Türkiye’de LGBTİ+ mülteciler ve Covid-19 salgını

23.05.2020 - 16:33
Haberi paylaş

LGBTİ+ mültecilerin zorlu yaşam koşullarına dönük bir inceleme.

Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan mülteciler ne yazık ki hala sistematik ırkçılığa maruz kalıyor ve büyük bir kısmı yoksullukla boğuşuyor. Konu LGBTİ+ mültecilere geldiği zaman bu ırkçılık ve yoksulluk sarmalı daha da şiddetleniyor. Türkiyeli LGBTİ+’ların yaşadığı günlük sistematik şiddet ve ayrımcılık hâlihazırda zaten fazlayken LGBTİ+ mültecilerin yaşadıklarını anlatmak, üstünde konuşmak bir çözüm üretmek için gerçekten önemli. Bu yazının amacı özellikle LGBTİ+ mültecilerin durumunu çeşitli raporlara dayanarak göstermek ve COVID-19 salgınıyla birlikte hükümetin aldığı önlemlerde LGBTİ+ mültecilerin sessizleştirilmesinden ziyade hiç var olmadığını tartışmak.

Türkiye’de LGBTİ+’lar

Türkiye’de LGBTİ+ hareketi ne yazık ki devletin engelleriyle karşılaşmaktadır. 2015’ten beri her yıl düzenlenen Onur Yürüyüşüne kısıtlamalar getirilmektedir veya yürüyüşe “toplumun hassasiyetleri” nedeniyle izin verilmemektedir. Gündelik hayatında hâlihazırda sistematik ayrımcılığa ve şiddete uğrayan LGBTİ+lar arasında bu tür önlemler bir güvensizlik ortamı yaratmaktadır. 

Kaos Gey Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos GL) tarafından hazırlanan “2018 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu”na¹ göre işlenen çoğu nefret suçu bir suç olarak sayılmamakta, LGBTİ+’ların yargıya karşı oluşan güvensizliklerinden dolayı onlara karşı işlenen suçlar rapor edilmemektedir. Suçların büyük çoğunluğu LGBTİ+’ların daha az gizli olduğu büyükşehirlerde kamusal alanlarda, herkesin şahit olabileceği yerlerde gerçekleşmiştir. Rapor, cezalandırılmayan bu suçların toplumda bir cezasızlık kültürü oluşturduğunu ve bu sebeple LGBTİ+’lara karşı işlenen suçlarla bu cezasızlık kültürü arasında bir ilişki olduğunu vurgulamıştır.

Türkiye’de LGBTİ+ Mülteciler

Kaos GL’nin ve Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) 2017 yılında birlikte yürüttüğü “Türkiye’deki Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks (LGBTİ) Mültecilerin İnsan Haklarının Geliştirilmesi” projesi kapsamında hazırlanan “Türkiye’nin LGBTİ Mülteciler ile İmtihanı” isimli rapora² göre Türkiye’deki LGBTİ+ mülteciler bu sistematik şiddetten daha fazla nasibini almaktadır.

Türkiye 1951 yılında Mültecilerin Hukuk Statüsüne İlişkin Sözleşme’yi ve 1967 protokolünü imzalamıştır. 1951 yılında mülteciler için herhangi bir coğrafi kısıtlama olmamışsa da Türkiye sözleşmenin 1 (b) maddesine dayanarak 1967’de imzalanan protokolü coğrafi sınırlama ile onaylamıştır. Bu coğrafi sınırlamaya göre Avrupa dışından yapılan mültecilik başvuruları yalnızca “şartlı mültecilik” statüsü için yapılabilecektir. Şartlı mültecilik kişi üçüncü bir ülkeye yerleştirilene kadar geçici bir statüdür ancak Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan mülteciler zaten kendi ülkelerinden orada tehlikede oldukları için kaçtıklarından mültecilerin Türkiye’deki kalıcılıklarından söz edilebilir. Bu bilgilere ek olarak, Türkiye’de şartlı mültecilik başvurusu için yapılan mülakatta karar Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bağlıdır ve başvuru sahibinin görünür bir LGBTİ+ olması durumunda alınan kararın bireysel görüşlerden nasıl etkilendiği bir soru işareti.

2013 yılında yayımlanan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun³ (YUKK) 67. maddesinde özel ihtiyaç sahipleri arasında LGBTİ+’lar gösterilmemiştir. Ayrıca yine raporun dediğine göre YUKK’un uygulanmasına ilişkin 2016 yılında yayımlanan yönetmelikte bu göç prosedürünü yöneten çalışanların önyargılarıyla hareket etmeyecekleri güvenceye alınmamıştır.

Ülkeye girişlerinden itibaren mevzuat riskleriyle karşılaşan LGBTİ+ mülteciler, ülkeye girebildikten sonra bu sefer başka ırkçılık ve ayrımcılık gibi risklerle karşı karşıyalar. Çoğunluğu şartlı mülteci statüsüne sahip olduğu için güvenceli işlerde çalışamıyor ve yoksullukla yüz yüzeler. Kaos GL’nin ve BMMYK’nın hazırladığı bu raporda da gösterildiği gibi, LGBTİ+ mülteciler komşularının ve ev sahibinin şiddetinden dolayı evden atılabiliyor ve işveren LGBTİ+ mülteci işçilerin ücretlerini vermeyebiliyor. LGBTİ+ mülteci işçiler işverenler tarafından sömürülüyor. Kayıtlı oldukları şehirlerdeki iş imkanları kısıtlı olmakla birlikte işverenler görünür şekilde LGBTİ+ olan mültecileri işe almıyor. En fazla dile getirilen sorunlar arasında uzun saatler çalışmak zorunda bırakılmak da mevcut. Tabii iş bulabilirse…

Dil engelinden ve yaşadıkları şehirdeki imkanların azlığı nedeniyle sağlık hizmetlerine ulaşamıyorlar. Ülkelerinden şiddet sebebiyle kaçtıklarından dolayı psikolojik desteğe ihtiyaçları olduklarını da dile getiriyorlar. Türkiye’de yaşamaya devam ettikleri sistematik ayrımcılık da bu desteğe olan ihtiyaçlarını arttırıyor.

LGBTİ+ mülteciler ve COVID-19 salgını

Türkiye’de henüz özel olarak LGBTİ+ mültecilerle COVID-19 salgınına karşı alınan önlemler arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma yapılmamış olsa da Türkiye’deki mültecilerin şu anki genel durumunu tartışarak LGBTİ+ mülteciler hakkında varsayımda bulunabiliriz.

Türkiye, COVID-19 salgınına karşı ciddi önlemler alınmaya başlanmadan önce başka konular konuşuyordu. Suriye’deki rejimin İdlib’de Türkiye üssüne düzenlediği hava saldırısında 33 asker hayatını kaybetmişti.⁴ Genel olarak halkın her kesiminden tepki çeken bu saldırı Türkiye’nin Suriye’deki varlığının sorgulanmasına yol açmıştı. Yapılan bu saldırının ardından Türkiye, göçmenlerin Avrupa’ya geçişini engellemeyeceğini duyurdu ve binlerce göçmen İpsala’ya Türkiye-Yunanistan sınırına akın etti. Hepimiz Göçmeniz-Irkçılığa Hayır Platformu aktivistlerinin aktardıklarına göre⁵ göçmenlerin koşulları çok kötüydü. Otobüsle sınıra uzak bir yerde bırakılıyorlardı ve saatler süren yürüyüşten sonra sınıra ulaşıyorlardı. Burada da Yunanistan polisinin şiddetine uğruyorlardı. Göçmenlerin sınırda bekleyişleri haftalarca sürdü.

Şubat ayının sonlarında ve mart ayının başlarında COVID-19 salgını Türkiye’nin de dikkatini çekmeye başladı. Şubat ayının sonunda bu hastalığın dünya çapında bir pandemiye dönüşeceği riski ortaya çıkmıştı ama hükümetler henüz bir önlem almıyordu. 16 Mart tarihinde sonra Türkiye’de okulların kapanmasıyla ve evde kal kampanyalarının başlamasıyla Türkiye artık tam anlamıyla COVID-19 salgınını konuşmaya başladı. Televizyondaki haberler, sosyal medya, Whatsapp grupları ve başka birçok medya kanalında salgından başka bir şey konuşulmaz oldu. Göçmenlerin yaşadıkları artık dikkat çekmez olmuştu. Sınıra dağılan insanlar ne yapmıştı? Oradaki insanların sağlık durumu neydi? Hastalık göçmen kamplarında da yayılıyor muydu? Önlemler nasıl alınıyordu? Bu sorular cevaplanamıyordu çünkü hakim ırkçılık ideolojisi göçmenlerin yaşadıklarını önemsiz kılıyordu. Dünya çapında bir salgın vardı. Göçmenler hakkında konuşmanın ne manası vardı ki şu an?

28 Şubat 2020 Türkiye Suriyeli göçmenlerin Avrupa’ya geçişini serbest bırakma kararı aldıktan sonra birçok şey oldu aslında. Yunanistan kendi sınırına beton bloklar yerleştirdi, kimliği belirsiz ve maskeli kişiler göçmenleri darp etti, mart ayının ortasında yaklaşık on bin göçmenin bekleyişi sürdü, Yunanistan’a geçmeyi başaran göçmenler baştan aşağı soyuldu ve kıyafetsiz bir şekilde Türkiye’ye geri gönderildi, salgın krizi başladıktan sonra kimi göçmen Pazarkule’den dönerken kimi orada kalmaya devam etti, daha sonrasında Pazarkule’deki göçmenler otobüslerle farklı yerlere taşındı.⁶

Enfekte olan mültecilerin her türlü yasal mevzuata göre bulundukları ülkenin sağlık hizmetlerinden yararlanma hakları olmasına rağmen kayıtsız mülteciler hastanelere kabul edilmedi.⁷ Göçmenlerin yasal olmayan bir şekilde⁸ sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılması ise virüsün yayılması için uygun bir alan yaratıyor.

