Sosyalist Tartışma'nın ilk oturumu: “Türkiyeli ve Suriyeli işçiler patronlara karşı birlikte mücadele etmeli”

19.10.2018 - 10:36

Dün başlayan Sosyalist Tartışma İstanbul'un ilk oturumunun başlığı "Göçmen düşmanlığı ve ırkçılık: Nasıl durdurabiliriz?" idi.

Toplantıda ilk olarak konuşan DSİP GYK üyesi Ozan Tekin, şunları söyledi:

"CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP seçmenine seslenerek 'Suriyelilerden bıktıysanız onları gönderecek parti CHP'dir' dedi. İyi Parti sözcüsü Lütfü Türkkan, Suriye politikası böyle sürdürülürse Türklerin azınlığa düşeceğini söyledi. Yalnızca bunlar değil, solda bile mülteci düşmanı önyargılar ve argümanlar oldukça yaygın. Suriyelilerin kültürümüzü bozduğunu, yüksek sesle konuştuklarını, hastalık getirdiklerini, çok suç işlediklerini duyabilirsiniz etrafınızdan. Sosyalist Tartışma bunlara karşı mücadele edenlerin ve 'Hepimiz göçmeniz' diyenlerin platformu.

Göçmenlere yönelik ırkçılığı durdurmak için yapmamız gereken ilk şey hükümetin tutumunun eleştirisi. CHP'nin ve İyi Parti'nin yaptıkları sayesinde, AKP kendini mülteci dostu bir parti olarak sunuyor. Ancak bu doğru değil.

2011-2015 arası uygulanan açık kapı politikası doğruydu. Solda kimileri o dönem 'terörist yetiştiriyorlar' diye mülteci kamplarının kapatılması çağrısı yapıyordu. Biz savaştan kaçan insanlara sınırların açılmasını desteklerken, sığınmacılara mülteci statü verilmesi ve ırkçı saldırıların durdurulması için mücadele ediyorduk.

“Evrim ve marksizm” tartışması

AKP mülteci dostu değil

2015'ten beri ise AKP artık Suriye sınırına dünyanın en büyük duvarını dikmekle övünen, AB ile ırkçı geri kabul anlaşmasını imzalayan, Türkiye'nin iki tarafında da mülteci geçişini güvenlik güçleriyle durduran bir politika izliyor. Suriyeli mültecilere yönelik saldırılar ve linç girişimleri durdurulmuyor, cezasızlık saldırganları cesaretlendiriyor. Diğer yandan yerli-milli ittifak, Türk milliyetçiliğinin övüldüğü atmosfer de Suriyelilerin hedef hâline gelmesini kolaylaştırıyor.

Biz göçmenlerle ilgili her türlü hurafeye, yalan argümana yanıt üretmeliyiz. 'Hepimiz Göçmeniz - Irkçılığa Hayır' kampanyası bunu yapacak bir broşür hazırlıyor. Onun yanı sıra teyit.org'un yaptığı haberler, çeşitli STK'ların çalışmaları, Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi'nden Şebnem Köşer Akçapar'ın Hürriyet gazetesinde yayımlanan röportajı gibi şeyler çok faydalı. Her linç girişiminin arkasında bir ırkçı yalan var ve bunlarla uğraşmalıyız.

Ancak bir yandan da bilmeliyiz ki göçmen düşmanlığı yalnızca bir nicel bilgi eksikliğinden kaynaklanmıyor. Mülteci düşmanlığı ve ırkçılık bir egemen sınıf politikasıdır, işçi sınıfını bölmeye ve onun mücadelesini zayıflatmaya yarar. Marx, “başka ulusları ezen uluslar özgür olamaz” der, İrlanda örneğini verir. Bunu bugüne uyarlarsak, Türkiye bir ekonomik kriz döneminden geçiyor, bu krizin sorumlusunun patronlar veya siyasetçiler değil de mülteciler olduğunu düşünen bir işçi sınıfı, kendi özgürlüğünü kazanmak için mücadele edemez.

