Ankara’da günlerdir süresiz açlık grevi ile direnişlerini sürdüren özel sektör çalışanı öğretmenler ve atanma hakları gasp edilen mülakat mağduru öğretmenler 21 Haziran Pazar günü saat 19.30’da Madenci Anıtı’nda yapmayı planladıkları basın açıklaması için duyuru yaptılar. Ankara emek ve demokrasi güçlerinin desteği ile kamusallaşan söz konusu bu çağrıya çeşitli sivil toplum örgütleri ile sosyalist örgütlerden destek gecikmedi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası önünde direnişlerine ailelerinin ve Ankara halkının varlığı ile devam eden öğretmenler basın açıklaması için Sendika önünden yürüyüşe geçmeye çalıştıkları sırada Ankara Emniyeti mensubu çevik kuvvet polislerinin yoğun ve orantısız müdahalesiyle karşılaştı. Gece geç saatlere kadar devam eden ablukada savaşta kullanımı dahi suç sayılan kimyasal ajanlardan biber gazı ve portakal gazı çevik kuvvet polisleri tarafından sıklıkla yoğun bir şekilde kullanıldı, öğretmenlere fiziksel ve sözel saldırılar gerçekleştirildi, direniş alanından uzaklaştırılmaya çalışılan öğretmenler işkenceyle gözaltına alınmaya çalışıldı.
Çevik kuvvet polislerinin Anayasal suç teşkil eden, insan hak ve onuruna aykırı tüm bu müdahaleleri sürecinde Sendika önünde bulunan birçok öğretmen ve aileleri olumsuz yönde etkilenirken fenalaşarak bayılan öğretmenlerin alana gelen ambulans aracılığıyla hastane acil servisine ulaştırılmaları polislerin engellemeleri nedeniyle mümkün olmadı. Alanda bulunan yüzlerce öğretmen ve aileleri Sendika Genel Merkezi binasında sıkış tepiş vaziyette biber ve portakal gazlı saldırılar ile fiziksel ve sözel saldırılar altında geceyi geçirmek mecburiyetinde kaldı.
Sadece insan onuruna yaraşır istihdam edilme hakları için direnen öğretmenlerin ülkenin başkentinde maruz bırakıldıkları söz konusu bu polis şiddetini öfkeyle seyretmek mecburiyetinde kalan herkes gibi bizler de esefle kınıyoruz! Bu saldırılar karşısında sessizliğini koruyan sözde Milli Eğitim Bakanı özde eğitim düşmanı tarikat bakanı Yusuf Tekin’e ve sözde Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan’a bir kere daha sesleniyoruz: Hak talebiyle yollara düşen eğitim emekçilerinin karşısında, sermayenin ve devletin şiddet aygıtlarının yanında yer alarak tarafınızı, eğitim öğretim düşmanlığınızı bir kere daha net bir şekilde tüm Türkiye kamuoyuna göstermiş oldunuz. Ancak unutmayın ki korku duvarının yıkılmaya başladığı 19 Mart 2025’ten bu yana sokaklarda kıvılcımlanan isyan ve özgürlük ateşini sizin bir avuç sermayedarla yaptığınız işgüzar pazarlıklarınız söndürmeye yetmeyecek! İşçi sınıfının onurlu ve örgütlü direnişine yenilmeye mahkumsunuz!