Sınıra gitmiş mülteciler arasında LGBTİ+’lar da var. Bir mülteci trans erkek, Türkiye’de kimsenin yabancıları sevmediğini ve hayatının tehlikede olduğunu aktarıyor. Hem LGBTİ+ olmanın hem de bir mülteci olmanın onu riske soktuğunu söylüyor.⁹ LGBTİ+ mülteciler seslerin duyulmasını istiyor.¹º

Ne yapmalı?

Türkiye’de göçmenlerle dayanışan platformların ve LGBTİ+ örgütlerinin LGBTİ+ mültecilerin yaşadığı hak ihlallerine karşı bir araya gelip ırkçılığa, homofobiye ve transfobiye karşı ses çıkarmaya devam etmesi elzem. Trans cinayetlerini, ırkçılığı ve hak ihlallerini durdurmak yalnızca bir arada hareket edersek mümkün. Bu eşitsizliği yaratan ise dünyadaki hakim iktidarın ideolojik aygıtları. Cinsiyetçilik, homofobi, transfobi, ırkçılık ve daha pek çok aygıt toplumun içinde derin yaralar açıyor ve bütün insanların aslında tek ortak noktası olduğu gerçeğinden bizi uzaklaştırıyor: egemen sınıflar tarafından sömürülüyor olmak. Her türlü ayrımcılık yukarıdan aşağıya, bu hareketlenmeyi dağıtmak için inşa ediliyor.

LGBTİ+ mültecilerin yaşamak zorunda bırakıldıkları haksızlıklar kabul edilemez. Her türlü nefrete inat, eşitlikçi ve antikapitalist bir hareket altında birleşmek zorundayız.  

Dipnotlar:

1. Kaos GL, “2018 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu”, 2018, http://www.kaosgldernegi.org/resim/yayin/dl/nefret_suclari_raporu_2018_web.pdf

2. Kaos GL & BMMYK, “Türkiye’nin LGBTİ Mültecilerle İmtihanı”, 2018

3. İçişleri Bakanlığı, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 2013, https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6458.pdf 

4. BBC, İdlib saldırısı: 33 Türk askeri hayatını kaybetti, Suriye’deki hedefler vuruldu, 28 Şubat 2020, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51669820

5. Marksist.org, Sınırdan izlenimler: Göçmenler anlatıyor, https://marksist.org/icerik/Yazar/13514/mobileRedirect

6. Fırat Çoban, Türkiye-Yunanistan sınırında neler oldu?, (tarih bilinmiyor), https://www.gocarastirmalaridernegi.org/tr/yayinlar/analizler/160-turkiye-yunanistan-sinirinda-neler-oldu?fbclid=IwAR1IVSChBt4RVLQAtheC6wlOER0_mFWxqviHPH89DXzHsyh19rZWixdDjII

7. Mülteci Medyası, Kayıtsız mülteciler, COVID-19 belirtileri taşımalarına rağmen hastaneye kabul edilmedi, 4 Nisan 2020, https://multecimedyasi.org/2020/04/04/kayitsiz-multeciler-covid-19-belirtileri-tasimalarina-ragmen-hastaneye-kabul-edilmedi/

8. Bianet.org, Mülteciler enfekte olurlarsa ne yapacaklar? Hakları ne?, 2 Nisan 2020, http://bianet.org/bianet/saglik/222350-multeciler-enfekte-olurlarsa-ne-yapacaklar-haklari-ne?bia_source=facebook&utm_source=dlvr.it&utm_medium=facebook&fbclid=IwAR3WddLQshzbPRvRmudS7dsDW4MBJqfa_om2-S8FroB6gyVXfH0dFzG2ULQ

9. Yıldız Tar, Sınırdaki mülteci LGBTİ+’lar: “Herkes bizi unuttu.”, 12 Mart 2020, https://www.kaosgl.org/haber/sinirdaki-multeci-lgbti-lar-herkes-bizi-unuttu

10.  Yıldız Tar, Sınırdaki mülteci LGBTİ+’lar: Bizi zorla sınıra getirdiler, geri dönmemize de izin vermiyorlar, gitmek istiyoruz, 5 Mart 2020, https://www.kaosgl.org/haber/sinirdaki-multeci-lgbti-bizi-zorla-sinira-getirdiler-geri-donmemize-de-izin-vermiyorlar-gitmek-istiyoruz

(Dosya) Pandemi döneminde LGBTİ+ hakları

Bültene kayıt ol