Tutuklu ve açlık grevi eylemi yapan Palestine Action yoldaşımıza mektup

Taleplerini destekliyor ve İngiliz hükümetinden bu taleplerin derhal yerine getirilmesini, kritik seviyeyi aşmış açlık grevi yapan yoldaşlarımızın sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasını ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesini istiyoruz.

Sevgili Palestine Action Yoldaşımız,

Gazze’de, 70 binden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan bir soykırıma tanıklık ettik iki yıl boyunca. Tanklı tüfekli dronlu, tonlarca ağırlığı olan bombaları, radarları, son derece teknolojik donanımlı savaş ekipmanlarıyla ve insani değerden yoksun bir orduyla İsrail, asla nicelik bakımından kendisine denk olmayan ama kolay yutulur lokma da olmadığını 77 yıldır direnerek kanıtlamış olan bir halkın üzerine yağdırdı mühimmatını. Bir Gazzeli delikanlı elbette durduramazdı üzerine düşen bombayı, küçük bir kız saklanmış olsa da içinde bulunduğu arabanın kuytularına engelleyemezdi üzerine yağdırılan 335 kurşunu ya da bir adam, savaşçı bir lider bile olsa sopa fırlatarak yere düşüremezdi onu öldürecek olan dronu.

Sevgili yoldaşımız

Palestine Action bir terör örgütü değil sen de bir terörist değilsin buna gönülden inanıyoruz. Çünkü terör nedir biliyoruz. İsrail’in Gazze’yi enkaz yığınına çevirmesidir terör; 77 yıldır Filistinlilerin yaşadıkları baskı, ayrımcılık, topraklarından edilme, kültürel ve etnik olarak yok edilmektir terör. Uzun vadeli bir apartheid rejimi, Filistinli çocukların gözlerindeki korkunun sebebi, yerinden sökülen zeytin ağaçları, keskin nişancılar tarafından vurulan sokak hayvanları, eşit şartlarda olmayan, hatta bir ordusu dahi olmayan bir halka uygulanan şiddettir terör ve İsrail düpedüz bir terör devletidir.

Biliyoruz ki sen, İsrail’e engel olabilmek için yaptın eylemlerini. İsrail’e dron, silah, mühimmat üretenlerin; Elbit Systems, Leonardo, Thales ve Teledyne gibi İsrail’le doğrudan bağlantısı bulunan, ‘savaştan kazanan’, ‘savaş ile var olan’ şirketlerin üzerine çekmeye çalıştın dünyanın dikkatini. Çünkü biliyoruz ki küresel ölçekteki şirketlerin İsrail’e olan desteğinin kesilmesi ya da sekteye uğratılması ya da ifşa olması demek, soykırımın beslenememesi demektir. Bu şirketleri hedef alan eylemlerini cesaret ve kararlılıkla gerçekleştirdin. Bu eylemler; Filistin direnişini destekleyen dünyanın herhangi bir köşesindeki insan için bir ilham, kendi hükümetini soykırıma sessiz kalmaması, İsrail’e destek olmaması için zorlamada bir motivasyon olacaktır. Çünkü hepimiz bu zincirin halkalarıyız. Soykırımcı İsrail’le ticari, siyasi, askeri, kültürel her alanda ilişkinin kesilmesi ile, onun devletler bazında yalnızlaştırılması ile mümkündür Filistin’in Özgürlüğü.

Sevgili yoldaşımız

  • Aktivistlerin cezaevindeki iletişimlerine yönelik sansüre son verilmesi.
  • Filistin ile ilgili protestolar sebebiyle tutuklananların derhal kefaletle serbest bırakılması.
  • Adil yargılanma hakkı.
  • Palestine Action’un yasaklanmasının kaldırılması ve Kraliyet Savcılığı tarafından aktivistlerin davalarına eklenen “terörizm bağlantısının” düşürülmesi.
  • Elbit Systems ve iştiraklerinin Birleşik Krallık’taki tüm tesislerinin kapatılması ve Elbit ile İngiliz devleti arasında hiçbir sözleşmenin olmaması.

Taleplerini destekliyor ve İngiliz hükümetinden bu taleplerin derhal yerine getirilmesini, kritik seviyeyi aşmış açlık grevi yapan yoldaşlarımızın sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasını ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesini istiyoruz.

Savaş ve soykırım suçlusu İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde yargılanması, gerekli cezai müeyyidelere tabi tutulması ve ülkeler nezdinde yalnızlaştırılması, bizim dünya hükümetlerinden ayrıca talebimizdir.

