Göçmen düşmanlığına taviz yok

11.01.2019 - 09:32

Sosyalist İşçi'nin son sayısında, yılbaşında kutlama yapan Suriyeliler etrafında yürütülen tartışmalar ele alındı:

Yılbaşında bir grup Suriyeli genç, on binlerce kişiyle birlikte Taksim Meydanı’nda eğleniyorlar. Halay çekip şarkılar söylüyorlar, “Suriye” diye tempo tutuyorlar. Esad’a karşı ayaklanmanın, özgür bir Suriye düşünün simgesi olan bayraklarını da yanında getirmişler. Hiçbir taşkınlık yok, etrafa zarar vermiyorlar.

Bir insanın yılbaşında eğlenmek istemesinde, koparılıp geldiği yeri özlemesinde ve bunu dile getirmesinde nasıl bir sakınca olabilir?

Elbette ki hiçbir gariplik yok. Ama kimileri böyle düşünmüyor. Bir ırkçı, bunların yanına yaklaşıp kamerayla kayıt alıyor. “Geldiğimiz hâle bak, bizi bu hâle getirenlerin Allah bin belasını versin” diyerek, aklınca “AKP karşıtlığı” ile videoyu süsleyip sosyal medyaya veriyor. Ve bu görüntüler, en sağından soluna, İyi Parti’sinden İsmail Saymaz’ına, CHP’sinden çeşitli sözde solcu haber sitelerine kadar, hepsinin mülteci düşmanlığında birleşmesine yol açıyor.

MHP’li “muhalif”, eski milletvekili Sinan Oğan, Twitter’da şöyle yazdı: “Türk askeri her gün sınıra sevkedilirken, Suriye'de askerimiz şehit olurken; Türk milletinin rızkıyla beslenen bu Tosunlar Taksim'de Suriye bayrağı açıp kafayı çekiyor! Kadına yaşlıya çocuğa bakalım ama bu Tosunları istemiyoruz, isteyen evine alsın.”

1 Ocak günü, benzer argümanlarla süslenen tweetlerle, ırkçı “Ülkemde Suriyeli istemiyorum” hashtagi zirveye çıktı. Buna karşı “Ülkemde ırkçı istemiyorum” kampanyaları da düzenlendi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, Taksim Meydanı’nda açılan Özgür Suriye bayrağıyla ilgili olarak, Suriye rejimi karşıtı faaliyetlere Türkiye toprakları üzerinde izin verildiğini ifade ederek olaya ilişkin sorumluların araştırılması amacıyla Meclis’te komisyon kurulmasını istedi.

İyi Partili Ümit Özdağ, görüntüleri “Bu kadar çok sevdikleri Suriye’ye bir an önce dönmelerini sağlayalım” diye paylaşırken, hükümet yanlısı gazetelerde de Suriyeli mültecilerle ilgili olumsuzluklar içeren bazı yazılar yayımlandı.

Yalanlarla mücadele

Yılbaşı kutlaması görüntülerinin üzerine, Suriyelilerle ilgili eski ve yeni yalanlar da tekrar ortalığa saçıldı. Oysa “Hepimiz Göçmeniz, Irkçılığa Hayır” kampanyasının yayınladığı broşür, Mülteci Hakları Derneği’nin çalışmaları, Teyit.org’un haberleri gibi sayısız kaynağın defalarca anlattığı gibi, Suriyelilerin Türkiye’de çeşitli ayrıcalıklara sahip olduklarına dair iddiaların tamamı yalan. Eğitimde, sağlıkta özel bir muameleye tabi tutulmadıkları gibi genelde oldukça kötü şartlarda yaşıyorlar, havadan para almıyorlar.

Yılbaşı kutlamasına benzer bir saldırı dalgası, daha önce de, Suriyelilerin Yeşilköy sahilinde eğlendikleri bir görüntü kullanılarak sosyal medyada dolaşıma sokulmuştu. Suriyelilerin eğlenmeleri suç değil. Türkiye’nin Suriye’deki varlığının sorumlusu Suriyeliler değil. Bundan rahatsız olunuyorsa, savaş politikalarına karşı çıkılıp, tüm bölgeye yönelik barışçıl bir dış politikanın uygulanması savunulabilir. Ancak bu talebin muhattabı Suriyeli göçmenler değil, Türkiyeli siyasi liderlerdir.

