Yıldız Önen

Yıldız Önen son yazıları

Yıldız Önen tüm yazıları

26.10.2022 - 11:42

Umut direnişte!

Geçtiğimiz gün Kemal Gökhan’ın karikatürü, “İki bakış: ‘çember daralıyor’ ya da ‘hala kımıldayacak yer var’” çizimi umut hakkında yazmak istememe neden oldu.

Mussolini’den övgüyle söz eden bir faşistin İtalya’da başbakan olması, Türkiye’de başörtüsü özgürlüğünün gündeme getirilmesini LGBTİ+’lara yönelik linç kampanyasına çevirmeye çalışan sağcı bir iktidar blokunun uygulamaları ve bir dizi buna benzeyen gelişmeler insanı canından bezdiriyor. İran’daki direnişin bir ayı geçmiş iken devam etmesi, Fransa, Güney Afrika ve İran’da işçilerin grevleri insanı heyecanlandırıyor.

O zaman soru haklı gibi görünüyor, çemberin daralması mı öne çıkartılmalı, hâlâ hareket edecek alanın olması mı?

Çember, özellikle Türkiye’de 2014 yılının sonlarına doğru daralmaya başladı. Çözüm sürecinin askıya alınması, Ankara Garı katliamı başta olmak üzere bir şiddet dalgasının her yanı sarması, devletin Kürt politikasının değişmesine paralel olarak yeni bir devlet ittifakın ayak seslerinin duyulmaya başlanması, özellikle 2015’te Haziran-Kasım arasında yaşanan karanlık olaylar, devletin çemberi iyice daraltmasıyla sonuçlandı.

15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesini takip eden süreç ile de soluk alınmayacak bir anti demokratik ortam oluştu. O gün bugündür çember hiç görülmemiş bir biçimde daralıyor.

Aldıkları oylarla övünen AKP’liler, toplumun çoğunluğunun iktidarı olmakla caka satanlar biliyor ki artık azınlıktalar. AKP’nin en çok oy alan parti olmaya devam etmesi, yine bu partinin en çok oy kaybeden parti olduğu gerçeğini gizleyemiyor.

Bunun en önemli nedeni, süregiden dirençtir.

OHAL koşulları, yargısal skandallar, tüm özgürlük alanlarına ve temel haklara yönelik ağır baskı koşulları bu alanlarda direnen insanların kararlılığı nedeniyle istediği sonuçlara ulaşamadı.

Bütünüyle sessiz bir toplum yaratmayı başaramadılar. Mahkeme önlerinden okul bahçelerine, işyerleri işgallerinden hastane içlerine, sinema sanatçılarından yazarlara, şarkıcılara, belediye çalışanlarından kadınlara, Kürtlerden LGBTİ+’lara kadar toplumun her kesiminde dipten gelen bir kaynaşma var.

Bu yüzden, bardağın yarısı boş yarısı dolu yaklaşımı dışında bir yaklaşım lazım bize. İklim mücadelesinde ilham veren Greta Thunberg’in umut hakkında söyledikleri çok önemli.

Haziran ayında İngiltere’nin ünlü festivali Glastonbury’de iklim krizini durdurmaları için harekete geçmesi gereken liderlerin iklim krizinin sorumlusu şirketleri koruduğunu söyleyen Greta, konuşmasında şu vurguyu yaptı: “En inanılmaz şeyleri yapabilecek durumdayız... Yeni bir yol seçmek, uçurumdan geri adım atmak için hâlâ zaman var. Umut aramak yerine, o umudu kendiniz yaratmaya başlayın.”

Umut, gerçekten de mücadele içinde açığa çıkan ve mücadelelere ivme katan bir olgu. Kendi kaderini kendi ellerine almakla ilgili bir durum.

Yıldız Önen

(Sosyalist İşçi)

 

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol