İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda'da hemşireler grev kararı aldı

Bursa Su Kolektifi: Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi derhal uygulansın!

Bursa Su Kolektifi, İŞKUR önünde eylem yaptı. Aktivistler, mevsimlik çalışan Kürt, Roman ve Arap işçilerin yaşadıkları sorunlara dikkat çekti. Mevsimlik işçiler, tarımın yükünü sırtında taşıyor. Buna rağmen hakları uygulanmıyor. Bursa Su Kolektifi, İŞKUR önünde yaptığı basın açıklamasında yaşananları şöyle duyurdu: ► "Daha 2 hafta önce Hatay Erzin’de narenciye toplama ve paketleme işinde çalışan iki kız çocuk işçiyi kaybettik. Fidan Tunç, 14 yaşındaydı ve her yıl ailesiyle birlikte narenciye toplamak için Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi'nden geliyordu. Fidan, narenciye bahçesinde çalışırken kaybolmasının ardından birkaç gün sonra başka bir bahçede ölü olarak bulundu. Dicle Nur Selçuk da 14 yaşındaydı. Diyarbakır’ın Dicle İlçesi’nden ailesiyle çalışmaya gelmişti. Mevsimlik işçi olarak çalıştığı narenciye fabrikasında saat 22.00 civarında meyve paketlerken kıyafetini makineye kaptırması sonucu hayatını kaybetti. Oysa Türkiye’de 14 yaş altı çocukların kanunen çalıştırılması yasaktır. TÜİK verilerine göre bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş bu yaş grubunda çocuk işçiliğinin mevsimsel olarak en az olduğu Ekim-Aralık aylarında yapılan anketlere göre 720 bin olduğunu açıklamıştır. Yine İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi son on yılda 15 yaş ve altında çalışan en az 211, 15-17 yaş grubunda ise 405 olmak üzere en az 616 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etmiştir." ► "Ekim ayının başında Bursa Su Kolektifi olarak Yenişehir İlçesi’nde bir kaç noktadaki çadır alanlarında kalan mülteci ve mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarını yerinde görmek ve sorunlarını tespit etmek için bir ziyaret gerçekleştirdik. Kadın, çocuk ve erkek işçilerle konuştuğumuzda “Bir dokunduk, bin ah işittik” Mevsimlik tarım işçileri kendilerine gösterilen alanda, naylon örtüler altında, adına çadır denilen mekânlarda yaşam mücadelesi vermektedirler. Bu alanlarda işçiler temizlik ve mutfak ihtiyaçlarını çok ilkel şartlarda gidermeye çalışmakta, temiz suya erişebilmek için kadınlar çadırlara suyu tarım zehirleri bidonları ile taşımakta, çocuklar tuvalet olarak kullanılan çukurların etrafında oyun oynamaktadır." Çözüm önerileri ve talepler ► "Oysa 2017 yılında çıkarılan Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi ile mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının giderilmesine yönelik ilgili kurumları, kuruluşları görevlendirilmiş ve evrensel yaşam, çalışma koşulları için sorumluluklarını belirlemiştir. Bu genelge ile yapılması gerekenlere dair dilekçelerimizi de basın açıklamamızın sonrasında önünde bulunduğumuz Türkiye İş Kurumu Bursa İl Müdürlüğü’ne vereceğiz. Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıklar bunlardan bazılarıdır. Bu kurumlar mevsimlik tarım işçilerinin yoğun olarak çalıştığı yerlerde; eğitim ve sosyal faaliyetleri ile işçilerin temel ihtiyaçlarını giderebilecekleri ortak kullanım alanları olan iklim şartlarına uyumlu, emniyetli, ekonomik, estetik ve fonksiyonel, prefabrike, betonarme ya da çelik iskeletli, yeterli büyüklükte binalar, doğa olaylarından etkilenmeyecek sağlıklı alt ve üst yapısı, elektrik, su ve kanalizasyonu bulunan barınma alanları, içme, kullanma suyu ve çevre sağlığı, eğitim, sağlık, ulaşım, güvenlik, sosyal hizmetleri gibi konular ile tarım aracılığı, sosyal güvenlik ve çocuk işçiliğiyle mücadele konularından sorumludurlar. O nedenle Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi acilen uygulanmalıdır!" ► "Hiçbir sosyal güvenceleri olmayan mevsimlik tarım işçileri geçen sene brüt 130 TL. yevmiye (gündelik) ile çalışırken bu sene brüt 220 TL. alıyorlar. Neden mi brüt? Evet, hiçbir sosyal güvence yok, kayıt dışı bir piyasa dolayısı ile devlet vergisi yok, fakat işçi çavuşlarının büyük haraç kesintileri var. 220 TL’den ellerine geçen net ücret 160-170 TL. Her gün kesilen yol ücreti ve çavuş payı adı altındaki haraçlar. Son 5 yılda yöredeki yurttaşların tespiti ile her biri servet sahibi olan, lüks arabalara binen, artık işçi çadırlarında konaklamayan işçi çavuşlarının bir de elektrik, su parası adı altında topladıkları toplu haraçlar var. İşçilerin sarfiyatlarını hiçbir şekilde öğrenemedikleri itiraz ettikleri durumda elektriksiz kaldıkları toplu haraçlar. Oysa bakınız İŞKUR ile sözleşme yapmak zorunda olan dayıbaşları için yürürlükte bulunan Tarım İş Aracılığı Yönetmeliği 11. maddesinin 1. fıkrasındaki bentler, aracılık yapmak üzere izin verilen gerçek veya tüzel kişilerin; işçilerden değil işverenden ücret almayacaklarını, işçilerin, konaklama yeri ile işyeri arasında uygun araçlarla güvenilir bir şekilde ulaşımının sağlanması hususunda işverenle birlikte doğrudan kontrol ve gözetim yapacaklarını, ücretlerin kararlaştırılan ödeme biçimine göre işverence  her işçinin kendisine ödenmesini sağlayacaklarını, işçilerin günlük brüt kazançlarının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39. maddesinde belirtilen asgari ücretin altında olmayacağını, işçilerin barınma yerlerini, yeme ve yatma durumlarını sağlığa ve barınma koşullarına uygun biçimde sağlamak için mahalli mülki idare amirlikleri nezdinde gerekli başvuruları yaparak takip etmeyi kabul ve taahhüt ederler yükümlülüklerini içerir. Basın açıklamamızdan sonra İŞKUR’a vereceğimiz bilgi edinme dilekçelerimiz ile bölgemizde sona eren mevsimlik tarım işçiliği 2022 yılı sezonu boyunca yapılan uygulamalar ve denetimlere ilişkin sorularımızı yönelteceğiz ve konunun sürekli takipçisi olacağız. Mevsimlik Tarım İşçilerinin yaşadıkları çok ağır sömürünün ve yaşam şartlarındaki tüm olumsuzlukların giderilmesi yolunda Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi’nde görevlendirilen kamu kurum ve kuruluşlarınca acilen genelgenin uygulanmasını ve 2023 yılı sezonunda kurumların sorumluluklarını yerine getirmelerini talep ediyoruz."  

