Nuran Yüce

Nuran Yüce son yazıları

Nuran Yüce tüm yazıları

03.01.2015 - 12:30

‘Bu kömürü çıkarmak zorundayız’

Basının meraklısı olduğu konular arasında; yeni yıl kutlamalarının nasıl coşkulu geçtiği, kimin nerede kutlamalara katıldığı, özellikle önemli şahsiyetlerin yeni yılı nerede karşıladıkları ve yaptıkları açıklamalar da yer alır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın Amasra kömür madeninde madencilerle birlikte yerin üç yüz metre aşağısında yediği yılbaşı yemeği, Soma ve Ermenek’te yaşanan maden kazalarına atıfla yaptığı açıklama da bu yıl bu tür haberlerin arasındaydı.

Bakan Yıldız,Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) ait Amasra’daki maden ocağını ziyareti sırasında yeni bir Soma faciasının yaşanmaması için ‘hepimizin gayretli olması gerektiğini’ söylemiş. Kimin gayretli olacağı ve nasıl gayretli olunacağı kısmına geçmeden önce, yine yeni bir yıl arifesinde yaşanan bir başka katliamı hatırlatmak istiyorum. Hala sorumlularının bir türlü bulunamadığı Roboski katliamı…

29 Aralık 2011’de Roboski’de Kürt vatandaşların üstüne bomba yağmasının üzerinden tam üç yıl geçti. 34 insanın ölümü üzerine hükümet kanadından yapılan açıklama katliamdan daha beter, insanın kanını dondurur cinstendi; ölenler için ‘yukarıdan Ahmet mi Mehmet’mi’ oldukları anlaşılmıyor denilmişti. Geçen üç yıl içinde sorumlular bulunmadığı gibi artık Roboski’nin sorumlusu kim diye sorulduğunda ‘Bu olayın suçlusu hükümet değil, asker de değil, bu olayın suçlusu terör’ deniliyor. Ve hatta ‘Roboski’yi PKK bombalattı, paralel yapı üstünü kapattı’ denilen bir aşamaya gelinmiş durumda. Sonuçta “Roboski’den kim sorumlu” sorusu orta yerde dururken, sorumluları adalet önüne çıkarılmamışken, istenen hükümetin bu işte herhangi bir siyasi sorumluluğu olmadığının kabul edilmesi.

Peki, Soma ve Ermenek’teki katliamdan kim sorumlu? Bu yılın son istatistiki verilerinden biri:Türkiye’nin, reel ücretlerdeki düşüş ve döviz kurlarındaki gelişmelere bağlı olarak “ucuz üretim”de, dünyanın en ucuz üreticisi olarak bilinen Çin’in düzeyini yakaladığı haberi idi. Soma maden kazasının sorumlularının bulunması için oluşturulan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun raporunda ise“Sendikalar toplu sözleşmelerde hep ücret üzerine odaklanır. Hâlbuki bu pazarlıklarda iş güvenliğinin de esas olması gerekir. Maalesef bizim sendikalarımızda böyle bir durum yok” denilerek ücret artışı için mücadele etmeye çalışan sendikalar neredeyse baş sorumlu olarak gösterildi. Kârını arttırmak için madencilerin hayatta kalmalarını sağlayabilecek yaşam odalarını oluşturmayan, daha fazla üretim için işçilerin yemeklerini yerin altında yemelerini zorunlu kılan şirketler baş sorumlu değildi. Rödovans sistemini getiren, kömür üretimini teşvik eden, yasal ve idari düzenlemelerle işçiden ve doğadan yana değil de şirketlerin yanında yer alan, katliamın üzerinden henüz iki ay geçmişken, maden ocaklarında yaşam odalarının zorunlu olmasına ilişkin TBMM’de verilen önergeye hayır diyen hükümet zinhar sorumlu değildi.Yıldız’a göre ise arkadaşlarım diye bahsettiği madencilerin dikkatli çalışmaması, kurallara uymaması da kazada etkendi.”Madenlerde yaşanan kazalardan” yine hepimiz ya da paralel yapı sorumlu olabilir ama hükümet asla sorumludeğildi.

Taner Yıldız, yılbaşı akşamı söylediği ve bu yazının da başlığı olan “Değerli kardeşlerim ama her koşulda biz bu kömürü çıkarmak zorundayız” cümlesi ile hükümetin Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri doğrultusunda tüm yerli kömürü çıkarmadaki kararlılığını bir kez daha dile getirmiş oldu. Bu arada yaşanan maden kazaları ile  acı da olsa tecrübe kazanılıyormuş. İklim değişikliğinin etkilerini daha fazla hissetmeye başladığımız günlerde daha fazla acı tecrübeyi hep birlikte yaşamaya başlayacağız. Örneğin, kurak geçen yılların ardından yaşanacak su sorunu ya da şiddeti artan yağışların yarattığı taşkınlar. Olumsuz iklim koşullarından etkilenen tarımsal faaliyetler nedeniyle artan gıda fiyatları vb. Bu olumsuz tablodan etkilenen milyonlarca insan olacak. Oysa herkes tarafından bilinen bilimsel bir gerçek şu ki; iklim değişikliğinin en önemli nedeni fosil yakıtların (en başta kömür, petrol, doğalgaz) kullanımı. Bu bilimsel gerçeği AKP hükümeti biliyor. Bilmesine rağmen fosil yakıt kullanımını arttırma konusunda yıkıcı adımlar atıyor. Birkaç yıl sonra iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği felaketleri daha keskin yaşamaya başladığımızda, afet yerlerini ziyaret eden bakanlar ya da hükümet yetkililerinin şu sözleri sarf etmeleri kuvvetle muhtemel: “Hükümetin zinhar sorumlusu olmadığı bu tür felaketler doğanın fıtratında var. Bu tür felaketlerin yaşanmaması için hepimizin gayretli olması gerekiyor.” Yersek felaketlerin nedenleri ile ‘paralel yapı’ arasında da bir bağlantı kurabilirler. Nasıl olsa katliamları sıradanlaştırmakta, sorumluları aklamada bu paralel çok işe yarıyor.

Nuran Yüce

[email protected]


Bültene kayıt ol