Filistin için ayağa kalkma zamanı

07.03.2024 - 11:53
Şenol Karakaş
Haberi paylaş

Uzun bir süredir kapitalizmin çoklu bir kriz içinde olduğunu yazıyoruz. Bu, sahiden de popüler bir kavram halini aldı. Esas olarak, Michael Roberts’ın da değindiği gibi, 21. yüzyılın başlarında ekonomik (enflasyon ve çöküş), çevresel (iklim ve pandemi) ve jeopolitik (savaş ve uluslararası bölünmeler) olmak üzere çeşitli krizlerin bir araya geldiği bir bağlamı ifade ediyor çoklu kriz kavramı.

Jeopolitik alanda yaşanan kriz çok tehlikeli bir boyuta sahip. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali iki seneyi arkada bırakırken ABD, Rusya’nın attığı bu kanlı adımı NATO’yu küresel hegemonyasının ve kendi doğrudan çıkarlarının koruyucusu olarak yeniden ve yeniden şekillendirmek için kullandı. Yine de ABD, Çin’e odaklanmış durumda. Alex Callinicos, yaklaşık bir sene önce yazdığı bir makalede, ABD ve Çin arasındaki gerilimin Ukrayna işgalinin yarattığı çatışmacı atmosferle birlikte daha da tekinsiz bir hale geldiğini söylüyordu.

Artık nükleer silahlardan daha sık söz ediliyor. Daha büyük askeri tehlikelere kapı aralanıyor. 

ABD küresel hegemonyanın tesisi için NATO’yu Rusya sınırı boyunca genişletiyor ve kendi askeri güçlerini daha doğuda güç gösterisi yapar hale getirmek için Rusya’nın Ukrayna işgalini Ukrayna’yı daha da kışkırtarak değerlendiriyor. Bu hamleler çoklu krizin jeopolitik alandaki yansımasını gösteriyor. Alt emperyalist ülkeler, daha 10 sene önce yapmaları tahayyül edilemez çıkışları yapabilecekleri alanlar buluyorlar. Bu elbette sınırları çok esnek olmayan bir çıkış yapma alanı.

Gazze  

Bu alandaki tehlikeli kriz, İsrail’in ekim ayının başından beri Gazze’de sürdürdüğü katliam sürecinde daha da belirgin bir hale geldi.

İsrail’in Gazze’deki soykırım girişimi, sadece arkasında utanmadan duran Batılı emperyalist ülkelerin değil, Türkiye de dahil bölge ülkelerinin siyasal rejimlerini sallıyor.

Gazze’de süren katliam, bu katliama karşı öfkeli bir küresel işgal karşıtı hareketin şekillenmesine neden oldu. 100’lerce şehirde milyonlarca insan sokaklara indi, işçi sınıfları hareketlendi, ezilen halklar Gazze için ses çıkarttı. Güney Afrika, Adalet Divanı’nda, arkasında ABD’nin ya da emperyalist güçlerin olmasına aldırmadan İsrail hakkında suç duyurusunda bulundu. Küresel Güney kelimenin tam anlamıyla 21. yüzyılın bu soykırımına karşı ayakta. 

Güney Afrika’nın arkasından Brezilya geldi. İsrail’i Hitler gibi soykırım yapmakla suçladı. Nikaragua, İsrail’le işbirliği içindekilere karşı olduğunu ilan etti ve İsrail’in Gazze’deki soykırımına siyasi, mali ve askeri destek vermekle suçladığı Almanya aleyhinde Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açtı. Namibyalılar, soykırımına uğradıkları Almanya’nın soykırım davasında İsrail'e destek vermesini “Almanya’nın, ahlaki olarak Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’ne bağlılığını ifade edemeyeceğini” söyleyerek eleştirdi.

AKP: Kalbi Gazze’yle mi yoksa ticaretle mi atıyor?

Türkiye’de iktidar, sorsanız ‘dünya lideri Erdoğan’ nezdinde Gazze için çırpınıyor. Oysa böyle olmadığı her geçen gün açığa çıkıyor. 

İktidar Gazze için değil İsrail’le ikili anlaşmalar bozulmasın, ticaret devam etsin diye çırpınıyor. Toplumda Gazze’de İsrail’in estirdiği terör fırtınasına karşı büyük bir öfke var. İktidar bu öfkeyi siyasete alet etmek için başlangıçta bir iki miting düzenledi. Ama insanlar öfkeli oldukları kadar gerçekçi de. Madem İsrail’in soykırım girişimine karşısınız, neden ticareti durdurmuyorsunuz diye sormaya başladılar. Böylece, iktidarın Gazze için sokak eylemleri durmakla kalmadı, iktidarın koruyuculuğu altında Filistin eylemi yapan kurumlar da alandan çekildi. Erdoğan’ın bir mitinginde “İsrail’le ikili anlaşmalar iptal edilsin” yazan pankart hemen toplatıldı. 

Her eylemde Türkiye’nin İsrail’le kirli ilişkileri sorgulanıyor.

Türkiye’de Erdoğan’ın olduğu gibi, ABD’de de Biden’ın işi zor. Biden, Demokrat Parti’nin Michigan eyaletinde yapılan ön seçimi kazansa da Gazze politikası yüzünden on binlerce Demokrat Partili seçmen Biden’ı protesto ederek “çekimser” oy kullandı.

İsrail çoktan politik ve ideolojik olarak yenildi. Onunla işbirliği içindeki tüm güçler, soykırımcı bir ülkeyle işbirliği içinde oldukları için bu lekeden ve İsrail ile ABD’nin aldığı yenilgiden kaçamayacaklar. 

Türkiye’de ne muhalefet ne de sol, küresel ölçekte yaşanan Gazze yıkımının farkında. 

İnsanların Gazze için duyduğu öfkeye kanallar yaratmak ve bu öfkenin antikapitalist bir savaş karşıtı hareket biçimini alması için mücadele etmek yerine, seçimlere odaklanmış olan solun bu utanç verici durumdan kurtulmasının tek yolu, harekete geçerek İsrail’i durduracak kitlesel protestolara dahil olmak, Türkiye’nin İsrail’le ticaretini durdurmak için büyük kampanyalar yapmaktır. 

Seçimleri bu mücadeleden kopuk ele almak, AKP-MHP iktidar blokunun teşhir edilmesinin önüne geçmek olur ve milyonlarca insanın öfkesinin seçim sandığında soğrulmasıyla sonuçlanır.

Şenol Karakaş

(Sosyalist İşçi)

 

Bültene kayıt ol