Nuran Yüce

Nuran Yüce son yazıları

Nuran Yüce tüm yazıları

08.09.2017 - 09:30

İklim değişiyor, biz durdurabiliriz!

Geçtiğimiz Ağustos ayında yine dünyanın muhtelif bölgelerinde iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği aşırı hava olayları yaşandı.

Bu hava olayları o kadar ekstrem bir hale gelmeye başladı ki örneğin, şimdiye kadar düşen yağış oranlarının görsellerinde kullanılan renk skalasını Ağustos’ta ABD’nin Texas eyaletini vuran Harvey kasırgası değiştirdi. 28 Ağustos tarihinde ABD Ulusal Meteoroloji Ajansı bu değişikliği “Çok fazla yağış düştüğünden, renk skalasını güncellemek zorunda kaldık” tweete ile tüm dünyaya duyurdu.

Ölümcül kasırgalar, yangınlar

Harvey kasırgası, ABD’de son 50 yılın en büyük afeti olarak nitelendiriliyor. Bu en büyük felaketin bilançosu ise bir milyondan fazla kişinin evlerini terk ederek barınaklarda yaşamasına, yaklaşık 200 bin evin sular altında kalmasına ve 50 kişinin ölümüne yol açtı. Kasırganın en etkili olduğu yer ise ABD’nin Texas eyaletinin petrol- ticaret merkezi ve ABD’nin beşinci en büyük nüfuslu Houston kenti oldu. 600 milyar dolarlık milli geliri ile Polonya, Taylant ve Nijerya gibi birçok ülkeden daha fazla gelire sahip, bir başka ifade ile tek başına bir ülke olsa dünyanın 30’uncu büyük ekonomisi olabilecek Houston’da kasırganın ekonomiye maliyetinin de 150-180 milyar doları bulabileceği söyleniyor. ABD’nin enerji, sağlık, kimya ve ulaşım sektörlerinin önemli merkezi ve ABD’li her 12 işçiden birinin yaşadığı bir bölgede kasırga her şeyi yerle bir etmiş durumda. “İklim değişikliği ABD’nin rakiplerinin uydurmasıdır” diyen ABD’nin iklim inkârcısı başkanı Donald Trump ise bu yıkım tablosunun karşısında Beyaz Saray’da dua ederken, kendi kişisel servetinden 1 milyon dolar bağış yapacağını müjdeledi!

Harvey kasırgası Texas’ı yıkıma uğratırken ABD’nin batı eyaletlerinde de 56 farklı bölgede orman yangınları vardı. Birçok yerde orman yangınları nedeniyle olağanüstü hal ilan edildi. Yine Ağustos ayında Hindistan, Nepal ve Bangladeş’i vuran sellerde en az 1200 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı. Sel suları tarım arazilerini, yaşam alanlarını mahvederken, milyonlarca insan gıda ve temiz suya ulaşamıyor. İletişim ve ulaşım olanaklarının kesilmesi gibi daha pek çok hayati önemde sorunla boğuşuyor.

Neden daha ölümcül?

İklim değişikliği şimdiye kadar hiç bilmediğimiz hava olayları yaratmıyor, yoktan var etmiyor. Ama var olan hava olaylarının şiddetini artıyor. Tıpkı Harvey kasırgasında olduğu gibi. Okyanus sularının 20-30 yıl öncesinde göre daha sıcak olması fırtınaların yoğunluğunu, büyüklüğünü, süresini artırıyor ve daha çok yağışlı olmasına neden oluyor. Okyanus suyunun sıcaklığı Harvey kasırgasının hızının saatte 200-250 km’ye ulaşmasına ve şiddetinin ardından bir yılda yağacak yağmuru tek bir gün içinde geçtiği yerlere bırakmasına yol açtı. İklim bilimci Michael Mann’in dediği gibi Harvey kasırgasını daha ölümcül hale getiren iklim değişikliğiydi.

İklim değişikliği devam ederse

ABD’den kimi üst düzey sorumlu kişiler Harvey kasırgası ile ilgi “Böyle bir olaya daha önce tanık olmadık. Böyle bir şeyi önceden tahmin edemezsiniz. Böyle bir şeyi önceden tahmin etmeyi hayal bile edemezsiniz” ve “120 cm’e varan yerel yağışlar Texas tarihinin tüm rekorlarını geçecek. Bu yağışın yoğunluğu ve derinliği daha önce deneyimlediğimiz her şeyin ötesinde” diyor. Fosil yakıtların (kömür, petrol, doğalgaz) kullanımı ve arazi yapısındaki radikal değişim (orman ve sulak alanların yok olması) atmosferdeki karbondioksit oranını artırıyor, artan karbondioksit miktarı da gezegenin sıcaklığının artmasına yol açıyor. Şu ana kadar küresel ölçekte yaklaşık 1 santigrat derecelik ısı artışı oldu. Ve Harvey kasırgasını şiddetlendiren bu 1 derecelik artıştı. Temmuz 2017’de 407 ppm’e geçen karbondioksit oranı ile 1,5 derecelik sıcaklık artışı garantilenmiş durumda. Karbon emisyonları artmaya devam ediyor. 2 derecelik ısı artışının ya da daha üstünün nasıl yıkımlara neden olabileceğini öngöremiyoruz. 

Çözüm kapitalizme karşı mücadelede 

Sistemden kaynaklı bu büyük yıkım karşısında bireyler olarak baş etmemiz mümkün olmadığı gibi, bireysel çabalarımız da çözüm konusunda yetersiz kalıyor. Ancak küresel çapta kolektif, kitlesel bir hareketle şirketlerin, şirketleşmiş devletlerin gücünü yerinden edebiliriz. Tüm kamusal hizmet alanlarının (enerji, ulaşım, sağlık, haberleşme, su hizmetleri vb) kamusal kontrol altına alınması, yenilenebilir enerjilere hızla kamu kaynaklarıyla yatırım yapılması, enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda ciddi adımlar atılması, doğal varlıkların mutlak korunması ilk taleplerimiz.

Kapitalizmin krizine çözüm olarak ileri sürülen neoliberal politikaların uygulanabilmesinin yolu işçi sınıfının örgütlülüğüne saldırmak ve dağıtmak olmuştu. Bunda başarılı oldukları anda diğer alanlarda saldırılarını gerçekleştirmeleri mümkün olabildi. Günümüzde ise şimdiye kadar yaşamadığımız bir ekolojik kriz var. Buna ekonomik kriz eşlik ediyor. Bu iki krize insani ve ekolojik bir çözüm üretmek için ise işçi sınıfını iklim hareketinin bir parçası haline getirmemiz, neoliberal politikaları tahtından alaşağı etmemiz gerekiyor.

Nuran Yüce

(Sosyalist İşçi)