Aşk ve dayanışma devrimi: Varduhi Balyan'la Ermenistan'daki eylemler üzerine röportaj

06.05.2018 - 14:59

Ermenistan Başbakanı’nın halk hareketinin sonucunda istifa etmesinin ardından ülkede eylemler devam ediyor.

Sosyalist İşçi gazetesi, eylemleri başlatan süreci ve Ermenistan’da neler olduğunu, hareketin içerisinde mücadele yürüten gazeteci Varduhi Balyan’la konuştu.

Sarkisyan’ın istifasına giden süreç nasıl başladı?

Nisan başında tüm bu eylemleri başlatan Nikol Paşinyan’dı. Gümrü’den “ilk adımı atıyorum” diyerek yürüyüşe başladı. 10 gün yürümeye devam etti ama kimse katılmadı. Hiç kimse bu kadar yankı yaratacağına inanmıyordu. Ben de “yanında 10 tane erkek var bir kadın bile yok” diyerek eleştiriyordum. Ama Yerevan’a vardığında yanındaki insan sayısı onlarcadan binlerceye katlandı . 2015’te anayasa değişikliğiyle parlamenter sisteme geçildi. O dönem Cumhurbaşkanı olan Sarkisyan görev süresi dolunca Başbakanlığa adaylığını koymayacağına söz vermişti. Yeniden aday olacağı belli olunca kıyamet koptu aslında. Halkı kızdıran defalarca söz vermesine rağmen “beni halk seçti” iddiasıyla iktidarda kalmak istemesiydi. Günlerce aralıksız süren protestolara rağmen parlamentoda yapılan oylamada Başbakan seçildi. Oylamadan sonra halk sokaklara döküldü ancak Sarkisyan “onlar sadece yüzde 7” diyerek hareketi küçümsedi. Ancak hareket kitleselleşip tüm Ermenistan’a yayılınca ksıa sürede istifa etmek zorunda kaldı. İstifasından önce hareketin liderliğini yapan Paşinyan’ın talebiyle  basının önünde görüşmeyi kabul etmişti. Paşinyan “halk sizi istemiyor tek talebimiz istifa etmeniz” deyince basının önünde görüşmeyi terk etmişti. Ancak istifa mektubunda Sarkisyan “ben yanıldım, Nikol haklı çıktı halk beni istemiyor” dedi.

İstifası öncesinde Sarkisyan 1 Mart 2008’i unuttunuz mu diye tehditte bulunmuştu. O tarihte ne olmuştu?

2008’deki seçimlerden sonra başlayan halk eylemleri kanla bitti. Halk çadırlarla meydanda kalmaya başlamıştı. Sarkisyan alana özel hareket sokup, ateş açtırıp 10 kişinin ölmesine neden oldu. 8 sivil 1 polis 1 asker öldü. Yargılanan kimse yok. Bu olay halkı geriye itti ama sadece 10 sene sürdü. Başlangıçta hareketi küçümsemesine rağmen, tehdit de etti. 1 Mart’ı unuttunuz mu demek “size ateş açarım” demekti. Halkın tepkisi ise “bizi artık öldürmekle korkutamazsın” oldu.

Sokakta neler oluyor?

Önceki eylemlerden farklı olarak hareket Yerevan’la sınırlanmıyor. Eskiden insanlar meydanda toplanır, akşam dağılırdı. Bu sefer çok yaygın, durmayan ve her yere dağılan ve herhangi bir kontrolü olmayan bir harekete dönüştü. Farklı şehirlerin, köylerin, Yerevan’ın tüm sokakları kitleler tarafından bloke ediliyor.2015’teki Elektrik Yerevan eylemlerinden beri, polisin müdahalesi insanları artık daha çok öfkelendiriyor. İnsanlar şehirlerarası yürüyüp eylemlere katılıyor. Kitleler Paşinyan’ı takip ediyor olsa da aslında eylemlerin gücü Paşinyan’ı da aştı. Paşinyan gözaltına alındığında, yani hareketin “lideri”, halk durmadı, geri çekilmedi, kendi kararıyla eylemlere devam etti. İki-üç haftadır yüzbinlerce insan sokakta eylem yapıyor ve tek bir kişiye zarar gelmedi, tek bir cam kırılmadı. Ellerin havada olduğu bir devrim olarak nitelendiriliyor.  

Tüm halkı kapsayan bir olay bu. Daha önce hiç eyleme katılmamış insanlar, cinsel yönelimler veya siyasi görüşten bağımsız olarak sokağa çıkıyor. En milliyetçi, muhafazakar kesimin lgbtlerle aynı yerde sokağı kapattığını ve birlikte dans ettiğini gördüm. Kamusal alanın bu kadar karıştığını daha önce hiç görmemiştik. 19 Nisan’da geldim Yerevan’a ve akşam hemen eyleme gittim. İnsanlar 1 yaşındaki bebekleri kucaklarında eylemdeydi. Küçük çocukların bisikletleriyle ya da teyzelerin parktan aldıkları banklarla sokakları kapattığını görebilirsiniz. Birçok polis “halkıma karşı harekete geçmek istemiyorum, istifa ediyorum” diyerek harekete katıldı. En son Cumhuriyetçi partiden bir kişi istifa etti. Çok garip şeyler oluyor. Tüm bu devrim “kadife devrim” olarak değerlendiriliyor  ama halkın arasında devrimin adı “aşk ve dayanışmanın devrimi” olarak kaldı.

Muhalif örgütlerin aldığı tavır nasıl?

Güya muhalif olan ama hep Sarkisyan hükümetini, Cumhuriyetçileri destekleyen partiler var parlamentoda. Refah Ermenistan Partisi bunlardan biri. Ancak Paşinyan gözaltına alındığında bunlar ve Taşnak Partisi serbest bırakılması için açıklamalar yaptı. Bu iki parti ve daha küçük partiler halka katıldıklarını ve halkın seçeceği başbakanı destekleyeceklerini açıkladı. Bununla birlikte protestocuların sayısı aşırı arttı. Tüm bölgelerden Yerevan’a akın başladı. İnsanlar merkeze gelmesin diye otobüsler çalıştırılmazken bedava otobüs seferleri başladı.

Parlamentodaki seçimlerde Paşinyan kazanamadı. Peki şimdi ne olacak?

Cumhuriyetçiler aday çıkarmadı seçimde ancak onların dışındaki partilerin oyları Paşinyan’ın seçilmesi için yeterli değildi. O yüzden Cumhuriyetçilerden en az 6 oy gerekiyordu ve vermediler. Tüm parlamento oturumlarında uyuyan parti, dünkü oturumda Paşinyan’a canhıraş karşı çıktı. Yüzbinlerce insan meydanda bu oturuu canlı izledi. 1 hafta sonra tekrar seçim olacak, sanıyorum Cumhuriyetçiler aday gösterecek bu sefer. Ayın 8’inde ya Paşinyan seçilir, geçici hükümet kurar ve ardından seçim yapılır ya da Cumhuriyetçiler aday çıkarır ve kendi oyları seçilmesine yeter. Bu durumda parlamento dağılır ve yine genel seçime gidilir ama bu durumda çok eşitsiz bir seçim süreci olur. Eylemleri sürükleyenler sadece Sarkisyan’ın istifasını değil Cumhuriyetçi partinin tamamen yok olmasını istiyor.

Paşinyan’ın seçilememesine halkın tepkisi nasıl oldu?

Halk meydanda Paşinyan’ı bekledi ve eylemlere devam karaı aldı. Bugün sabah 8.15’ten itibaren tüm ülkede yollar kapandı. Tüm ülke paralize durumda şu an. Halk yapılan oylamadan ve varılan karardan çok mutsuz. Ama umudunu yitirmiş değil “madem öyle devam ederiz” deyip daha yoğun bir şekilde mücadeleye devam ediyorlar. Şu anda grev var ve ana okuldan liseye kadar tüm öğrenciler sokakta. Bu sadece Paşinyan’ı destekleme hareketi değil halk kendi devrimini destekliyor esas olarak.

Grevler ve genel olarak ermenistan’daki işçi sınıfının örgütlülüğü hakkında bilgi verebilir misin? Sendikalar ne durumda, bu harekete katılıyorlar mı?

Birkaç gün önce tekstil fabrikasındaki üç bin kadın işçi greve çıkıp harekete katıldı. Bugün havaalanına giden yol kapalı, uçaklar kalkış iniş yapamıyor. Gürcistan  sınırının kapanması konuşuluyordu. Ermenistan’da işçi sendikası yok diyebiliriz. Ama her yer “çalışmayacağız” deyip harekete katılıyor. İşçiler ve ağırlıklı olarak okul öğretmenleri herhangi bir sendikadan değiller kendi aralarında örgütleniyorlar. Üniversitelerdeki öğrenci kulüpleri Cumhuriyetçi partinin gençlik kollarından oluşuyordu. Şimdi tüm öğrenciler birlik olup dersleri boykot ediyorlar. Elbette  grevler iktidarı ekonomik olarak da etkilemeyi hedefliyor. Benim tanıdığım greve çıkan öğretmenlerin hiçbiri sendikalı değil ve geçmişte yolsuzluğa el atmış insanlar.

Hareket Sarkisyan’ın istifasıyla yetinmeyip “oligarklara” yöneldi. Nedir bu oligarklar meselesi?

Muhalefet partisi olup da hükümetle hareket eden Refah Ermenistan Partisi’nin başkanı oligarşinin babası ülkede. Şu an halka katıldığını açıklamış olsa da halkın onunla da ilgili şikayeti var. Halk şimdilik bu partinin desteği olmadan çözüm olamayacağını düşünüyor ama hükümette bunlara yer verilmemesi konusunda hemfikir. Cumhuriyetçi Parti’nin milletvekillerinin çoğu oligarşinin temsilcisi. Bunların süper marketler zinciri var, sermayeyi ve siyasi iktidarı elinde tutanların marketleri. Şimdi kitleler bu marketlerin önünde eylemler yapıyor. Marketlerden alışveriş yapmayıp, küçük ölçekli yerel halktan yapılmasını talep ediyorlar. Ermenistan’da siyasi geleneğin çok gelişmiş olduğunu söyleyemeyiz. Bağımsızlık dönemi boyunca bu insanlar kendi siyasi pozisyonlarını kötüye kullanarak zengin olmayı ve halkı talan etmeyi başardı. Hükümet bu insanlardan oluşuyor. Halkta Sarkisyan’a karşı tam bir nefret var ama bu nefret onunla sınırlı değil.

Mücadele içerisinde insanlarda nasıl değişimler oluyor?

Buraya bir konferans için Türkiye’den Özge diye bir arkadaşımla geldim. İlk günden beri Özge tüm eylemlere sabaha kadar katıldı. Onunlaylen insanlarda milliyetçi önyargıların eylemlerde kırıldığını gördüm. Taksiye bindiğimizde protestoya gidiyoruz diye taksiciler para almıyor, daha geleneksel kesimler feministler, anarşistler, lgbtlerle yan yana gelmeye başladı. İnsanlar birbirine daha çık bakmaya başladı. Tanıdığım daha sosyalist kesimlerden insanlar “eskiden hep bir mekana kapandığımızda kendimizi özgür hissederdik şimdi sokaklarda özgür hissetmeye başladık, nefes almaya başladık” diyor. Ülkedeki çok ciddi ekonomik sorunlar nedeniyle genelde insanların suratları hep mutsuzdur. Şimdi gülmeyen yok.

Röportaj: Meltem Oral