İşçilerin birliği

Benzer şekilde, Türkiye’de işsizliğin ve ekonomik sorunların kaynağı da Suriyeliler değil. Patronlar, Suriyelileri Türkiyelilerden daha ucuza çalıştırıyor. Tekstilden inşaata birçok sektörde Suriyeliler sebebiyle yoğun bir sömürü, patronlar için ise arayıp da bulamadıkları kâr fırsatı var. Dolayısıyla, Türkiyeli işçinin işini kaybetmesinin nedeni Suriyeliler değil, patronların kâr hırsı. Bu düzende, işini kaybeden Türkiyeli işçi de, ucuza çalıştırılan Suriyeli işçi de mağdur. İkisi el ele verip, durumdan kârlı çıkan tek kişi olan patrona karşı birleşirlerse, durum değişebilir. Dolayısıyla yapılması gereken, mültecilere nefret kusmak değil, patronlara karşı onlarla birlikte mücadele etmenin koşullarını oluşturmak. Bunun bir ayağı da Suriyelilerin, Türkiyelilerle eşit haklara sahip olması. Böyle olursa patronlar ucuz işgücüne yönelemez, çalışma hayatında eşitlik sağlanmış olur.

Irkçılığı yenebiliriz!

“Hepimiz Göçmeniz, Irkçılığa Hayır” kampanyası, herkesi bu nefrete, ırkçılığa ve göçmen düşmanlığına karşı mücadeleye çağırıyor. Yıllardır “Suriyeliler kardeşimizdir” diyerek eylemler, toplantılar örgütlüyoruz. Mülteciler binlerce kişiyle Edirne’ye yürüyüp sınırda eylem yaptıklarında yanlarındaydık. Esenler Otogarı’nda kafese kapatıldıklarında yanlarındaydık, orada eylem yaptık. Bundan sonra da mültecilerin tüm haklarının takipçisi olmaya, kamuoyu görüşünü ırkçılığa karşı mülteciler lehine değiştirme çabalarımıza devam edeceğiz.

14 Ocak Pazartesi günü saat 19:00’da İstanbul’da, kampanya aktivistleri Cezayir toplantı salonunda bir araya gelecek. Mülteci düşmanlığına öfkeleniyorsanız siz de bize katılın, birlikte mücadele edelim!

Yeni yılda Suriyelilerle el ele verelim!


Hükümet masum değil!

Suriyelilere yönelik bu gibi linçlerin ardından, hükümet, her seferinde kendisini göçmenlerin dostu gibi sunuyor. Oysa Suriyelilerin bu kadar kolay hedef hâline getirilmelerinin altında statüsüzlük yatıyor.

“Geçici koruma” adı altında verilen statü, hiçbir şekilde eşitliği sağlamıyor. Göçmenler Türkiye içinde seyahat ederken bile kamu otoritesinden izin almak zorundalar. Zaten hükümetin “eşitlik” diye bir derdi de pek yok. Suriyeliler “misafir” olarak nitelendiriliyor, Avrupa ile siyasi gerginliklerde bir koz olarak kullanılıyor. Sınırlar ise hem Suriye tarafında hem Avrupa tarafında sıkı bir şekilde kapalı.

Mağduriyetlerin sona erdirilmesi ve ırkçı saldırganlığın frenlenmesi için tek çözüm Suriyelilerin mülteci statüsünün tanınmasıdır.


Irkçılık tabandan mı yayılıyor?

Irkçılık gibi ayrımcı ve işçi sınıfını bölen, birbirine düşman eden fikirler, her zaman egemen sınıflar tarafından üretilir, tavandan tabana doğru yayılırlar. Suriyelilerle Türkiyelilerin birbirine düşman olmasından kâr eden patronlardır. Türklerle Kürtlerin düşman olmasında da durum böyledir. Farklı ulusal kimliklerden işçilerin, patronlara karşı ortak bir mücadele yürütmelerindense, birbirlerinden nefret etmeleri egemenlerin çıkarınadır.

Suriyelilere düşmanlık da sağcı düzen partileri tarafından üretiliyor. Suriyelilerin Türklerden aşağı olduğu, kültürümüzü bozdukları vb. argümanlar Türk milliyetçiliğini kutsuyor. Yerellerde Suriyelilere yönelik zaman zaman görülen linç girişimlerini de genelde örgütlü ırkçı güçler kışkırtıyor.

Bunca propagandaya rağmen, Türkiye’de henüz Suriyelilere karşı kitlesel saldırılar gerçekleşmiş durumda değil. Tabandaki sağduyulu yaklaşım, ırkçıları “Kadın ve çocuklara biz de karşı değiliz ama…” demek zorunda bırakıyor. Ancak yılbaşı kutlaması gibi olaylardaki provokasyonlar, hep daha büyük bir linç furyasının hazırlığı olarak görülmelidir. Biz de tabanda, işçi sınıfı içerisine, egemen sınıfın mülteci düşmanlığı politikasına karşı ara vermeksizin mücadele etmeliyiz.

Ozan Tekin

(Sosyalist İşçi)



Bültene kayıt ol