Hakları için greve çıkan Liverpool liman işçileri kazandı

Grevdeki Liverpool liman işçileri, ücretlerine yüzde 14 ile 18 arası zam alarak eylemlerini sonlandırdı. UNITE sendikası yaptığı açıklamada, "Kararlı mücadele sonuç getirdi" dedi. Eylül ayında, ücret artışı talebiyle greve çıkan 600 Liverpool liman işçisi, taleplerini işverene kabul ettirdi ve ücretlerine yüzde 14 ile 18 arası zam alarak işbaşı yaptı. UNITE sendikası tarafından yapılan açıklamada, liman şirketi Peel Ports ile yapılan görüşme sonucunda, yüzde 10,1 olan enflasyon oranının üzerinde bir anlaşma yaparak işçilerin işe dönmesinin sağlandığı belirtildi. UNITE adına pazarlıkları yapan sendika yetkilisi Bobby Morton, kararlı mücadele, işçilerin tek yumruk hareket etmesi, ulusal ve uluslararası dayanışma ve sendikanın işçilerden yana uyguladığı taktikler sonucu başarıya ulaştıklarını kaydetti. Kıdem durumuna göre yüzde 14 ile 18 arasında zam alan sendika yetkilileri, bunu işçilere sorarak grevi sonlandırdı. Dün sabah saatlerinde grevci işçileri acil toplantıya çağıran sendika, yapılan anlaşmanın içeriğini işçilere açıkladı ve işçilerin oylamasına sundu. İşçilerin yüzde yüze yakını anlaşmayı kabul etti, sendika da grevin sona erdiğini ve işçilerin işbaşı yapacağını duyurdu. İngiltere’nin hemen hemen tüm iş kollarında süren grevlerin birçoğu kazanımla sonuçlanmaya başladı. En az enflasyon oranında zam isteyen işçiler, iş garantisi ve iş koşullarının iyileştirilmesini de talep ediyor. En son geçtiğimiz ay Londra’da 2 bin otobüs şoförü ücretlerine yüzde 11 zam alarak grevlerini zaferle sonuçlandırmışlardı. Grevlerin sürdüğü alanlarda işverenler yüzde 2 ile 7 arası teklifte bulunurken, sendikalar ve işçiler en az enflasyon oranında zam yapılmasında diretiyor.

Son on yılda en az 616 çocuk işçi hayatını kaybetti

İSİG, 2013 yılından bugüne “en az” 616 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini belirterek ucuz çocuk işgücünü teşvik eden eğitim sistemi politikalarına son verilmesi çağrısı yaptı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG), 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Gününde açıkladığı rapora göre  2013 yılından bugüne geçen on yılda “en az” 616 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Çocukların yoksulluk, güvencesiz işçilik, şiddet ve iş cinayetleri cenderesi altında olduğunu belirten İSİG, AKP’nin hayata geçirdiği tarım, sanayi, eğitim ve sosyal politikalarının her geçen gün daha fazla çocuğun işçileşmesini beraberinde getirdiğini, “çocuk işçilik” yokmuş gibi bir hava verilerek sorunun görünmez kılınmaya çalışıldığını vurguladı.   İSİG raporunda SGK’nin açıkladığı “Yıllık İş Kazası İstatistikleri” verileri ile kendi verilerini karşılaştırdı. SGK kayıtlarına göre; 2013-2021 yıllarını kapsayan 9 yılda 102 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.  İSİG Meclisi iş cinayetleri raporlarına göre ise; 2013 yılından bugüne geçen on yılda “en az” 616 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.  İSİG, raporunda TÜİK verilerini de inceledi: TÜİK verilerine göre; Bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin kişidir. Çalışan çocuklar arasında 5 yaşında çocuk gözlenmemiştir. Çalışan çocukların yüzde 79,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken 14 yaş ve altında bu oran yüzde 20,3’tür. Çalışan çocukların yüzde 34,3’ü eğitime devam etmemiştir. Çalışan çocukların yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi ve yüzde 45,5’i hizmet sektöründe yer almıştır. İşteki durumuna göre çalışan çocukların yüzde 63,3’ü ücretli veya yevmiyeli, yüzde 36,2’si ücretsiz aile işçisi, yüzde 0,5’i ise kendi hesabına olarak çalışmıştır. İSİG Meclisi iş cinayetleri raporlarına göre; TÜİK verileri (720 bin kişi) çocuk işçiliğin gerçek boyutlarını perdeliyor. Çocuk işçiliğin azaldığına dayanak gösterilen istatistiklerde sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören öğrenci olmak üzere çocuk işçiliğin ana gövdeleri eksik. Öte yandan çocuk işgücü anketleri yaz aylarında değil, Türkiye’de mevsimsel olarak, çocuk işçiliğin en az olduğu Ekim ile Aralık aylarında yapılıyor, bu da çocuk işçiliğin gerçek boyutlarını gizliyor. 4 ve 5 yaşlarında çalışırken ölen 9 çocuk tespit etmiş durumdayız. Bu durum çocuk işçiliğin bu yaşlarda başladığı anlamına gelmektedir. Bu yaş grubunda ölüm varken “5 yaşında çalışan çocuk gözlenmemesi” bu anketlerin kapsamını bir kez daha sorgulamamıza neden olmaktadır. Çocuk işçi ölümlerinin 65,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken 14 yaş ve altında bu oran yüzde 34,3’tür. Birinci maddede belirttiğimiz çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören 1,5 milyon çocuğun yok sayılması eğitime dair verilen bilgileri de gölgelemektedir. Bu süreçte önemli bir ivmeyi 4+4+4 eğitim sistemi oluşturmuştur. Eğitim-Sen’in hazırladığı “Çatışmaların Eğitim-Öğretim ve Öğretmenler Üzerindeki Etkisi Anketi”ne göre bu uygulamanın başlatıldığı 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Türkiye’de sadece 45 özel meslek lisesi varken son üç yıl içinde kamu kaynaklarıyla yapılan doğrudan destek ve teşvikler sonucunda okul sayısı yaklaşık 10 kat, özel meslek liselerine giden öğrenci sayısı ise 17,5 kat gibi astronomik bir artış göstermiştir. Ayrıca MEB’in, okulda olması gerekirken çalıştığını tespit ettiği ancak “ulaşamadığı” çocuk sayısını yaklaşık 440 bin olarak açıkladığını da belirtelim. İş cinayetlerinde ölen çocukların yüzde 57,3’ü tarım, yüzde 19,5’i sanayi, yüzde 12,8’i hizmet ve yüzde 10,4’ü inşaat sektöründe çalışmaktaydı. İş cinayetlerinde ölen çocukların yüzde 77,4’ü ücretli veya yevmiyeli, yüzde 32,6’sı ücretsiz aile işçisi/kendi hesabına (yüzde 20’si çiftçi ve yüzde 12,6’sı esnaf) çalışandır. Talepler İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak, çocuk işçiliğin getirildiği durumu ve çocuk iş cinayetlerinin bir “çocuk emek sömürüsü” politikası olduğunu vurgulayarak şu talepleri sıraladı: Ucuz çocuk işgücünü teşvik eden ve bunun altyapısını oluşturan eğitim sistemi ve eğitim politikalarına son verilmelidir. Tüm çocuklara parasız ve nitelikli eğitim imkanı sağlanmalıdır. Çocuk emeğiyle ilgili veriler bilimsel, güvenilir ve düzenli bir şekilde yayınlanmalıdır. Kayıt-dışı çocuk işçi çalıştırılan kişi ve kurumlara göz yumulmamalı, caydırıcı cezalar verilmelidir. Yasadışı çocuk işçi çalıştırmayı önlemeye yönelik tedbirler alınmalı, denetimler etkin ve sıkı bir şekilde yapılmalı, ilgili mevzuatlar yürürlüğe koyulmalıdır. Tüm çocuklar ücretsiz ve detaylı sağlık taramasından geçirilmelidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli beslenme imkânı sağlanmalı, bağışıklık sistemleri kuvvetlendirilmelidir. Çocuk işçilik yasaklanmalıdır. 

