(Marksist sözlük) M- Meta

(Marksist sözlük) L- Liberalizm

Liberalizm, kelime olarak Latince’de “özgür” anlamına gelen liber sözcüğünden gelmektedir. Felsefi temelleri John Locke, David Hume, John Stuart Mill, Adam Smith gibi düşünürler tarafından şekillendirilmiştir. Aydınlanma döneminin en etkili dünya görüşlerinden biri olan liberalizm, bireyi ve faydacılığı öne çıkarmıştır.

(Marksist sözlük) K- Komünizm

Komünizm, tüm dünyada üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyetin kalktığı, toplum yapısının bütünüyle buna göre şekillendiği, sınıflar bütünüyle ortadan kalkmış olduğu için devletlere de gerek kalmadığı özgür ve eşit topluma verilen isimdir. Sosyalizm ve komünizm kavramları sık sık birbiri yerine kullanılır ve yanlış anlaşılır. Bu kavramlara yüklenen anlamların tarihsel süreçler içinde geçirdiği değişiklikler de bu yanlış anlamaların sebepleri arasındadır. 

(Marksist sözlük) J- Jakobenizm

Jakoben, 1789 Fransız Devrimi sırasında ortaya çıkan radikal burjuva devrimci akıma verilen isimdir. Jakobenizm, literatürde genellikle “halk için halka rağmen” sloganında özetlenen bir tepeden inmecilik ile tanımlanır. Genellikle Jakobenlere ilişkin liberal yaklaşımlarda bir olumsuzlama olarak ortaya çıkan bu tanımlama, solun çeşitli kesimlerinde özellikle de Stalinist yaklaşımlarda bir olumlama olarak karşımıza çıkar. Jakobenizm hakkındaki gerçek durum ise bundan daha karmaşıktır, Fransız Devrimi’ndeki toplumsal, sınıfsal bölünmeler ve devrimin kaderinin ne olacağı konusundaki fikri bölünmelerle belirlenmiştir. 

(Marksist sözlük) İ- İdeoloji

İdeoloji sözcüğü idea (düşünce) ve logos (us ile kavrama) sözcüklerinin birleşiminden oluşur. Logos kavramı zaman içinde bilimleri de tanımlayan bir hâl almıştır. Dolayısıyla tarihte ilk olarak Fransız düşünür Destutt de Tracy tarafından kullanılan ideoloji sözcüğü (Fransızca idéologie) “düşünceler bilimi” olarak kullanılabilir. 1796’da Destutt de Tracy’nin de kavramı ortaya atarken kafasında bir tür “bilimsel” amaç vardı. İdeoloji, fizyolojiye bağlı bir düşünceler bilimi olacaktı  ve doğru ile yanlışı net bir biçimde birbirinden ayırt etmeyi sağlayacaktı.   

(Marksist sözlük) H- Hegemonya

Hegemonya, kelime olarak liderlik, üstünlük gibi anlamlara gelmekle beraber kullanımı zaman içinde genişlemiştir. Kökeni Antik Yunan’daki hēgemonía sözcüğüne kadar uzanır. Antik Yunan’da kavram “liderlik” anlamında kullanılırken, aynı zamanda bir şehir devletinin birkaç şehir devleti üzerindeki egemenliğini tanımlamak için de kullanılırdı.  

(Marksist sözlük) G- Grev

OHAL’in sermayeye ne kadar yararlı olduğunu anlatmak isteyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “OHAL’de grev olmuyor” açıklaması bir tesadüf değil. Gerçekten de grevler, kapitalist sınıf açısından en korkutucu eylemlerin başında geliyor. 2015 yılında henüz metal sektöründeki grevin sadece tehdidi ortadayken pek çok metal patronunun işveren birliği MESS’ten ayrılmaya başlamaları bu korkuyu en net gördüğümüz anlardan biriydi.

(Marksist sözlük) F- Faşizm

Faşizm, sıklıkla yanlış kullanılan bir kavramdır. Genel olarak beğenilmeyen her şeye “faşist”  yaftası yapıştırmak adeta bir gelenek hâlini almıştır. Oysa faşizm, özel bir örgütlenmenin, kapitalizm içindeki kendine özgü bir biçimin adıdır. Faşizm, tüm demokrasiyi parçalamak üzerine hareket eder, burjuva demokrasisini bile…

(Marksist sözlük) E- Emek

En basit hâliyle emek; insanın doğaya karşı verdiği hayatta kalma mücadelesinde uyguladığı her tür düşünsel ve bedensel faaliyettir. İnsanın, doğadaki tüm canlılar gibi ilk çabası hayatta kalma çabasıdır. İnsan, hayatına devam edebilmek için üretim yapması ve bu üretimi önceden tasarlayabilme yeteneğine sahip olması noktasında diğer canlılardan ayrılır. Bu sebeple, insanın doğayla mücadelesi aslında doğayı denetim altına alma mücadelesidir.  Marx, emeği her şeyden önce hem insanın hem de doğanın katıldığı ve insanın kendisi ile doğa arasındaki maddi tepkimeleri istediği biçimde başlattığı, düzenlediği ve denetlediği bir süreç olarak tanımlamıştır.

D- Devrim

1970’lerin sonlarından 2011 yılına gelinene kadar devrim düşüncesi geçmişte kalmış, modası geçmiş, başarısız olmuş bir düşünce olarak görülürdü. Neoliberalizmle birlikte kapitalizm zaferini ilan etmiş, artık devrimlerin olmayacağı bir dünyanın doğduğunu müjdelemişti. Ancak durum böyle olmadı 2011 yılında önce Tunus, sonra Mısır, sonra çok daha geniş bir coğrafyada sıradan insanların ayaklanması ve mevcut rejimleri devirmeleriyle devrim hayatımızdan çıkmadığını bir kere daha gösterdi.

1 2 İleri

Bültene kayıt ol