Tak etti canımıza bu maskeli balo

20.03.2024 - 09:41

Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart 2024 günü, 31 Mart seçimleriyle ilgili “Bu, benim için bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice, benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak.” dedi. Akbelen’de ağaçlar iktidarın direktifleriyle kesilirken bile muhalefeti suçlayacak ve Erdoğan’ın muazzam bir seçim stratejisti olduğunu iddia edebilecek kadar sağcı olanlara inandırıcı gelebilir “bu son seçimim” açıklaması.

Ama inandırıcı değil.

Söylenmesi gereken ilk söz şu olmalı: Zaten üç kere cumhurbaşkanlığı yemini ederek kuralları çiğnedi Erdoğan. Üstelik bu kuralları kendisi koymuş olmasına rağmen.

Erdoğan 2022 yılında Samsun’da bir toplu açılış töreninde konuşurken de “İnşallah, 2023’te milletimizden kendi adımıza son defa istediğimiz destekten alacağımız güçle Türkiye yüzyılının inşasını başlatıp, bu kutlu bayrağı gençlerimize teslim edeceğiz.” demişti. AKP Başkanvekili Numan Kurtulmuş hatırlayınca herkesin yüzünü kızartacak şu sözlerle açıklamıştı Erdoğan’ın yaklaşımını: “İkinci dönem seçilecek ve mevcut anayasaya göre üçüncü dönem seçilemeyecek. Cumhurbaşkanımızın kastettiği de budur. Bir de cumhurbaşkanımız kendini bir fani olarak görüyor.”

Cumhurbaşkanının kendisini fani olarak gördüğü tespiti çok önemli burada. Belli ki Kurtulmuş Erdoğan’ı fani olarak görmüyor.

14-28 Mayıs 2023 seçimlerinden önce Erdoğan’ın adaylığı yeniden gündeme gelmişti. Çok açıktı ki Anayasa çiğnenmeden Erdoğan aday olamazdı. Anayasa’da açıkça “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.” yazıyor.

O tarihte altını çizdiğimiz gibi: Erdoğan’ın yeniden aday olmasının tek bir yolu vardı, ancak seçim kararını meclis alırsa Erdoğan yeniden aday olabilirdi. 

Elbette AKP bunu kabul etmedi.

Erdoğan aday olmak için hem Anayasa’yı yok saydı hem de öyle değilmiş gibi davransalar da TBMM’nin seçim erteleme hakkını gasp ederek esasında bu kurumu feshetmiş oldu.

Şimdi, Erdoğan’ın 2024 model “son seçimim” açıklamasına, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ bir açıklama getirdi: “Bu seçim, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ifade ettiği gibi son seçimidir. Zira Anayasa’ya göre bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak yine Anayasa’ya göre TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Erdoğan’ın üçüncü defa Cumhurbaşkanı adayı olması anayasal hakkıdır.”

Görüldüğü gibi Erdoğan ne zaman “son seçimim” dese, bir AKP’li çıkıp, aslında son seçimi olmayabilir diyor.

Ortada açıkça bir danışıklı dövüş var.

“Bırakıyorum”, “Ne olur bırakma!”

“Bırakırım bak”, “Aman bırakma.”

Yıllardır bir maskeli balonun içindeymişiz gibi. 14 Mayıs seçimlerinde zaten cumhurbaşkanı adayı olma hakkı olmayan Erdoğan, şimdiden, 4 sene sonraki seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olma hakkını kazanmak için oyunu başlattı. 

Elbette oyuna bodoslama dalan Bahçeli oldu. “Ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın. Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz” diyerek, anayasal hükümleri ayak bağı olarak gören perspektifine uygun olarak Erdoğan ve AKP liderliğine bekledikleri pası attı.

Erdoğan üç kez TBMM önünde yemin ederek cumhurbaşkanlığı görevine başlamıştır. 2014, 2018 ve 2023 yıllarında etmiştir bu yeminleri. Üstelik 2023’te, meclis kararı olmadan aday olarak ne yasa ne Anayasa ne de hukuk bırakmıştır ortada. Sahiden de 2028 seçimleri yaklaşırken Meclis seçimlerin yenilenmesine karar verse de Anayasa ve Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda Erdoğan’ın yeniden aday olmasını sağlayacak bir hüküm yoktur. İki kere aday olabilir yazan Anayasa çiğnenecek ve dört kere aday olacaktır.

Peki, gözümüzün içine baka baka neyin tartışmasıdır bu yapılan? Çok açık ki, Erdoğan’ı ilelebet iktidarın merkezinde tutacak bir sistem değişikliği tartışması başlatılmıştır. Çünkü Türk usulü Başkanlık Rejimi, sadece ve sadece Erdoğan’ın merkezinde olması koşuluyla hayatta kalabilecek bir mimariye sahiptir. Erdoğan’ı çekip alın, bu başkanlık rejimi bir ay içinde büyük bir gürültüyle çökmek zorunda kalır. Mevcut iktidar blokunun ittifak yapısı, devletin derin ve açık tüm kadim ağlarıyla kurulan koalisyon, faşistlerle denetimli bir yan yana geliş, yolsuzluk, yasaklar ve yoksulluğun sermaye lehine işleyen bir prensip haline gelmesi ve bunun sürdürülebilirliği bu mimarinin merkezinin bozulmamasına bağlıdır. Tüm bu süreçlere, toplumun bir kesiminin ikna edilmesi, her ne kadar 14 Mayıs 2023 seçimlerinin en büyük kaybedeni AKP olsa da yüzde 30’un üzerinde destek almayı başaran AKP’nin dağılmaması ve Erdoğan’ın iktidar aygıtının bir aparatı olarak çalışmasına bağlıdır.

Bu sorunun çözünü, iktidarın en sevdiği alan olan seçim oyunu alanından çıkarak, mücadele alanına geçiş yapmaktır. Seçimler mücadelenin bir parçası olduğunda bir anlam taşıyabilir ve iki kere seçilme hakkı olmasına rağmen, “bana ne, bana ne” diyerek dört kez seçilmeyi hedefleyenlerin sistem değişikliği heveslerini kursaklarında bırakacak olan da milyonların parçası olduğu bir mücadele olabilir.

Şenol Karakaş

(Sosyalist İşçi)

 



Bültene kayıt ol