer Siteleri bölgesinde anma etkinliği düzenlendi. 

Faiz yükseltmek işe yaramadı: Yüksek enflasyon devam ediyor

Yılın ilk enflasyon verileri, patronların başlattığı zam dalgasının vahim sosyal sonuçlarını ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre Ocak ayı enflasyonu yüzde 6,70 oldu, yıllık enflasyon ise yüzde 64,86'ya yükseldi. TÜİK hissedilen gerçek enflasyonun, kendi hesapladığının iki katkı olduğu itiraf etmişti. Ocak ayında gerçekleşen enflasyona dair TÜİK verisi ikiyle çarpıldığında ENAG'ın hesapladığı oranla örtüşüyor geliyor. Bağımsız akademisyenlerin kurduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Ocak'ta aylık enflasyonu yüzde 9,38, yıllık yüzde 129,11 olarak hesapladı. Buna karşılık TÜİK'in hesapladığı enflasyon rakamı başta ücretler olmak üzere tüm ekonomik alanda temel veri olarak kabul ediliyor. 14-28 Mayıs seçimleri sonra oluşturulan yeni ekonomi yönetiminin faizleri artırarak yüksek enflasyonu dizginleyeceği iddia edilmişti. Geçen 7 ayda faizler yükseltilmesine rağmen enflasyon, yani fiyatların artış hızı düşmedi. Öte yandan yüksek faiz politikası ile beklene dış yatırım yani sıcak para da bulunamadı. Eriyen ücret zamları Zam dalgasının en önemli sonucu asgari ücret, emekli maaşları ve kamu çalışanlarının ücretlerinde yapılan artışların büyük oranda yutulması oldu. Eğer bir ara zam yapılmadığı takdirde, yılın geri kalanında geçim sıkıntısı çok daha büyük olacaktır.

1 2 3 4 5 6 İleri

Bültene kayıt ol