Ankara günlerdir özel sektör çalışanı öğretmenler ile mülakat mağduru 1611 öğretmenin direnişine tanıklık ediyor. İlk olarak 1 Haziran 2026 Pazartesi günü Milli Eğitim Bakanlığı önünde düzenledikleri basın açıklaması ile taleplerini dile getiren öğretmenler, iki yılı aşkın bir süredir var olan mağduriyetlerinin giderilmesi için mücadele veriyor.
Öğretmenlerin temel taleplerinin başında özlük haklarında kamuyla eşitliğin sağlanması, taban maaş haklarının 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda düzenlenmesi, belirli süreli iş sözleşmelerinin kaldırılması, mülakat elemelerine bağlı hak gasplarının sonlandırılması, elden maaş alımlarına son verilmesi, Eğitim ve Güzel Sanatlar İş Kolu’nun kurulması, çalışma saatleri ile tatil sürelerinin iyileştirilmesi, özel sektör çalışanı öğretmenlere yeşil pasaport hakkının tanınması ve eğitim-öğretim ödeneklerinin yapılması gelmektedir.
Öğretmenler bu konuda esas sorumlu kişiler olarak başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan olmak üzere Cumhurbaşkanlığı Eğitim Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Ahmet Akça’yı, Adalet ve Kalkınma Partisi Sinop Milletvekili ve Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Nazım Maviş’i ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ı işaret etmektedir. Milli Eğitim Komisyonu süreçteki sorumluluğunu hiçe sayarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı işaret etmiş, Bakanlık da yaptığı açıklamada “işveren derneklerini ikna edemedikleri” şeklinde kendilerini süreçten muaf kılmaya çalışmıştır. Bunun yanı sıra Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile yapılması planlanan toplantıya dair yaklaşık bir sene evvel iletilen resmi davet mektubuna karşılık toplantıyı düzenleme konusunda herhangi bir girişimleri olmamış, aksine toplantıyı her seferinde türlü gerekçeler öne sürerek ertelemişlerdir.
Halihazırda direnişlerinin 8. ve süresiz açlık görevlerini 7. gününde bulunan öğretmenler Ankara halkı başta olmak üzere Türkiye kamuoyuna yaptıkları çağrıyla 14 Haziran 2026 Pazar günü Kurtuluş Parkı’nda bir basın açıklaması yapacaklarını duyurmuşlardır. Söz konusu bu barışçıl ve demokratik çağrıya ise İçişleri Bakanlığı, Ankara Valiliği ve Ankara Emniyeti’nin yanıtı işkenceyle uygulanan gözaltı işlemleri olmuştur. Anayasa’nın temel hükümlerine, 5911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. Maddesi ile düzenlenen Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği Mevzuatına aykırı, insanlık onuru ile kişinin beden bütünlüğünü hiçe sayan uygulamalarla öğretmenlere müdahalede bulunulmuştur. Savaşta kullanımı yasak olmasına rağmen kolluk kuvvetleri tarafından toplumsal olaylarda kullanımı sıklıkla tercih edilen biber gazı ve göz yaşartıcı gaz gibi kimyasal ajanların kullanımı ve ters kelepçe uygulaması hak savunucularının, gazetecilerin, eğitim emekçilerinin, avukatların ve Türkiye kamuoyunun tepkisini toplamıştır.
Türkiye kamuoyunda infiale sebebiyet veren bu durumun, ertesi gün 15 Haziran’da Güvenpark’ta yapılması planlanan basın açıklamasında basın açıklaması henüz başlamamışken dahi tekerrürü devletin eğitim politikalarını ve eğitim emekçilerine yönelik tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Son olarak 19 Haziran 2026 Cuma günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne avukatlar ile giderek yaptıkları basın açıklaması ile taleplerini bir kere daha dile getiren öğretmenler ve 20 Haziran 2026 Cumartesi günü Taksim’de bu talepleri yinelemek isteyen öğretmenler kolluk kuvvetlerinin şiddetine maruz bırakılarak gözaltına alınmıştır. Tüm bu Anayasa’ya, kanunlara ve insan haklarına aykırı gözaltı işlemleri sırasında uygulanan prosedürlerin taşıdığı işkenceyi haiz niteliklerinin avukatlar ve gazeteciler tarafından aleni bir şekilde görüntülenmesinin engellenmesi sırasında avukatlar ve gazeteciler de polis şiddetinin hedefine konulmuştur.
Yaşanan bütün bu gelişmeler karşısında halkın devlet şiddetine karşı verdiği tepki son derece net ve öğretmenlerin haklı direnişlerinin safında yer alındığını gösterir niteliktedir.
Buradan bir kere daha sınıf mücadelesini bölmeye, işçilerin onurlu birlikteliğini kolluk kuvveti şiddeti ve terörize edici medyatik söylemlerle kriminalize etmeye çalışan AKP-MHP iktidarına sesleniyoruz: Öğretmenlere verdiğiniz sözleri tutmak mecburiyetindesiniz! İşçi sınıfının birleşik, bütünleşik, kolektif, örgütlü ve onurlu direnişi karşısında yenileceksiniz! Gözaltılarınız, tutuklamalarınız, yargılamalarınız, baskılama ve sansürleme çabalarınız beyhudedir! Sizlerden korkmuyoruz! Gücümüzü direnis ve mücadele dersinin sokakta verileceğini bizlere bir kez daha gösteren öğretmenlerden alıyoruz!
Yaşasın işçi sınıfının mücadelesi, kahrolsun burjuvazi!