Palestine Action’un Yanında Soykırımın Karşısındayız

Özgür Filistin

 

Tutuklu Palestine Action yoldaşlarımızın yanındayız

Geçtiğimiz yıl temmuz ayında Filistin yanlısı bir aktivist ağı olan Palestine Action, İngiliz hükümeti tarafından yasaklanarak ‘terör örgütü’ ilan edildi. Buna göre, kendisini, “İsrail’in soykırımcı ve ayrımcı rejimine küresel desteği sona erdirmeye kararlı” bir hareket olarak tanımlayan Palestine Action grubu; İngiltere’nin, aralarında ırkçı ve silahlı örgütlerin de yer aldığı terör örgütleri listesine eklenmiş oldu.

2020 yılında Birleşik Krallık’ta kurulduğu günden, 7 Ekim 2023’te başlayan İsrail’in Gazze soykırımı sürecine değin, İngiltere’de, sayısız Filistin yanlısı eyleme imza atan Palestine Action’un sözcüsü Manaal Siddiqui, grubu “ağırlıklı olarak İngiliz topraklarında faaliyet gösteren ve Gazze’deki mevcut soykırıma, aynı zamanda Filistin halkını uzun vadede baskı altında tutan İsrail’e mühimmat tedariğinde bulunan silah fabrikalarına odaklanan, doğrudan eylemci bir grup” olarak nitelendirmekte.

Palestine Action, özellikle İsrail için silah üretimi yapan şirket, fabrika ve kurumsal destekçileri hedef alan, çalışma ve üretimi durduran doğrudan eylemler gerçekleştirdi. Bu şirketler arasında İsrail merkezli Elbit Systems, İtalyan havacılık şirketi Leonardo, Fransız çok uluslu şirketi Thales ve ABD şirketi Teledyne bulunuyor. Grup, çoğunlukla bu şirketlerle bağlantılı İngiliz tesislerini hedef aldı. Palestine Action grubu:

  • İsrail ordusunun kara tabanlı ekipmanlarının ve insansız hava araçlarının başlıca tedarikçisi olan Elbit Systems’ın Bristol’daki fabrikasında gerçekleştirilen dron üretimini aksatan eylem
  • Glasgow’daki denizaltı parçaları üreten Thales ekipman fabrikasındaki değeri 1 milyon pounddan (1,4 milyon dolar) fazla olan silahlara hasar verme eylemi
  • Elbit Systems’in yan kuruluşu olan UAV Tactical Systems’in Leicester’daki çatısında altı gün boyunca süren protesto gösterisi
  • İsrail’e savaş uçağı ve silah tedariğinde bulunan Leonardo SPA’nın İngiltere’deki genel müdürlüğüne sprey boyayla ‘Özgür Filistin’, ‘Özgür Gazze’ yazmak
  • Çeşitli üniversite eylemleri: 1917 Balfour Deklarasyonu sebebiyle Cambridge Trinity College’de Arthur Balfour’un portresini boyamak, Manchester Üniversitesi’nde bulunan İsrail’in ilk cumhurbaşkanının büstünü çalmak vb
    kendini kilitleme ve insan zinciri oluşturma gibi çeşitli protesto biçimlerinin de kullanıldığı pek çok eyleme imza attı.

Grup tarafından, 20 Haziran 2025’de, Kraliyet Hava Kuvvetlerinin (RAF) Oxfordshire Brize Norton hava üssünde, iki İngiliz yakıt ikmal uçağının motoru, kırmızı boya püskürtülerek tahrip edildi. Brize Norton hava üssünde bulunan uçakların, Gazze üzerinde gerçekleştirilen keşif ve casus uçuşlarında; İsrail savaş uçaklarına yakıt ikmalinde; Suriye, Irak ve Yemen’de İngiliz hava saldırılarında kullanılması üzerine gerçekleştirilen eylem, eylem alanına Filistin bayraklarının bırakılmasıyla sonlandırıldı. Ancak bu eylem, Palestine Action grubunun İngiliz hükümetince ‘terör örgütü’ ilan edilmesine ve İngiltere’de resmen yasaklanmasına gerekçe gösterildi.

Uluslarası Af Örgütü, sivil toplum örgütleri, yasağın şiddet içermeyen sivil itaatsizlik ile terörizm arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdığına dikkat çekerek kararı eleştirirken, Birleşmiş Milletler hukuk ve insan hakları uzmanları, insanlara zarar verme niyeti olmaksızın mülke zarar veren protestocuların eylemlerini terörizm olarak değerlendirmeye karşı çıkarak, ‘Uluslararası standartlara göre, mala zarar veren ancak insanları öldürmeyi veya yaralamayı amaçlamayan protesto eylemleri terörizm olarak değerlendirilmemelidir’ vurgusunu yaptılar.

