Yıldız Önen

Yıldız Önen son yazıları

Yıldız Önen tüm yazıları

14.10.2016 - 13:41

Barış için basın özgürlüğü

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye direktörü Emma Sinclair-Webb’in geçen hafta yaptığı açıklama çok önemliydi. Sinclair-Webb, açıklamasında, “Medya organlarının kapatılması sansür anlamına gelmektedir ve halkın Türkiye’deki önemli gelişmeler hakkında bilgiye erişim hakkını engellemektedir” dedi. Ama daha önemli vurgusu şu oldu: Türkiye’de eleştirel TV yayıncılığı sona erdi!

Bu, bugün çok da önemli değilmiş gibi görülebilir. Ama tam tersine, bu dönemin en belirleyici gelişmelerinin başında, eleştirel TV yayıncılığının sona erdirilmesi geliyor. 15 Temmuz darbesiyle, darbecileriyle hiçbir ilişkisi olmayan radyo ve TV’lerin kapatılması, OHAL’in sadece darbecilere karşı değil, muhalefete karşı da kullanılacağının kanıtı oldu. Darbe girişimiyle alakalı olmak bir yana, örneğin İMC TV darbe gecesi, meclis içinden yayın yaparak darbe karşıtı havaya katkıda bulunuyordu.

Sinclair-Webb de İMC TV hakkında benzer bir yaklaşıma sahip ve şunları söylüyor: “Kapatılan yayın kuruluşları arasında en önde geleni olan İMC TV’nin güneydoğuda yeniden başlayan çatışmalarla ve daha genel anlamda da Türkiye’de giderek kötüleşen insan haklarıyla ilgili haberleri vererek önemli bir rol üstlendiği. “Bu açıdan, eleştirel TV yayıncılığının ölmesi, hiç yaşanmamış gibi geçiştirilebilecek bir durum değil. İki açıdan çok önemli bir problem kaynağı bu gelişme: Birincisi, eleştirel TV yayıncılığının ölmesi, TV yayıncılığının barışa katkı yapan bir içeriğinin olmaması anlamına da gelir. Bu, geri kalan TV yayınlarının barıştan hiç bahsetmeyeceği anlamına gelmez. Eleştirel olmayan TV kanalları da barıştan bahsedebilirler ama barış sürecinin bütün muhataplarına söz hakkı vermeleri söz konusu olamaz. Bu, bazı TV kanallarında kadın sorununu kadın konuşmacı olmadan tartışılmasına benzer bir durum yaratır.

Eleştirel TV yayıncılığının ölmesinin yaratacağı ikinci problem kaynağı ise, medya alanında çoğulculuğun sonlanmasıdır. Sadece devletin, sadece resmi ideolojinin sınırlarından gelişmeleri değerlendirenlerin TV ekranlarını kaplaması, açık bir şekilde gerçeğin çarpıtılmasına, söylenen yalanların teşhir edilememesine, gerçeğin gizlenmesine ve gizli kalmasına neden olur.

Gazetelerine ve TV’lerin bir işlevi varsa, bu yurttaşların gerçeği öğrenmesine yardımcı olacak haber ve tartışmaları aktarmasıdır. Eleştirel TV yayıncılığı öldüğünde gerçek ve gerçekle beraber barış ihtimalleri de ağır yara alır.  

Yıldız Önen

[email protected]

(Sosyalist İşçi)


Bültene kayıt ol