Azınlıklar nasıl azınlık oldu?

Suriyeli ve Türkiyeli işçilerin birliği

Patronlara karşı ortak mücadele etmeliyiz. Göçmen düşmanlığına karşı ortak mücadele etmeliyiz. Bunun için de öncelikle Suriye'de olup bitenlerin doğru bir analizini yapmamız gerekiyor. Suriyelilere sınırın öte tarafında 'cihatçı' diyorsak, bu tarafa geçtiklerinde de onlarla dayanışmayı inşa edemeyiz.

Suriye’de halk, bütün Ortadoğu halkları gibi, kendi egemenlerine, Esad diktatörlüğüne karşı ayaklandı. Bu insanlar aynı zamanda 2014-2015'te sınırları yıka yıka Avrupa'ya gittiler, bu da önemli bir mücadeleydi. Mülteciler, yalnızca muhtaç durumda, yardıma ihtiyacı olan kimseler değil, mücadele arkadaşlarımızdır, onlar her yerde mücadele ediyorlar. 

O dönemde Avrupa’da mültecilerle dayanışma eylemleri oldu, olmaya devam ediyor. Yunanistan’da göçmenlerle solun ve işçi hareketinin bağı bu dayanışma sayesinde kuvvetlendi.

Türkiye’de de göçmenlerle ortak eylemler oldu. Örneğin Türkiyeli ve Suriyeli saya işçileri ücretlerin yükseltilmesi için eylemler yaptılar. Bu eylemler İstanbul İkitelli bölgesinde başarıya ulaştı, çünkü Suriyeli ve Türkiyeli sayacılar birleşip iş bırakmıştı. Gedikpaşa’da başarılı olamadı, çünkü burada Türkiyeli işçiler Suriyelileri kendilerine rakip görüp eylemlere katılmadılar.

'Suriyeli mülteciler vatandaş olursa AKP’ye oy verirler' anlayışı hatalıdır. Suriyelilerin önemli bir bölümü artık bu topraklarda yaşayacak, birlikte yaşamanın, örgütlenmenin ve mücadele etmenin koşullarını oluşturmalıyız. 4 milyon oyları varsa hepsine talibiz, önce mültecilik statüsü sonra bizimle eşit haklarda vatandaş olmalarını talep ediyoruz.

Türkiye’de 'insanların çoğu sağcıdır, milliyetçidir, bu değişmez' fikri yaygın. Ben bunu doğru bulmuyorum, mücadele değiştirir. 10-15 yıldır ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı büyük mücadeleler verdik, 'Hepimiz Ermeniyiz' gibi radikal bir sloganla yüz binler yürüdü. Çözüm ve barış süreçlerini yaşadık. Şimdi siyaset sağa kaydı, ama bu tekrar değişebilir."

Sosyalist Tartışma'nın programı

Ozan Tekin'in ardından ise DSİP'in Yunanistan'daki kardeş örgütü Sosyalist İşçi Partisi'nden (SEK) Argryi Erotokrituou konuştu.

Onun konuşmasından öne çıkanlar ise şöyleydi:

"Almanya’da 250 bin kişi ırkçılığa karşı sokaklara indi. Bu hepimiz için umut oldu. Bu eylemlerin sonucu, Bavyera seçimlerine yansıdı. Merkel’in ortağı, göçmen düşmanı CSU, Bavyera’da 50 yıldır ilk defa tek başına iktidarı kaybetti. CSU, Merkel’i bile göçmen politikaları nedeniyle eleştiriyordu. Olumsuz bir sonuç ise ırkçı parti AfD'nin oy oranını artırması oldu. Bu seçimler, Almanya’da kutuplaşmanın arttığını gösteriyor. Merkel’in güçlü sanılan koalisyonunun zayıflığını gösteriyor. Bütün bunlar, milyonlarca göçmen Almanya’ya girdikten sonra oldu.

Dünyada sağa kayış

2016’da NATO ve Türkiye, yapılan anlaşma gereği Ege denizini göçmenlere kapattı, askerler devriye gezmeye başladı. Avrupa Birliği, Türkiye ile yaptığı anlaşmayı göçmenlerin geldiği diğer ülkelerle de (Fas, Tunus, Libya, Mısır, Cezayir) yapmaya çalışıyor.

Dünyada siyaset aşırı sağa doğru evriliyor. Faşist partiler 'göçmenleri biz durdururuz' diyerek halktan oy alıyorlar. Trump’ın seçilmesi aşırı sağın önünü açtı. Trump göreve gelir gelmez göçmen düşmanı politikalarını uygulamaya koydu.

Yunanistan’da iktidardaki Syriza sol bir parti ama benzer sorunları biz de yaşıyoruz. On binlerce göçmen çok kötü koşullarda, kamplarda yaşıyor. Yunan hükümeti, göçmenleri bir an önce diğer Avrupa ülkelerine göndermek istiyor. Aşırı sağ yükseliyor. Geçen hafta Atina’da, Avrupa’dan pek çok katılımı olan bir göçmen toplantısı yaptık, toplantıya Yunanistan’daki göçmenler de katıldı, bazı kararlar aldık. En önemli talebimiz, göçmenlerin kampların dışına çıkması, kentlerde yaşamasının sağlanması. Böylece kentlerdeki yaşama ve mücadeleye katılabilecekler.

Sosyalist Tartışma'dan: “Alman Devrimi'nin en önemli dersi, devrimci partiye olan ihtiyaçtır”

Göçmenlerle ortak mücadele

Kamplar genellikle şehirlerin dışında; eğitim, sağlık olanakları çok kısıtlı, bunlar doğru değil. Biz hem göçmenlerin hakları için, hem de ortak mücadele için çaba gösteriyoruz. Geçen ay bir antifaşist gösteri yapıldı, sendikalar katıldı. Bizler eğitim için, sağlık için, ücretlerimiz için mücadele ediyoruz, bütün bunlar aynı zamanda göçmenler için de mücadele demektir.

Faşistler, Pakistanlı öğrencilerin okullara girmesine engel olmaya çalıştılar, öğretmenler ve öğrenciler faşistleri püskürttüler. Aynı durum Suriyeli göçmenler için de yaşandı. Hastanelerde de ırkçılarla mücadele ediyoruz. Elbette yapılacak çok iş var. Irkçılığa ve faşizme karşı mücadelede şu konular önemli: Tehlike büyük, ama korkmamalıyız. İnisiyatif almalıyız, toplumun çoğunluğunu ırkçılara karşı örgütlemeliyiz.

Aşırı sağ, toplumun çoğunluğunun demokrat olmadığını, kendileri gibi düşündüğünü söyler. Bu yanlış. Yunanistan’da halkın yüzde 92’si, İtalya’da halkın yüzde 71’i hükümetlerin göçmen politikalarını savunmuyor. Almanya’daki antifaşist gösteri, ırkçılık karşıtlarının gücünü gösteriyor.

İşçi sınıfı ırkçılığa karşı mücadele etmeli

Bizler Yunanistan’da ırkçılık karşıtı mücadelemizde, hem işçileri, hem de solu (Syriza tabanı dahil) kazanmaya çalışıyoruz. Syriza, AB’nin göçmen düşmanı politikalarına destek oluyor ama Syriza tabanı faşist Altın Şafak hareketine karşı mücadele ediyor. Bizim dışımızdaki sol, Syriza tabanı ile iş yapmaya sıcak bakmıyor. Geçen hafta faşistler bir Syriza üyesine saldırdı, biz hemen gösteri çağrısı yaptık. Sendikalarda, işçiler içinde diğer sol ile birlikte çalıştığımız sürece, onların sağa kaymasını engelleyebiliriz.