Soykırıma; askeri mühimmat, yakıt, silah tedariğinde bulunmanın savaş ve insanlık suçu sayılmadığı; asıl terörizmin ne olduğu ve kimler eliyle gerçekleştirildiği apaçık olan dünyada, Palestine Action’un ‘terör örgütü’ ilan edilmesiyle birlikte, Londra’da ve İngiltere’nin bir çok bölgesinde; üye ve destekçilerinin, hatta tişörtlerini giyen rozetlerini takanların bile tutuklama ve para cezalarına çarptırılma ihtimaline rağmen yüzlerce kişinin katılım gösterdiği ‘soykırıma karşıyım, Palestine Action’u destekliyorum’ eylemleri gerçekleştirildi. Sayıları 500’ü aşkın protestocu aktivist, Palestine Action destekçisi, kitlesel olarak gözaltına alındı ya da tutuklandı. Takip eden süreçte, Palestine Action’a destek eylemlerinde son bir yılda 1630 kişi gözaltına alındı.

Tutukluluk, açlık grevi ve talepler

Yaklaşık bir yıldır, herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olan ve tutuklu yargılanan 8 Palestine Action üyesi aktivist, cezaevi koşullarını ve terör yasalarını protesto etmek için açlık grevine başladı. 8 eylemciden Jon Cink 41’inci günde, Umer Khalid ise 13’üncü günde sağlık nedeniyle açlık grevine son verdi. Eylemini 51 gün sürdürdükten sonra açlık grevine son veren bir diğer aktivist, hastaneye kaldırılan Qesser Zuhrah oldu. Bununla beraber üç kere hastaneye kaldırılan Amy Gardiner-Gibson, Heba Muraisi, Teuta Hoxha, Kamran Ahmed ve Lewie Chiaramello ise, kritik seviye aşılmış olmasına rağmen açlık grevine devam ediyor.

Açlık grevleriyle ilgili talepleri dile getiren ve aktivistlerin durumuna ilişkin güncel bilgileri paylaşan “Prisoners for Palestine” platformu, birçok başvuruya rağmen hükümet yetkililerinin kendileriyle görüşmediklerini açıkladı. Sağlık ekiplerinin geç çağırılması, cezaevi yönetimince açlık grevinin 10’uncu güne kadar görmezden gelinmesi, aktivistlerin aileleriyle görüşmesinin kısıtlanması ve doktor randevularının kaçırılması eleştirildi.

‘İngiltere’deki son on yılın en uzun süreli ve koordineli cezaevi açlık grevi’ olarak nitelendirilen eylem, 1981 İrlanda açlık grevinden bu yana Birleşik Krallık hapishanelerindeki en büyük açlık grevidir. Palestine Action’ın tutuklu aktivistlerinin talepleri ise şunlardır:

  • Aktivistlerin cezaevindeki iletişimlerine yönelik sansüre son verilmesi.
  • Filistin ile ilgili protestolar sebebiyle tutuklananların derhal kefaletle serbest bırakılması.
  • Adil yargılanma hakkı.
  • Palestine Action’un yasaklanmasının kaldırılması ve Kraliyet Savcılığı tarafından aktivistlerin davalarına eklenen “terörizm bağlantısının” düşürülmesi.
  • Elbit Systems ve iştiraklerinin Birleşik Krallık’taki tüm tesislerinin kapatılması ve Elbit ile İngiliz devleti arasında hiçbir sözleşmenin olmaması.

Halen Palestine Action aktivistlerinin tutukluluk halleri ve açlık grevi eylemleri devam etmektedir.

son yazıları

Bu yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.

ilginizi çekebilir

thumbs_b_c_2b9effec902b3743728b0beb2d099cfc
Şeyh Maksud (Şêxmeqsûd) ve Eşrefiye (Aşrafiye) mahallelerinde yaşanan son olaylar üzerine
25-kasim-2020-istanbul-12-e1669112744773
Yaşamı parçalara ayıran iktidar: Kadın, hayvan ve çocuk bedenleri üzerinden bir şiddet rejimi
606082719_18034702409739592_1295974550546379837_n
“Sendikamızın mücadele kararının sonuna kadar arkasında duracağız”