Şirketleri kurtardıkları halde krizi önleyemiyorlar

04.06.2020 - 14:05

Salgın devam ediyor fakat hükümetler önlemleri gevşetmek yönünde aceleci kararlar alıyor.

Ekonomik düzenin geleceği hakkındaki belirsizlik büyürken, patronların acil kâr talebi etrafında şekillenen destek ve kurtarma planları ise işe yaramıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Nisan ayındaki değerlendirmesinde, dünya ekonomisinin bu sene yüzde 3 küçüleceği tahmininde bulunmuştu. 

Birleşmiş Milletler, Mayıs ayında yayınladığı raporda, küresel ekonominin yüzde 3,2 oranında küçülmesini, dünya ticaretinin ise yüzde 15 daralmasını bekliyordu.

Mayıs sonunda konuşan IMF Direktörü Kristalina Georgiev “Birçok ülkeden gelen veriler, bizim 2020 için yaptığımız kötümser tahminlerin altında” diyerek sert küresel durgunluğun derinleşeceğine söyledi.

İşsizlik

Küresel kapitalizmin yöneticilerini ve piyasa ekonomisinin savunucusu birçok ekonomisti karamsarlığa sürükleyen üç faktör, işsizlik, iflaslar ve salgının seyri hakkındaki kaygılar.

Mayıs ayı itibarıyla dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de 41 milyon kişi işsizlik yardımına başvurdu. ABD’de işsizlik, korona krizi öncesi Şubat ayında yüzde 3,5 dolayındaydı.  Mart ayından bu yana ise ülkedeki 150 milyonluk toplam işgücünün yüzde 20’sinden fazlası işsiz kaldı. Kitlesel işsizlik, Büyük Buhran denilen 1929 krizinden bu yana geçen 90 yıldır görülmemişti.

Fransa’da işsizlik yardımı başvuruları, Nisan ayında yüzde 22 arttı. İngiltere’de ise bu oran yüzde 70’e yaklaştı. Türkiye’de de 30 milyonluk toplam işgünün üçte birinden fazlası işsiz durumda. Emperyalist devletlerden fakir devletlere işsizlik bir çığ gibi büyüyor.

İflaslar ve destek paketleri

Salgının yayılmasını durdurmak için, Mart ve Nisan aylarında dünyada üretim büyük ölçüde durduruldu . Birçok şirket ya iflas etti ya da iflasın eşiğine geldi. Küresel borç zinciri, borçlar ödenmeyecek hale gelince, sarsılmaya başladı.

Kitlesel işsizlik ve iflaslar karşısında hükümetler, ekonomik destek paketleri ilan etmeye başladı. Dünyada (Türkiye de dahil olmak üzere) Mart ayında açıklanan destek paketlerinin toplamı 7 trilyon doları buldu.

Bu para nereye gitti? Salgının en fazla vurduğu devletlere tek tek bakıldığında, açıklanan devasa ekonomik paketlerin büyük oranda şirketleri kurtarmak, onların kredi borçlarını hafifletmek ve yeni krediler yani borç imkanları için harcandığı görülüyor.

Destek paketlerinde, işsizlere, açlara, emekçi sınıflara verilen bireysel desteğin ise son derece kısıtlı olduğu ortaya çıkıyor. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri için yapılan yeni harcamalar ise şirketlere yapılanın yanında ufacık kalıyor.

IMF sözcüsüne bakılırsa dağıtılan 7 trilyon dolar ne salgını ne de kapitalizmin krizini önleyebildi. Patronların kasasına giren paralar günü kurtarmak içindi. Bu da başarısız olmuş gözüküyor.

Her fırsatta kazananlar

Milyarca işçi, işini kaybetmişken, birçok küçük ve orta boy işletme iflas ederken, dünya servetine el koyan dev şirketlerin sahipleri salgında da kazandı

Mart ayından bu yana 600’ü aşkın ABD’li milyarderin toplam serveti 3 trilyon 382 milyon dolara ulaştı. Bu, servetlerini sadece iki ayda coronaviruse rağmen yüzde 15 artırdıkları anlamına geliyor.

Diğer emperyalist devletlerde ve Türkiye’de sömürücü azınlığın daha da zenginleştiği bir sır değil.

Aynı gemide değiliz

Salgınla geçen iki ay, patronlarla işçilerin aynı gemide olmadığını, hükümetlerin ve devletlerin işçilere ve patronlara eşit mesafede durmadığını, devasa kaynakların sağlığa, sosyal güvenliğe, toplumsal desteğe harcanmadığını ortaya koydu.

Rekabete ve emek sömürüsüne dayalı bir düzen olan kapitalizm iyileştirilemez. İklim ve salgın krizini çözmek için, bu düzenden kurtulmalıyız.

(Sosyalist İşçi)

(Dosya) Salgın, kapitalizm, devrim



Bültene kayıt ol