İngiltere’de işçiler hayat pahalılığına karşı grevde

İngiltere’de grevler durmuyor, tüm sektörlere yayılıyor.  Eğitim işçileri de hayat pahalılığı karşısında greve gideceklerini duyurdu, Üniversite ve Kolej Sendikası (UCU) 23 Kasım’da ülkenin tüm üniversitelerini kapsayacak kitlesel eylemler yapılacağını ilan etti.  150 üniversitede başlayacak olan grevler, 23 Kasım eyleminin hemen ardından başlayacak ve üç gün sürecek. Böylece aynı gün grevde olacağı bilinen posta işçilerinin eylemleriyle birleştirilmesi amaçlanıyor. Hatta İskoçya’daki öğretmenler de posta işçileri ve üniversite çalışanlarının 24 Kasım grevinde onlara katılmaya hazırlanıyor.  Grev sözcüleri, bunun bir sınıf mücadelesi olduğunu belirtirken, şubat ayından itibaren daha büyük eylemler ve daha kitlesel grevler yapılacağını da duyurdular.  Geçtiğimiz aylarda başlayan ve ülke genelinde büyük destek bulan “Enough is Enough” (Artık Yeter) hareketinin de kendilerini desteklemesiyle güç kazanan bu grevler, ülkenin önde gelen sendikalarının, bundan böyle durmayacaklarını ilan etmesiyle her geçen gün büyüdü ve halen büyümeye devam ediyor. Son aylara grevleriyle damgasını vuran ulaşım işçileri de eylemlerini metro hatlarına taşıdı, Londra metrosunu işlemez hale getirdiler. 10 binden fazla metro işçisinin 24 saat boyunca sürdüreceği yeni grevlerin duyuruları coşkuyla karşılandı, eğitim işçileri de önümüzdeki haftalarda gerçekleştirilmesi planlanan bu grevlere destek vermeye devam edeceklerini açıkladı.  Metro işçilerinin ardından hemşireler de aralık ayında başlayacak eylemleriyle birlikte, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’deki sağlık çalışanlarının da katılacağı büyük bir greve hazırlandıklarını duyurdu. Aynı günlerde açıklama yapan kamu çalışanlarıysa 10 binlerce kişilik bir greve hazırlandıklarını bildirdiler. 100 bin kamu çalışanın tarihi bir kararla, greve evet demiş olması, önümüzdeki haftalarda tüm sanayi kollarını kapsayacak büyük eylemler dalgasının başlangıcı olarak görülüyor.

Asgari ücret net 15 bin lira olmalı

Maliye Bakanı Nebati, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları için devletin bütçeden 92 milyar lira ödediğini açıkladı. Ama KKM’nin devlete ve dolayısıyla topluma maliyeti bununla sınırlı değil. Öncelikle bu mevduatlara ortalama yüzde 20 faiz ödendi, elde edilen faiz gelirlerinden vergi vb. hiçbir kesinti yapılmadı. Sonuçta KKM’nin maliyeti 300 milyar lirayı buldu. İşçiler artan hayat pahalılığına karşı asgari ücretin artırılmasını istiyorlar. Türkiye’de 18 milyon kayıtlı işçi ve memur var, bunların en az yarısı asgari ücret alıyor, diğer yarısının önemli bir bölümü de asgari ücretin biraz üzerinde kazanç elde ediyor. Asgari ücret geçen yıl bu günlerde 2 bin 850 liraydı ki biz o gün de asgari ücretin en az 5 bin lira olmasını istiyorduk. O tarihten bu yana gerçek enflasyon en az 3 kat arttı. Yoksulluk sınırı aylık 24 bin lirayı geçti. Şimdi asgari ücretin en az 15 bin lira olması gerekiyor. Bunu için gerekli kaynak bankaların devasa kârlarında var. Asgari ücrette sondan 2. Türkiye ulusal asgari ücretin geçerli olduğu AB ülkeleriyle kıyaslandığında çok acıklı bir durumda. 21 AB üyesi devletin yanı sıra ABD ve Türkiye gibi AB üyesi olmayan devletlerin de yer aldığı bir hesaplamaya göre 1 Ocak 2022 verileri açısından, aylık asgari ücretin en yüksek olduğu ülke 2256.95 Euro ile Lüksemburg. Bu ülkeyi takiben sırasıyla 1774.50 Euro ile İrlanda, 1725 Euro ile Hollanda, 1658.23 Euro ile Belçika, 1638 Euro ile Almanya, 1603.12 Euro ile Fransa, 1125.83 Euro ile İspanya, 1109.54 Euro ile ABD, 1074.43 Euro ile Slovenya, 822.5 Euro ile Portekiz takip ediyor. Türkiye ise 26 ülkenin olduğu bu listede 328.49 Euro ile 25. sırada yer aldı. Son sırada ise  248.43 Euro ile Arnavutluk yer alıyor. Bir başka veri ise asgari ücrete zam yapılmasına rağmen yaşanan büyük kaybı gösteriyor. Türkiye Raporu’nun verilerine göre 1 Ocak–30 Haziran tarihleri arasında aylık asgari ücret 4253.4 TL idi. Gelen son zam ile birlikte 1 Temmuz itibariyle aylık 5500 TL oldu. Bu ücret günümüz döviz kuru ile yaklaşık olarak 295 Euro’ya denk geliyor.  Asgari ücret miktarı artış göstermesine rağmen Euro cinsinde azalmanın söz konusu olması, TL’nin Euro karşısındaki büyük değer kaybını gözler önüne seriyor. Bu gerçekler Türkiye işçi sınıfının Avrupa ülkeleri içinde en yoksul sınıf kesimi olduğunu da gösteriyor. (Sosyalist İşçi)

