Nâzım Hikmet ve Tosca

20.05.2019 - 09:47

(Bu yazı, AltÜst dergisinin 29. sayısından alıntıdır. AltÜst'e ulaşabileceğiniz satış noktaları: http://www.altust.org/satis-noktalari)

Tosca operası 1800 yılında Roma’da geçer. Victorien Sardou’nun 1887 tarihli tiyatro oyunundan uyarlanmış olan operada tarihsel arka plana uygun, gerçekçi bir hikâye anlatılır. Arka plan, Fransız Devrimi’nden dokuz yıl sonra 1798’de Napolyon’un güçlerinin Vatikan devletini işgal etmesi, Papa’nın kaçması ve Roma’da bir Cumhuriyet kurulmasıyla başlayan süreçtir. Ertesi yıl, Papa’ya yardımcı olmaya çalışan Napoli Kralı Ferdinand’ın da yenilgiye uğratılmasıyla Napoli’de de cumhuriyet kurulur. Ne var ki, aynı yıl (Napolyon Mısır seferindeyken) Avusturya ve Rusya orduları yeni cumhuriyetleri yenilgiye uğratır, Ferdinand Napoli’ye, Papa Roma’ya döner ve her iki şehirde de cumhuriyetçilere karşı acımasız bir temizlik hareketi başlatılır.

İdam ve intihar

Operanın kahramanları şarkıcı Floria Tosca, sevgilisi ressam Mario Cavaradossi, cezaevinden firar edip polisten kaçmakta olan cumhuriyetçi devrik hükümet üyesi Cesare Angelotti, ‘kötü adam’ ise polis şefi Baron Scarpia’dır. İlk sahnede Angelotti ile Cavaradossi bir kilisede buluşur, ressam cumhuriyetçiye yardım etmeyi kabul eder ve saklanması için evine götürür. Az sonra Tosca ve hemen arkasından Scarpia ve polisler gelir, ama geç kalmışlardır. Scarpia, Cavaradossi’nin kilisede bir kadınla buluştuğunu anlatarak Tosca’nın kıskanmasını ve öfkelenmesini sağlar. İki amacı vardır: Hem Tosca’yı tavlamak istemektedir, hem de hesap sormak için Cavaradossi’yi görmeye gittiğinde Tosca’yı takip ettirip ressamı bulacaktır.

İkinci sahne Scarpia’nın sarayında açılır. Polis şefi Tosca’yı yemeğe beklemektedir. Polisler Cavaradossi’yi getirir, cumhuriyetçi ressam sorguya çekilir. Tosca içeri girerken sevgilisinin götürüldüğünü görür, az sonra da işkence altında attığı çığlıkları duyar. Scarpia, Cavaradossi’nin hemen o akşam idam edileceğini söyler ve teklifini yapar: Tosca onunla bir gece geçirmeyi kabul ederse, bunun karşılığında Cavaradossi’yi serbest bıraktıracaktır. Tosca teklifi kabul eder. Serbest bırakma talimatını Scarpia’ya imzalatır. Yemek masasındadırlar. Masadan aldığı bıçakla Tosca Scarpia’yı öldürür ve elindeki mektupla sevgilisini kurtarmaya koşar.

Üçüncü sahne, Cavaradossi’nin kurşuna dizilmek üzere götürüldüğü kulede burçların arasında geçer (Rumeli Hisarı’nın kulelerinden birini düşünün). Tosca Scarpia’nın mektubunu getirir; idam sahnelenecek, Cavaradossi ölmüş gibi yapacak, sonra beraberce kaçacaklardır. Ancak, Scarpia Tosca’yı kandırmıştır. Cavaradossi gerçekten öldürülür. Bu arada Scarpia’nın ölümü keşfedilmiştir, polislerin geldiğini gören ve sevgilisinin ölümüne dayanamayan Tosca burçların arasından kendini aşağı atar.

Çankırı Cezaevi’nden

Nâzım Hikmet çeşitli cezaevlerinde yatarken ailesi ve dostları için para kazanma çabasını hiç elden bırakmamıştır. Yıllar önce, hangisi olduğunu artık hatırlamadığım bir kitapta (belki de Memet Fuat’ın o zaman Adam Yayınları tarafından yayınlanan, yeni baskıları şimdi YKY tarafından yapılan Nâzım biyografisinde) Nâzım’ın İpek Film için senaryolar yazdığını ve/veya tercüme ettiğini ve bu arada Tosca operasını da Türkçeleştirdiğini okumuştum. Bu bilgiyi kovalamanın, Tosca’yı Nâzım’ın dilinden okumanın ilginç olacağını düşünmüş ve bu düşünceyi “sırası gelince ve ömür vefa ederse yapılacaklar” listesine eklemiştim.

Bilginin doğru olup olmadığını bile bilmiyordum. Şimdi biliyorum. Doğru. Nâzım Tosca’yı tercüme etmiş. Ve hatta opera Nâzım’ın tercümesiyle en az bir defa sahnelenmiş: 2 Nisan 1941 tarihinde, Ankara’da.

Bilginin doğruluğunu Ankara’da Tosca rolüne çıkan Semiha Berksoy teyit ediyor.

İki kitap var önümde. Biri, Nâzım Hikmet ve “Tosca”sı Semiha Berksoy - Mektuplaşmalar (birinci baskı: Yapı Kredi Yayınları, 2008; ikinci baskı: Kırmızı Kedi Yayınevi, 2017). Bu kitap mektuplardan (ve soprano olmanın yanı sıra ressam da olan Berksoy’un bazı resimlerinden) ibaret. İkinci kitap, Füsun Özbilgen’in Sana Tütün ve Tespih Yolluyorum - Semiha Berksoy’un Anıları - Nâzım Hikmet ve Fikret Muallâ ile Mektuplaşmaları (Broy Şiir Yayın Merkezi, 1997).

Önce YKY, sonra Kırmızı Kedi’nin yayınladığı birinci kitaptaki mektuplar, görebildiğim kadarıyla, tümüyle ikinci kitapta mevcut. Böyle bir kitap yayınlamaya niye gerek görülmüş, bilemem, ama konumuz da zaten bu değil.

Mektupları tarayınca, Tosca tercümesiyle ilgili tüm bilgiler şöyle:

Nâzım’dan Berksoy’a

Tarihsiz

“Siz oradayken Dayı Paşa [Nâzım’ın dayısı Ali Fuat Cebesoy] gelirse kendisiyle konuşun. Şu opera tercümeleri işi için sıkıştırsın.”

Berksoy’dan Nâzım’a

4 Nisan 1940

“Paşa dayınızla, mektubunuzu almadan bir gün evveldi, görüştüm. Opera tercümeleri işi halledilmiştir. Kendileri vekille konuşmuşlar. Yalnız vekil bey, Hasan Ferid’i çağırarak veya tahriren kendisine sizinle çalışmak üzere emir verecektir. Şimdi Ferit bu emri beklemektedir. Bu günlerde emri alır almaz derhal size gelecektir.”

Berksoy’dan Nâzım’a

7.1.1941

“Pek yakında hürriyetinize kavuşabileceğinizi dayınız bana katiyetle söylediler ve size böylece yazmamı reca ettiler. Tosca'yı önümüzdeki aylar içinde oynuyoruz ve siz tercüme ettiğiniz bu eserin ilk temsil gecesi tiyatroda olabilirsiniz.”

Berksoy’dan Nâzım’a

12 Ocak 1941

“Bu hafta tercümeden geri kalan paranızı ve dayınız tarafından hediye edilecek bir elbise paketini cezaevi adresinde alacaksınız.”

Nâzım’dan Berksoy’a

14 Haziran 1941 [Bu tarih açık ki yanlış, çünkü Tosca 2 Nisan’da oynandığına ve Nâzım bunu bildiğine göre 14 Haziran’da “Tosca’yı ne zaman oynuyorsun?” diye sorması mümkün değil.]

“Ferit Opera tercümesinin geri kalan kısmını hala alıp göndermedi. Meteliğe kurşun atıyorum. Vaziyetim banyolara gidip tedaviye bile müsait değil. Parasızlığın ne olduğunu bilirsin. Ziya beye yahut dayı paşaya rica et paranın bir an evvel alınıp, bizim hane tarafına gönderilmesi hususunda Ferid’e yardım etsinler... Kış geldi... Tosca’yı ne zaman oynuyorsun? Carmen tercümesinden ne haber? Velhasıl bana bütün bu meseleleri sür'atle halledip hemen cevap vermeni çok çok rica ederim.”

