Türkiye’de işçi sınıfı mücadelesi

11.06.2020 - 15:32

İşçi sınıfının Türkiye’de irili ufaklı pek çok kazanımları oldu. 2015’te metal işçileri çok büyük bir grev yaptılar.

On binlerce işçi “yasa dışı” diye tabir edilen son derece riskli ve cüretkâr bir direniş gerçekleştirdi. Ağırlıklı olarak milliyetçi, muhafazakâr eğilimlilerden oluşan bir işçi kesimi, ciddi anlamda sınıf bilinçli bir eylem yaptı, bu eylemlere on binlerce işçi katıldı. Somalı maden işçileri bağımsız bir sendikanın öncülüğünde Soma’dan Ankara’ya bir yürüyüş örgütledi, verilmeyen haklarını aldı.

Türk-İş’e bağlı TÜMTİS Taşıma İşçileri Sendikası kargo şirketlerinde, üst üste başarılı bir şekilde sendikalaştı. Daha yeni, devasa bir şirketi, Aras Kargo’yu örgütledi.

Kamu taşeronu işçileri, ciddi bir mücadele sayesinde kamu taşeronluğundan çıkıp tüm ekiklerine rağmen devlet işçisi oldular.

Önümüzdeki dönemde toplumsal sınıf, toplumsal cinsiyet, göçmen, Kürt ve iklim meseleleri en önemli konularımızdır. Bu beş konuyu kavrayan, sentezleyebilen hareketler güçlenecek.

İntihar girişimleri önemli bir işçi eylemi haline geldi

İşçi sınıfının en önemli eylem biçimi elbette grevlerdir. Ancak grev yasakları yeni eylem biçimlerini öne çıkarıyor. İntihar girişimleri son döneme damgasını vuran eylem biçimi oldu. İşçi intiharlarının tek nedeni yoksulluk değildir . Ama yoksulluğun intihar girişimlerinin temel sebeplerinden biri olduğu söylenebilir.

2018’de, geçim derdinden dolayı, intihar girişimleri seri halde gerçekleşti. 2019’da en az 50 intihar girişimi oldu. Bu olaylar kamusal yerlerde yapılan, eylem gibi bir yanı da olan intihar girişimi ağırlıklı olaylardır; meclis önünde, belediye önünde, kent meydanında kendini yakma girişimi gibi, bir binanın tepesine çıkıp intihar tehdidiyle iş istemek gibi.

2015 Haziran ve Kasım seçimlerinden sonra işçi eylemlerinde düşüş oldu. Sonra 2016’dan 2018’e işçi eylemleri aşağı yukarı sabit sayıda sürdü. 2018’de, 429 iş yeri temelli işçi eylemi gerçekleşti. Bunlar, bir grup emekçinin, iş yerindeki meselelerle ilgili gerçekleştirdiği eylemler. İş yerinin önünde, içinde ya da kamusal bir alanda yapılan eylemler. 2018’de, çok ciddi otoriterleşmenin olduğu bir yılda sürdürülen bu eylemlere 83 bin işçi katıldı.

Sendikalar üzerindeki baskılar devam ediyor

Büyük çoğunluğumuz işçiyiz. Hepimizin hak aramaya ihtiyacı var. Bilgi Üniversitesi’nde hocalar, asistanlar ve kol emekçileri birlikte sendikalaşıp yetkiyi aldılar. Her birimiz işçi sınıfının bir parçasıyız. Hepimiz ortada ciddi bir sorun olduğunun az çok farkındayız.

Sınıf meselesi kendini sürekli hatırlatıyor. Soma katliamında olduğu gibi… Havaalanı işçilerinin yaptığı tarzda, büyük eylemlerde olduğu gibi… Yaşanan intiharlarda olduğu gibi…

Türkiye’de sendikalara karşı hep çok ciddi bir baskı oldu, baskılar bugün de devam ediyor. DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş’in bir yürüyüşüne polis, Eskişehir’de çok şiddetli bir şekilde müdahale etti. Sendikalar kanununda “İşkolu barajı” diye bir bölüm var: Bir sektörde kayıtlı olan işçilerin yüzde birini sendikaya üye yapmak gerekiyor. Bu sayıya ulaşmadan, işverenle toplu sözleşme imzalayamıyorsunuz. Yani pratik olarak sendikacılık yapamıyorsunuz.

Türkiye’de dinamik, eylemci bir işçi sınıfı var

AKP döneminde hemen tüm büyük çaplı ve etkili olabilecek grevler ertelendi. Aslında fiilen yasaklandı. Bu nedenle toplu sözleşme uyuşmazlıklarını greve götürme iradesi oldukça zayıflamış durumda. Böyle bakınca işçi sınıfı bir eylemsizlik sürecine girmiş gibi görünebilir. Oysa gerçekte durum böyle değil. Emek Çalışmaları Topluluğu’nun (EÇT) derleyip raporladığı işçi eylemleri tablosu Türkiye’de hayli inatçı ve dinamik bir emek hareketinin varlığına işaret ediyor. Raporlarda 2018’de 429 vakayla ilgili olarak 1.193’ü aşkın eyleme, 83 bin civarında emekçinin katıldığı tespit edildi. Oysa aynı yıl için Çalışma Bakanlığı istatistiklerinde yasal grevlere katılan işçi sayısı 4200 civarında. Topluluğun 2016 raporu bize, OHAL döneminde bile işçi sınıfının eylemli hak arayışı iradesinin kırılmadığını gösteriyor.

Örneğin son dönemde yoğun eylemleriyle öne çıkan inşaat işçileri birçok durumda iş yeri pazarlık güçlerini, hızla bitirilmesi gereken inşaattaki faaliyetleri durdurup patronu zor durumda bırakarak, güçlü biçimde kullanabiliyorlar.

(Dosya) Birleşen işçiler yenilmezler

 



Bültene kayıt ol