16 Mart 2019 tarihinde ırkçılığa karşı mücadele için küresel çapta sokaklara çıkacağız. Türkiye’de de insanlar sokaklara çıkmalı.

Yunanistan’da göçmenler kamplarda yalıtılmış yaşıyor, Türkiye’de ise kentlerdeler, bu birlikte mücadele için bir avantaj. Benzer durumu 90’lı yıllarda Arnavutlar Yunanistan’a geldiklerinde biz yaşamıştık. Sendikalar hemen Arnavut işçileri üye yaptılar, birlikte mücadele sağlandı. Türkiye’de de sendikalar Suriyeli işçileri üye yapmalılar.

Yunanistan’da 8 yıldır kemer sıkma programları uygulanıyor, sorumlusu olarak göçmenleri görenler var. Geçen dönemde devlet hastanelerinden 30 bin kişi işten çıkarıldı, ama bu hastanelerde çalışanlar arasında hiç göçmen yoktu, şimdi de yok. İşçi sınıfını ırkçılık karşıtı mücadeleye kazanmak önemli."

Salondan katkılar

Sosyalist Tartışma'nın izleyicileri ise konuyla ilgili şöyle görüşler belirttiler:

- Her gün fakirleşiyoruz, YEP çok tipik kemer sıkma programı. Tayyip Erdoğan tüm siyaseti, ekonomiyi kendine bağlamış, burjuvazi de ona tutunmuş vaziyette. Ya bu krizden patronları çıkaracak, ya da batıracak. Biz işçiler olarak, krizin faturasını ödemek istemiyoruz, ama bu göçmenlerle dayanışmadan olmaz.

- Medyada göçmenlerle ilgili pek çok yalan haber var, bu haberler yukarılardan geliyor, yoksa bu kadar aleni yayılamaz. Saya işçileri göçmenlerle dayanışma açısından iyi ama küçük bir örnek, daha büyük mücadele örneklerine ihtiyacımız var.

- Dünyada göçmenlerle dayanışma anlamında pek çok örnek var, ama bizde en fazla saya işçilerini verebiliyoruz. Çünkü Türkiye’de göçmenlerle dayanışma sağlayan bir hareket yok, bizler bunu oluşturmaya çalışıyoruz. 16 Mart önemli bir fırsat. Türkiye’de ırkçılık karşıtı faaliyet kolay değil, çünkü mültecilerle ilgili çok yalan haber var. Üniversiteye sınavsız girdikleri iddia ediliyor, böyle bir şey yok, tamamen yabancı öğrenci kontenjanından giriyorlar, bugün üniversitelerde okuyan toplam Suriyeli öğrenci sayısı 20 bin.

- Akdeniz mülteci mezarlığı oldu, trafik kazalarında ölüyorlar, savaştan kaçıyorlar. 2015’e kadar Avrupa’ya daha kolay gidiyorlardı. O tarihten beri gidemiyorlar. İnsanlar arasında anlaşmazlık olduğu durumlarda, taraflardan biri Suriyeli ise hemen bir linç girişimi ve uzaklaştırma yaşanıyor.

- Suriyeliler artık Türkiye’de yaşayacaklar, bunu kabul etmek gerekiyor. Bunu öncelikle devletin kabul etmesi, Suriyelileri vatandaş olarak kaydetmesi gerekiyor.

- Cebimizdeki paranın azalması Suriyelilerden dolayı değil. Türkiye’de muhalefet ulusalcı ve ırkçı, Yunanistan’dan farkımız burada. Bu da göçmen düşmanlığını artırıyor. Kendisine sol diyen muhalefet de göçmen düşmanı, Esadçı.

- İşçilere güvenmek gerekir, linçleri faşistler yapıyor. Geçmişte “hepimiz Ermeniyiz” diyerek yürüdük, yine yaparız, karamsar olmamalıyız.



Bültene kayıt ol