Öğretmenler ÖMK'nın iptal edilmesini bekliyor

Öğretmenlik Meslek Kanunu, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) gündeminde. Eğitim Sen ve birçok sendika AYM'den bu kanunu iptal etmesini talep ediyor. ÖMK'ya karşı mücadelenin başını çeken KESK'e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası, birçok protesto ve iş bırakma eyleminin ardından gelinen nokta hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: 14 Şubat 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve ardından çıkarılan “Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği” Anayasa’ya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle yoğun tepkiyle karşılanmıştır. Gerçek bir meslek kanunu olmaktan çok uzak olan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ düzenlemesi, yasalaşmasının hemen ardından ana muhalefet partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınmış ve AYM konuyu ‘esastan görüşmek’ üzere gündemine almıştır. Benzer bir şekilde ‘Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği’nin de ilgili yasalara ve Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle sendikamız tarafından Danıştay’a dava açılmıştır. Açılan davalara rağmen Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınav takvimini işletmekte ısrar etmesi anlaşılır değildir. Eğitim Sen olarak gündeme geldiği ilk günden itibaren yaptığımız eylem ve etkinliklerde AYM gündemindeki düzenlemenin öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, özlük haklarını zayıflatan, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren bir içeriğe sahip olduğu ifade edilmiştir. Son olarak 2 Kasım tarihinde 14 eğitim sendikasının ülke genelinde yaptığı iş bırakma eylemiyle öğretmenler, kitlesel olarak itirazlarını dile getirmiştir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, ÖMK’ye yönelik bütün eleştirilere kulaklarını tıkamakta ve bildiğini okumaya devam etmektedir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içeren ÖMK’yi 9 Kasım 2022 Çarşamba günü esastan görüşecektir. Eğitim emekçilerinin beklentisi, ÖMK’de yer alan ekonomik iyileştirmelerin bütün eğitim ve bilim emekçilerine ayrımsız ve eşit bir şekilde uygulanması, öğretmenleri ayrıştıran ve ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesiyle çelişen her türlü uygulamaya derhal son verilmesidir. Bu anlamda AYM’nin vereceği karar önemlidir. Sendikamız yıllardır sadece öğretmenlerin değil, eğitim kurumlarında çalışan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Nitelikli eğitim için öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve talepleri de dikkate alınmalıdır. Öğretmenler için düşünülen iyileştirmeler, tüm eğitim ve bilim emekçisi arkadaşlarımızın çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi ile birlikte ele alındığında anlamlı olacaktır. Gerçek bir meslek kanunu hazırlanmak isteniyorsa “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı” temel alınmalı, sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin hakları ve taleplerini güvence altına alan yeni bir kanun yapılmalıdır. Eğitim emekçilerinin AYM’den talebi hukuka uygun karar alması, eğitim alanında oluşacak kaosa izin vermemesidir. Gündeme geldiği andan itibaren eleştiri ve itirazlarımızı kamuoyu ile paylaştığımız Öğretmenlik Meslek Kanunu ve yönetmeliğine karşı mücadelemizi gerek hukuksal gerekse örgütsel boyutuyla sonuç alıncaya kadar sürdüreceğimiz bilinmelidir.