Nâzım’dan Berksoy’a

14.2.1941

“Teyzem Münevver hanım vasıtasıyla ve opera tercümesine mahsuben kaydiyle bundan 20 gün kadar evvel 30 lira aldım. Ama bundan hiçbir şey anlamadım. Ne diye teyzem vasıtasıyla, ne diye mahsuben?”

Berksoy’dan Nâzım’a

Tarihsiz

“Carmen tercümesini ancak Tosca'yı oynayıp muvaffak olduktan sonra teklif edebileceğim.

"Allah kısmet edecek olursa" operayı ancak ayın 28'inde oynuyoruz. Ve temsil radyoya veriliyor. Yine Hasan Ferid beyin yardımı ile (!) Tosca'nın hepsini değil yalnız ikinci perdeyi oynuyorum. Operaya ilave talebeler bir piyes oynayacaklarmış. Operanın tamamı gelecek sene başında oynanacakmış, şimdi hepsini oynamamız için koro yokmuş, vakit yokmuş. Velhasıl birçok miş... mış... muş'lar...”

Nâzım’dan Berksoy’a

Tarihsiz

“Tosca’nın temsilinde bulunabilecek miyim? Umudum yok.

Elbette ki bu sefer Tosca’yı dinleyemezsem bir daha sefere mutlaka dilerim.”

Nâzım’dan Berksoy’a

25 Nisan 1941

“Tosca operasını, radyomuzun başında ve saatinde dinlemek iznini Müdürümüzden almıştım. Binaen aleyh harikulade sesinin dalgalarıyla avunabildim, müteselli oldum.

Para bugün yarın gelir. Toska tercüme hesabını da bu suretle sayende kapatmış olduk.”

Nâzım’dan Berksoy’a

16 Mayıs 1941

“Tosca’nın fotoğraflarını sabırsızlıkla bekliyorum.”

Berksoy’dan Nâzım’a

Tarihsiz

“Size Tosca’dan birkaç resim gönderiyorum.”

29 Nisan 1941'de ise Nâzım, Kemal Tahir'e şöyle yazar:

“Benim Tosca tercümesinin parası da dün geldi. Piraye'ye yolladım. İkiniz de parasız kalmayacağınız için müsterihim. Dünyada başkaca üzüntüm de yok...”

“İsmet Paşa emir verdi”

Tosca’nın sahnelenme öyküsünü Berksoy şöyle anlatır:

“Daha sonra yanıma gelen [orkestra şefi] Carl Ebert’e ben de Tosca operasını oynamak istediğimi söyledim. O sırada İsmet İnönü beni tebrik etmek üzere müdüriyet odasına geldiler. Bana dedi ki:

‘Sesiniz çok güzel, mağrur olmayınız, çalışınız, sizi daima bu işin başında görmek isterim.’

Bu konuşma sırasında Carl Ebert İnönü’ye,

‘Müsaade buyurursanız Tosca operasını oynayalım’ dedi. İsmet Paşa emir verdi ve Tosca’nın 2 Nisan 1941 tarihinde ilk profesyonel yabancı opera olarak Türkiye’de ikinci sahnesi sergilendi. Bu operada ben ve Nurullah Taşkıran başrolleri paylaşmıştık.” (Özbilgen, s.140).

Ayrıntılarını bilmiyoruz, ama belli ki İnönü’nün emir vermesinin ardından Berksoy ile Ali Fuat Cebesoy operanın tercümesi işinin besteci Ferit Alnar ile Nâzım’a verilmesini sağlamış. Özbilgen’in aktardığına göre, “Alnar, Nâzım’la birlikte Tosca operasını çeviriyor, daha doğrusu kendi çevirmiş gibi Nâzım’ın çevirmesinde aracılık ediyor...”

Nâzım’ın tercüme ettiği opera, “Tatbikat Sahnesi adıyla kurulan ve geleceğin sanatçılarını yetiştirmeye yönelik okul” ile TRT tarafından sahneleniyor. (Devlet Opera ve Balesi’nin kuruluşu 1940’ların sonlarındadır).

Ve Nâzım, TRT radyosunun naklen verdiği operayı Çankırı Hapishanesi’nde dinliyor!

Roni Margulies


SEÇTİKLERİMİZ

Ragıp Zarakolu
O hep bizimle

Bültene kayıt ol