Yıldız Önen

Yıldız Önen son yazıları

Yıldız Önen tüm yazıları

18.02.2019 - 10:01

Çözüm sürecinden sonra

HDP milletvekili Leyla Güven, açlık grevinde kritik bir evreye girdiğinde cezaevinden tahliye edildi ve şimdi evinden açlık grevini sürdürüyor. Hayatını kaybetme tehlikesiyle yüz yüze.

Diyarbakır belediye başkanıyken gözaltına alınan ve tutuklanan Gültan Kışanak 14 yıl 3 ay ceza aldı, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’e ise 15 yıl hapis cezası aldı. Kışanak ve Tuncel’in suçu “terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak.”

Sadece bu önde gelen Kürt siyasetçileri değil, Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder gibi isimler de cezaevinde.

Gözaltı ve tutuklama furyası tanınmış, bir dönemin en öne çıkmış isimleriyle sınırlı değil, binlerce Kürt siyasetçi gözaltına alındı, tutuklandı ve hapis cezalarına çarptırıldı.

Sorun sadece tutuklamalar ve hapis cezalarından ibaret de değil. Siyasal iklim, Kürt sorununun dile getirilmesini, yıllar içinde elde edilen kazanımların korunmasını her geçen gün daha da zor bir hale getiriyor.

Bu gelişmelerin, demokratik alanının daraltılmasının başlangıcıyla çözüm sürecinin sonlanması arasında doğrudan bir ilişki var. Çok değil daha birkaç yıl öncesine kadar Kürt sorunu tüm düzeylerde tartışılabiliyor ve konu tüm kapsamı ver derinliğiyle televizyon kanallarında ele alınabiliyordu. Gerçekten de cin şişeden çıkmıştı ve böylesine kadim bir sorun bu düzeyde bir derinlikte tartışılmaya başlanmışsa, sadece tartışmayla da yetinilmeyip, çözüm sürecinin ilerlemesi açısından pratik siyasal ve yasal adımlar atılmaya başlanmışsa bu sürecin geri dönüşü olmaz diye düşünülüyordu. O günlerin moral veren siyasal ikliminde, çözüm sürecinin ya tamamlanmak ya da tamamlanmak zorunda olduğunun altını çizen çok az güç vardı. Üstelik başka ülkelerde “çatışma çözümleri” başlığı altında incelenen deneyimler, ulusal sorunların çözüm süreçlerinin tamamlanmasının o kadar kolay olmadığını ve sürecin bozulmasını isteyenlerin her zaman tetikte olduğunu gösteriyordu. Çözüm süreçleri akamete uğradığında siyasal koşulların, o güne kadar elde edilen kazanımların o anki seviyesinde sabit kalacağını düşünmek insanları, aktivistleri, partileri, her saftan çözüm süreci destekçilerini ataletle sonuçlanan bir konformizme sürüklüyor.

Türkiye’de de böyle oldu. Çözüm süreci bittiğinde, hem süreçle elde edilen demokratik kazanımlar hem de genel olarak demokrasi yönünde gerçekleşen bir çok düzenleme ilga edildi. Ölümler, tutuklamalar, anti demokratik gelişmeler, tahammülsüzlük, ırkçılık çözüm sürecine tepkinin sürecin sonlanmasıyla yaylarından boşalmasının sonuçları.

Ama yeniden ve yeniden, ısrarla çözüm sürecinin başlamasını savunmaktan başka çaremiz yok. Bu toplumda dört sene önce çözüm ve diyalog sürecine desteğin yüzde 75’leri yakalamış olması unutulmamalı.

Yıldız Önen

[email protected] 

(Sosyalist İşçi)

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol