Faruk Sevim

Faruk Sevim son yazıları

Faruk Sevim tüm yazıları

05.01.2017 - 10:20

Zonguldak madencilerinin yürüyüşü yol gösteriyor

30 Kasım 1990’da greve çıkan 48 bin maden işçisi 4 Ocak 1991’de Zonguldak’tan Ankara’ya doğru yürüyüşe geçti. Aileler ile birlikte 70 bin kişiye ulaşan yürüyüş tamamlanamasa da etkisi çok büyük oldu. İşçi sınıfı tarihinin en önemli anlarından birisi olan Madenci Yürüyüşünü, bugünün koşullarını da göz önüne alarak, mücadeledeki eksiklikler ve benzerlikler açısından değerlendirmekte fayda var.

Madenci Yürüyüşü sınıf hareketinin tüm toplumu belirleme gücünü göstermesi bakımından çok önemli bir eylemdir. Dönemin Başbakanı Yıldırım Akbulut'u koltuğundan etmiş, Türkiye işçi sınıfı tarihinde gerçekleşmiş en büyük işçi kalkışmalarından birisi olmuştur.

Madenci Yürüyüşüne giden süreç; Zonguldak Maden İşçileri Sendikasının 30 Kasım 1990’da greve çıkması ile başladı. Zonguldak halkı ilk günden itibaren greve aktif bir biçimde destek oldu. Grevin 15.gününde 14 Aralık 1990’da çeşitli sendikalara üye 100 bin işçi, maden işçilerine destek vermek amacıyla iki saatlik iş bırakma eylemi yaptı. 3 Ocak 1991'de Türk-iş tarafından bir günlük işe gitmeme eylemi yapıldı.

4 Ocak'ta işçileri Ankara'ya götürecek olan otobüslerin Zonguldak'a girişleri yasaklandı. Bunun üzerine sendika, işçilere Ankara'ya yürüyerek gidileceğini duyurdu ve yürüyüş aynı gün başladı. İşçi ailelerinin de katılımıyla sayıları 70 bine ulaşan yürüyüşçüler, güvenlik kuvvetlerinin çeşitli engellemelerine rağmen 112 km yol yürüdüler ve Mengen’e ulaştılar.

6 Ocak'ta Mengen'den hareket eden yürüyüşçülerin yolu tekrar kesildi. 7 Ocak'ta barikata yakın noktada bekleyen 201 işçi güvenlik güçlerince gözaltına alındı. 8 Ocak'ta Ankara'da hükümet ile görüşen sendika başkanı Şemsi Denizer yürüyüşe son verildiğini açıkladı. Zonguldak'a dönen işçiler greve devam ettiler.

25 Ocak'ta hükümet Körfez Krizi nedeniyle tüm grevleri 60 gün süreyle erteledi. Madencilerin toplu sözleşmesi Yüksek Hakem Kurulu aracılığı ile 6 Şubat 1991'de imzalandı. İmzalanan toplu sözleşmede elde edilen zam, eylemler başladığında hükümetin teklif ettiği zammın bile gerisinde kalmıştı.

Bu başarısızlıkta en büyük etken, Zonguldak’taki grevi örgütleyen sendikanın üyesi olduğu Türk-İş başta olmak üzere işçi konfederasyonlarının madencilere yeterli desteği vermemesidir. Hükümetin Körfez krizini bahane edip ülkede savaş havası yaratması da kitlesel mücadelede geri çekilmeye yol açtı. Yani hem savaş ortamı, hem de işçi sınıfı dayanışmasındaki eksiklikler Madenci Yürüyüşünün başarılı sonuçlanmasına engel oldu.

Ama Zonguldak’ta ilk kez maden işçileri hak aramak için greve çıkmış oldu. Zonguldak Maden işçileri ekmek parası için, hakları için yollara düşmüş, dondurucu soğuklarda canını ortaya koymuştu. Madenciler, eylem yapma biçimleri ile geniş kitlelerin sempatisini kazandı, gönül bağı kurdu. Yürüyüş sırasında Türkiye’nin dört bir tarafından işçilere destek amacı ile battaniye, ilaç ve yiyecek gönderildi.

Zonguldak maden işçileri, barışçıl ve kitlesel gösterinin ne demek olduğunu, hak arama mücadelesinin nasıl yapılabileceğini tüm Türkiye işçi sınıfına ve emekçilerine göstermiş oldu.

Bugün de hem Soma öncesi hem de Soma faciası ve sonrasında yaşanan maden "kazalarında" ölen işçiler ve madencilerin aldığı ücretlerin düşüklüğü öfkeyi yavaş yavaş biriktiriyor. Maden işçilerinin kitlesel eylem yapabilme kapasitesi burjuvaziyi korkutmaya devam ediyor.

Faruk Sevim

mfaruksevim@gmail.com

(Sosyalist İşçi)