İngiltere'de eğitim işçileri insanca ücret için greve hazırlanıyor

İngiltere'de grev hareketi büyüyor. Demiryolu işçileri ve hemşirelerin ardından 150 üniversitede çalışan 70 bin eğitim işçisi üç gün iş bırakacak. İngiltere’deki Üniversite ve Kolej Sendikası (UCU), üniversitelerde öğretim üyeleri ve diğer çalışanların maaş, emeklilik ve çalışma koşullarında uzlaşılamaması nedeniyle greve çıkacağını duyurdu. 23 Kasım'da tüm üniversitelerde kitlesel eylemler yapılacak. Ardından grev,  24, 25 ve 30 Kasım’da gerçekleşecek. Bazı öğrenci örgütleri de grevi destekliyor. Sendika üyeleri, enflasyonun yüzde 10’un üzerinde olduğu bir dönemde yüzde 3’lük zam teklifini reddediyor. Ayrıca emeklilik konusunda 10 yıldır süren anlaşmazlık ve emeklilik fonlarının nasıl kullanıldığı diğer bir anlaşmazlık konusu. Üniversite çalışanları insanca yaşayacak ücret talep ediyor. 

Amasra madeni: Üretim durmasın diye işçiler ölüme yollandı

Bilirkişi raporunda iş cinayeti tespit edildi. Sayıştay ise daha önce yayınladığı raporde kaza olasılığına dikkat çekmişti. Maden işçisi katliamı göz göre göre geldi. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesinde 14 Ekim'de meydana gelen patlamaya ilişkin bilirkişi ön raporu hazırlandı. Hazırlanan rapordaki tespitlere göre, madende üretimi kesintiye uğratmamak için madenin boşaltılmasını gerektiren grizu miktarlarında bile üretimin kesilmediği ve madenin boşaltılmadığı ortaya çıktı. Ayrıca havalandırma sisteminin iyileştirilmediği, eksik mühendis ile çalışıldığı, iş güvenliği eğitimlerinin yeterli olmadığı ve denetimlerin gerektiği gibi yapılmadığı belirtildi. Maden, jeoloji, jeofizik, elektrik ve makine mühendisleriyle iş güvenliği uzmanından oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetinin hazırladığı 28 sayfalık ön inceleme raporu, Amasra Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Raporda, 41 kişinin hayatını kaybettiği, 11 kişinin yaralandığı olayın, grizu ve kömür tozu içeren bir patlama olduğu belirtildi.  Patlamaya ilişkin özetle şu değerlendirmeler yapıldı: Amasra maden ocağındaki patlamanın en temel nedeni, havalandırmanın yetersizliğidir. Ocak içinde yeterli miktarda ve hızda hava dolaşımı sağlanamamış, sistemin iyileştirilmesi için hazırlanan proje hayata geçirilmemiştir.  Metan seviyelerinin defalarca ve uzun sürelerde yüzde 1,5 ve yüzde 2'nin üstünde kaldığı, neredeyse rutin olarak yüzde 1,5'i, düzenli olarak da yüzde 2'yi aştığı görülmüştür. Metan gazının alt patlama limiti olan yüzde 5'i geçtiği durumlar dahi yaşanmıştır. Ancak kayıtlar incelendiğinde ikaz ve alarm seviyelerinde maden ocağının kısmen bile olsa boşaltılmadığı anlaşılmaktadır. Denetleme mekanizmasının gereken etkinliği sağlayamadığı net olarak görülmüştür. Patlamadan 3 gün önce yapılan denetim sonucunda hazırlanan raporlarda havalandırma, metan drenajı, kömür tozu ile mücadele ve benzeri konularda tespit veya iyileştirmeye yönelik bir talep, öneri ya da yaptırım bulunmamaktadır.  İşletmede, yer altındaki farklı birimlerde yapılan tüm teknik işler tek bir vardiya mühendisi ile denetlenmekte ve yönetilmektedir. Bunun yetersiz kalacağı aşikârdır.  İşçiler, Oksijenli Ferdi Kurtarıcı (OFK) maskelerini kullanmakta yetersiz olduklarını belirtmişlerdir. İş güvenliği eğitimleri ve tatbikatlarının yetersiz olduğu görülmektedir. Raporda, kazadan sorumlu olduğu tespit edilen kişiler ise şöyle: TTK Genel Müdürü ve müesseselere bakan üretimle ilgili Genel Müdür Yardımcısı ATİM Müdürü, Müdür Yardımcısı, İşletme (Üretim) Müdürü, İşletme Başmühendisi, 1. Kartiye Mühendisi, 2. Kartiye Mühendisi, Emniyet Mühendisi, İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Şube Müdürü, İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Başmühendisi ve iki İş Güvenliği Uzmanı Patlamayla ilgili sekiz kişi tutuklandı. Tutuklananların isim ve görevleri şöyle: ATİM Müdürü Cihat Özdemir, Müdür Yardımcısı Salih Atmaca, İş Güvenliği Şube Müdür Vekili Volkan Soylu, Emniyet Mühendisi Şahan Kahraman, İşletme Müdürü Selçuk Ekmekçi, İşletme Başmühendisi Mehmet Tural, 1. Kartiye Maden Mühendisi İbrahim Hakan Mengeş ile 2. Kartiye Maden Mühendisi Levent Aydın.

