(Röportaj) 'Sendika ve toplu sözleşme yasası değiştirilmeli’

06.09.2023 - 11:18

Patron AKP ile 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon memur emeklisinin 2024-2025 yıllarındaki maaşlarını belirleyecek toplu sözleşme görüşmeleri tıkandı. 11 üyesinden 7'sini Cumhurbaşkanlığı'nın atadığı hakem kurulu ise 2024 için yüzde 15-10, 2025 içinse yüzde 6+5 gibi düşük bir artışı reva gördü. Erdoğan da bunu imzalayarak yürürlüğe soktu.

İşyerlerinde oluşan tepkileri ve ortaya çıkan sonuç sonrası olabilecekleri Eğitim Sen üyesi Ebru öğretmene sorduk.

Maaş artışlarını nasıl değerlendiriyorsun?

- Aileleriyle birlikte 30 milyonu aşan insanı ilgilendiren, bu insanlara sefalet koşullarını dayatan bu zam oranı ile kamu emekçileri ile adeta dalga geçilmiştir. Bu oran insanca yaşamayı sağlayacak bir ücret artışı değildir.

Yoksulluk sınırının 45 bin lira olarak açıklandığı, Merkez Bankası’nın öngördüğü yüzde 33.2’lük enflasyon oranının kat kat altında olan bu ücret artışı kamu emekçilerini önümüzdeki 2 yıl süre boyunca açlığa ve yoksulluğa mahkum etmiştir.

Taban aylığına ve emekliliğe yansıtılmayan, seyyanen yapılan 8 bin liralık artışla ilgili bir düzenleme yapılmadı.  Yüzde 15 ve yüzde 25 vergi dilimleri ile ilgili değişiklik yapılmadı ve vergi adaletsizliğine son verilmedi. Kiraların bu derece yüksek olduğu koşullarda barınma ile ilgili kira yardım talepleri; ek ücretlerin taban aylığına yansıtılması taleplerine karşılık verilmedi. Sadece maaş iyileştirmesi değil servis, yemek, kreş, mobbing, toplumsal cinsiyet, gibi diğer sosyal taleplerle ilgili olarak da hiçbir isteğimiz karşılanmadı.

Bu toplu sözleşme sürecinde yetkili konfederasyon Memur-Sen, ve  KESK'in tutumlarını nasıl değerlendiriyorsun? Üyelerinin taleplerini ne ölçüde savunabildiler?

- Sendika konfederasyonları tepkilerini dile getirdi. KESK ‘’Sefalete teslim olmayacağız!’’, ‘’Hak verilmez, mücadeleyle alınır!’’ sloganlarıyla bir günlük iş bırakarak tüm illerde alanlara çıkarak basın açıklaması yaptı. Okulların tatil olması nedeniyle iş bırakmalara öncülük eden Eğitim Sen’in yerine daha çok sağlık iş kolunda etkili olan bir iş bırakma gerçekleşti.

Bundan önceki tüm toplu görüşmelerde hükümetin zam oranını kazanım, müjde olarak açıklayan yandaş sendika Memur-Sen tabanının baskısına dayanamayıp bu oranı kabul edilemez bulduğunu belirtti. 

Toplu görüşme masasına oturan yetkili konfederasyon Memur- Sen kamu emekçilerini bu masada temsil edemedi, kamu emekçilerinin talepleri hiçe sayıldı. Hakem heyetinin hükümetin önerdiği teklifin üstüne çıkması için gerekli direnci göstermedi. Daha da önemlisi Memur- Sen yöneticileri bu koşullardan rahatsız olan tabanını hükümet üzerinde bir basınç oluşturması için harekete geçirmedi. Görüşmeleri kapalı kapılar ardında sürdürmeyi tercih etti.

Peki bundan sonra ne yapılması gerektiğini düşünüyorsun? 

- Yürürlükte olan sendika ve toplumsal sözleşme yasası, kamu emekçilerinin taleplerini karşılamaktan çok uzaktır; değiştirilmesi gerekir. Kamu emekçilerinin ekonomik ve demokratik taleplerinin güvence altına alınması ancak grevli toplu sözleşmeli sendika yasası ile mümkündür.

İşyerlerinde çeşitli sendikalara bölünmüş olan ya da sendikalı olmayan, farklı görev tanımlamaları altında çalışan kamu emekçileri ortak talepler etrafında birleşik bir mücadeleyle kendisine reva görülen bu sefalet koşullarına direnebilir.

(Sosyalist İşçi)



Bültene kayıt ol