Yıldız Önen

Yıldız Önen son yazıları

Yıldız Önen tüm yazıları

05.09.2015 - 13:03

HDP'yle ilişkilenmek, barışla ilişkilenmek

7 Haziran seçim sonuçları, Türk devleti açısından katlanılamaz bir can sıkıntısı yarattı. Neticede, Abdullah Öcalan’ın önerisiyle başlayan bir proje, beklenenden de büyük bir siyasal sıçrama yaratarak meclise 80 milletvekili sokan 6 milyon kişinin desteğini aldı.

Bu, gerçekten de her mitinginde, her basın açıklamasında barış vurgusunu öne çıkartan bir partinin gördüğü ilginin yaygınlığı açısından tarifi zor bir başarıydı. Devletin bütün refleksleri paralize oldu. Kürdistan’da Kürtler, HDP çatısı altında adeta bir blok olarak birleşti.

Batıda da esas olarak AKP’nin tabanında bulunan Kürt yoksullar HDP’ye kaydı. Türkiyelileşme çabasından daha belirleyici olan, Kürt halkının siyasi temsiliyetini HDP’de ifade etme eğilimi, 7 Haziran seçimleriyle kesinlik kazandı.

Bu gelişme, Türkiyeli sosyalistler açısından şu adımları aynı anda atmayı zorunlu kılıyor. Öncelikle, barış için bir adım atılacaksa, Kürt halkının ezilmişliğine, dolayısıyla Türk milliyetçiliğine karşı mücadele edilecekse, HDP yok sayılarak, HDP’yle ilişkilenmeden hareket etmek gereksiz bir kibirle siyaset yapmak anlamına gelir.

Bu ilişkide, HDP’yi araçsallaştırmak ise kibirden daha vahim bir siyasi hata yapmak demektir. HDP çatısında seçimlere katılıp, sanki Kürt oylarıyla değil de kendi kitlesel gücüyle parlamentoya girmiş gibi yapmak, kendisi hakkında gerçek dışı fikirlere sahip olmak anlamını taşır. Bu fikirlerin gerçek olup olmadığını test etmenin yolu ise önümüzdeki seçimler olarak gözüküyor.

Bir yandan HDP’yle barış için en sağlam ittifakları kurmak, HDP’ye yönelik yıpratma kampanyalarına en önde barikat kurmak bir zounluluk. Ama öte yandan, başka bir adımı daha atmak zorundayız. Batıda, barış için yaygın bir kampanya örgütlemeli ve bu kampanyanın, aynı zamanda HDP’ye yönelik Türk milliyetçisi saldıralara da göğüs germesini sağlamalıyız.

Sekterlik, sol siyasetin en tehlikeli hatasıdır. Ama sekterliğin en garibi, milliyetçi olanıdır. Normal bir sekter, kendisini işçi hareketinin yerine koyar, kendi taleplerinin işçi hareketinin talepleri olduğunu sanır, hareketin kendi çatısı altında birleşmesi için çaba harcar. Hareketin birleşmesi değil, kendi grup dünyasıdır can alıcı olan sekter açısından. Fakat, Türkiye’de sekterler, bir de kendilerini Kürt hareketinin de akıl hocası ilan ederek, çifte sekterlik sergileme başarısını gösterirler.

En büyük bela Türk milliyetçiliğidir ve bu belaya karşı hem HDP’ye doğrudan destek olmak hem de batıda işçi sınıfıyla Kürt özgürlük mücadelesinin ittifak hâlinde omasını sağlamak gerekir.

Yıldız Önen

[email protected]

(Sosyalist İşçi)


Bültene kayıt ol