Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi’nde görevinin başındayken, siyonist İsrail güçlerince hastaneye düzenlenen baskında kaçırılan ve yaklaşık bir buçuk yıldır herhangi bir suçlama olmaksızın işgalci İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan Dr. Hussam Abu Safiye’nin bir an önce serbest bırakılması için dün (14 Haziran 2026) İstanbul’da bir eylem düzenlendi.
Filistin’e Özgürlük Platformu ve Direniş Çadırı’nın ortak çağrısıyla Üsküdar Mimar Sinan Meydanı’nda toplanan Filistin dostları, açtıkları “Dr. Hussam Abu Safiye’ye ve Tüm Filistinli Tutsaklara Özgürlük” pankartı, ellerinde Filistin bayrakları ve dövizlerle, ‘Netanyahu Cevap Ver, Bugün Kaç Çocuk Öldürdün?’, ‘Esirlere Özgürlük, İsrail’e Boykot’, ‘İşgale Direnen Filistin’e Bin Selam’, ‘Hamaseti Bırak, İlişkiyi Kes’ sloganları eşliğinde Mihrimah Sultan Camii önüne yürüdü. Çevreden de büyük bir ilgi ve destek gören eylemde, önce Direniş Çadırı’ndan aktivist Muhammet Emin Yazıcı, sonra ‘NATO Zirvesi’ne karşı’ konuşmasıyla Filistin’e Özgürlük Platformu’ndan Dr. Fatma Örgel kalabalığa seslendi.
Filistin’e Özgürlük Platformu aktivistleri Sacide Uras ve Nimet Yallıaltın Kaplan; işgalci İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımı kınayan, bombalar altında dahi hastalarını terk etmeyerek mesleki sorumluluğunu yerine getirirken, beyaz önlüğünü bir direniş bayrağı gibi taşıyan Dr. Hussam Abu Safiye’ye yönelik bu insanlık dışı muamelenin kabul edilemez olduğunu vurgulayan bir basın açıklaması okudular.
Dr. Hussam Abu Safiye’nin siyonist İsrail hapishanelerindeki gayriinsani tutukluluk koşullarının yanı sıra tutuklu Filistinli çocuklara da değinilerek, tüm Filistinli tutsakların derhal özgürlüklerine kavuşmaları, Gazze’ye uygulanan ambargoyu delmeye çalışan Global Sumud Filosu Kara Konvoyu’ndan 10 aktivistin Libya’daki tutukluluk hâllerinin devam etmesi, İsrail’e derhal ve istisnasız bir şekilde Tam Ambargo uygulanması, Türkiye’nin NATO’dan derhal çıkması ve soykırımın destekçisi Trump’ın temmuz ayında Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi’ne gelmemesi talebi de basın açıklamasında yer alan konular arasındaydı. Eylem; Filistin direnişinin yanında, siyonizmin karşısındayız vurgusu ve “Nehirden Denize Özgür Filistin!” sloganlarıyla tamamlandı.

Ankara
KatiI Trump ve NATO’daki müttefiklerinin Ankara’ya gelişi, şehir çapındaki yasaklar ABD Büyükelçiliği önünde protesto edildi.
Direniş Çadırı ve Filistin’e Özgürlük Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen Filistin dostları, Dr. Safiye ve tüm Filistinli tutsakların serbest bırakılmasını istedi.
Eylemde okunan açıklama:
“Temmuz ayında NATO zirvesi toplanacak. ABD Başkanı Donald Trump da gelecek.
NATO’ya “hayır” diyoruz. Çünkü NATO, Batı emperyalizminin savaş örgütüdür. Tarihi kanlı savaşlar, işgaller ve darbelerle doludur; ABD ve müttefiklerinin, dünyanın geri kalanına hakim olmasını sağlayan bir şiddet tekelidir. Düşman ve tehdit sıralamasıyla dünyadaki çatışma ile gerginliklerin başlıca tarafıdır.
Türkiye’nin NATO’ya kabul edilmesi yine bir savaşa dahil olmasıyla gerçekleşti. 20 binden fazla asker, Güney Kore’nin yanında savaşmaya gönderildi. Türkiye bu savaşta ağır kayıplar verdi; 724 asker hayatını kaybetti. Binlerce Türk askeri yaralandı, esir düştü veya kayboldu.
Türkiye’de NATO varlığı denince akla İncirlik Hava Üssü, İzmir’deki Kara Komutanlığı (LANDCOM) ve Malatya Kürecik’teki radar üssü gelir. Bu üslerin Türkiye’yi küresel bir çatışmada hedef tahtası haline getirme riski taşıdığını, ABD ve İsrail’in İran ile olan gerilimleri sırasında gördük. Kürecik radarının sağladığı istihbaratın işgalci İsrail devletine aktarıldığı bilinmektedir.
NATO’nun “nükleer paylaşım” konsepti çerçevesinde İncirlik’te ABD’ye ait nükleer taktik silahlar bulunmaktadır. Bu silahlar, olası bir büyük savaşta Türkiye’yi doğrudan nükleer bir hedef haline getirme potansiyeli taşıyor.
Soğuk Savaş döneminde NATO bünyesinde SSCB işgaline karşı kurulan “Özel Harp Dairesi” veya “Seferberlik Tetkik Kurulu” gibi yapılar; 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerine zemin hazırlamış, siyasi suikastlar ve katliamlar tertiplemiştir.
NATO zirvesi demek, dünyanın geri kalanına yönelik tehdit ve savaş hazırlıkları demektir.
Biz Filistin dostları; emperyalizme, savaşa ve işgallere karşıyız. Türkiye, NATO’dan çıkmalıdır. NATO üsleri kapatılmalıdır. Eli kanlı NATO’yu Ankara’da istemiyoruz.
Gelme Trump!
Gazze’deki soykırımın en büyük destekçisi ve finansörü, NATO zirvesine katılmak için geleceği şehrimizde ağırlanacak.
Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımış ve ABD Büyükelçiliğini buraya taşımıştır. Böylece uluslararası hukuku hiçe saymıştır. Aynı zamanda Suriye toprağı olan Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanıyarak ve Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerini “hukuka aykırı görmediğini” ilan ederek işgali meşrulaştırmıştır.
Trump’ın dayattığı sözde “Orta Doğu Barış Planı”, tamamen İsrail’in güvenlik ve toprak taleplerine göre hazırlanmış tek taraflı bir “ticari iş planıdır.” Gazze’yi ilhak edeceğini ilan eden Trump, tam da katil Netanyahu ve ortaklarının istediği şekilde işgali nihai hale getirmek istiyor.
Trump döneminde mültecilere yardım eden BM kuruluşu UNRWA’ya yapılan tüm fonlar kesildi. Bu, Filistin halkının topyekun cezalandırılmasıdır. Trump’ın, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun talepleri doğrultusunda İran’a yönelik saldırgan politikaları, Orta Doğu’daki savaş ve çatışmaları körükledi. Bölgeyi sık sık topyekün bir savaşın eşiğine getiriyorlar.
Ayrıca İbrahim Anlaşmaları dayatmasıyla bölge ülkelerinin katil İsrail’i tanımasını ve onunla birlikte davranmasını istiyor.
Donald Trump bir siyonisttir. Filistin halkının katillerinden biridir. Kendisini şehrimizde görmek istemiyoruz.
Trump gelme! ABD defol! ABD Büyükelçiliği kapatılsın! Savaşa ve işgale hayır! Filistin halkı yalnız değildir.
GeIme Trump is-te-mi-yoruz!
Nehirden denize özgür FiIistin!”