AKP iktidarıyla geçen 20 yılda en az 30 bin 224 iş cinayeti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), geçen Ekim’de 158, 2022 yılının ilk on ayında (304 günde) en az 1521 işçinin çalışırken öldüğünü duyurdu. İSİG'in açık kaynaklardan derleği aylık raporda  AKP'li yıllarda meydana gelen iş cinayetleri sıralandı: "2002 yılının son iki ayında 146 işçi, 2003 yılında 811 işçi, 2004 yılında 843 işçi, 2005 yılında 1096 işçi, 2006 yılında 1601 işçi, 2007 yılında 1044 işçi, 2008 yılında 866 işçi, 2009 yılında 1171 işçi, 2010 yılında 1454 işçi, 2011 yılında 1710 işçi, 2012 yılında 878 işçi, 2013 yılında 1235 işçi, 2014 yılında 1886 işçi, 2015 yılında 1730 işçi, 2016 yılında 1970 işçi, 2017 yılında 2006 işçi, 2018 yılında 1923 işçi, 2019 yılında 1736 işçi, 2020 yılında 2427 işçi, 2021 yılında 2170 işçi ve 2022 yılının ilk on ayında 1521 işçi..." Yani en az 30 bin 224 iş cinayeti gerçekleşti. Ekim 2022'ye bakıldığında, senenin diğer diğer aylarında olduğu gibi, denetimsizlik ve kar hırsı yüzünden işçi ölümleri devam etti. Amasra’da 41 maden işçisi katledildi. Yılın ilk on ayında ölen moto kurye sayısı en az otuz dört. 2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı: Ocak ayında 120, Şubat ayında 109, Mart ayında 122, Nisan ayında 129, Mayıs ayında 176, Haziran ayında 189, Temmuz ayında 172, Ağustos ayında 186, Eylül ayında 160 ve Ekim ayında 158 işçi hayatını kaybetti... 2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: Tarım, Orman işkolunda 302 emekçi (156 işçi ve 146 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 300 işçi; Taşımacılık işkolunda 173 işçi; Madencilik işkolunda 97 işçi; Metal işkolunda 83 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 82 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 79 emekçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 65 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 56 işçi; Enerji işkolunda 46 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 39 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 30 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 29 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 27 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 20 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 16 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 14 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 7 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 3 işçi; İletişim işkolunda 2 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 51 işçi hayatını kaybetti… 2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 333 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 288 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 233 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 161 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 85 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 75 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 67 işçi; İntihar nedeniyle 60 işçi; Şiddet nedeniyle 60 işçi; Covid-19 nedeniyle 45 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 19 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 12 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 83 işçi hayatını kaybetti… 2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle: 90 kadın işçi ve 1431 erkek işçi hayatını kaybetti… 2022 yılının ilk on ayında 80 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin geldikleri ülkelere bakarsak: 37 işçi Suriyeli; 17 işçi Afganistanlı; 6 işçi Türkmenistanlı, 4 işçi Özbekistanlı; 3’er işçi İranlı ve Rusyalı; 1’er işçi Azerbaycan, Belaruslu, Endonezyalı, Iraklı, Kuveytli, Nijeryalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Ukraynalı ve Yunanistanlı...

1 2 3 4 5 6 İleri

Bültene kayıt ol