Basın buluşmasında silah bırakma süreci, oluşturulan kurullar, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü ve Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aşağıda Anka Haber Ajansının haberinden bölümler yer alıyor:
Yeni silah bırakma çağrısı olacak mi?
Gazetecilerin silah bırakmaya yönelik yeni bir çağrının gündemde olup olmadığı sorusunu yanıtlayan İmralı Heyeti’nden Mithat Sancar “Öncelikle silah bırakma çağrısı olacak mı? Bu konuda henüz alınmış bir karar yok. Bizim son görüşmemizde böyle bir değerlendirme de yapılmadı. Ancak ilerleyen aşamalarda buna ihtiyaç olup olmayacağını da yine görüşmeler sonucu belirlemek söz konusu olacak diye belirtebilirim” yanıtını verdi.
Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun oluşturulduğunu hatırlatan Sancar, kurul bünyesinde dört ayrı alt yapı oluşturulduğunu söyledi.
Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Kurulu’nun görevine ilişkin Sancar, “Bu kurul esas olarak silahsızlanma sürecinin yürütülmesini sağlayacak bir işleve sahip olacaktır. Genel işlevi bu. Ancak bunun işleyiş tarzı, bileşimi konusunda henüz kamuoyuyla paylaşılmış bir karar yok” ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan’ın şimdiye kadar süreçte önemli bir rol oynadığını savunan Sancar, silahsızlanma aşamasında da bu rolün devam edeceğini söyledi ve “Elbette Öcalan’ın, şimdiye kadar bu süreçte ne kadar önemli bir rol oynadığını herkes biliyor. Silahsızlanma sürecinde de yine çok hayati bir görevi ve rolü olacaktır. Bu da herkesin malumudur. Nitekim kimse de bunun aksine bir şey söylemiyor” dedi.
Sancar, “Burada yapılan değerlendirmeler, yine Sayın Öcalan’la yapılacak görüşmeler, istişareler sonucu kendisinin bu kurulda nasıl bir rol üstleneceği belirlenecek” diye konuştu.
“Etkili, aktif ve tanımlanmış bir rol oynamalı”
Sancar, beklentilerinin Öcalan’ın silahsızlanma ve siyasallaşma sürecinde aktif görev üstlenmesi olduğunu belirterek, “Bizim de şu an beklentimiz kendisinin silahsızlanma ve siyasallaşma sürecinde etkili ve aktif, tanımlanmış bir rol oynaması. Biz bunun olması gerektiğini zaten daha önceki konuşmalarımızda, açıklamalarımızda da dile getirdik. Sürecin doğası da başarıyla ilerlemesi de böyle bir düzenlemeyi ve konumlanmayı gerektiriyor” dedi.
Söz konusu rolün önümüzdeki günlerde netleşmesini beklediklerini ifade eden Sancar, “Artık süreç işliyor ve kritik aşamalar, zor evreler önümüzde” ifadelerini kullandı.
“Kamuoyuna doğrudan hitap etmesinin yolu açılmalıdır”
Sancar, Öcalan’ın kamuoyuyla doğrudan iletişim kurabilmesi gerektiğini de söyledi.
“Sayın Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan hitap etmesinin yolu açılmalıdır” diyen Sancar, bu imkanın sağlanması durumunda gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle doğrudan görüşmeler yapılabileceğini ifade etti.
İmralı’da gerçekleştirilen bütün görüşmelerin kamuoyuna açıklanmasının sürecin işleyişiyle bağdaşmayacağını savunan Sancar, dünyadaki benzer süreçlerde de “mutlak şeffaflık” yönteminin uygulanmadığını belirtti.
Sancar, Öcalan’ın kamuoyuyla iletişimine ilişkin yeni bir strateji oluşturulması gerektiğini ancak şu anda somut bir planlama bulunmadığını söyledi.
Suriye’deki gelişmeler
Sancar, Suriye’de yaşanan gelişmelere ve SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin açıklamalarına da değindi.
Gelinen noktayı “demokratik entegrasyon modelinin hayata geçirilmesi” olarak değerlendiren Sancar, Suriye’deki sürecin Türkiye’de yaşanan gelişmelerden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Sancar, “Şu an Suriye’de demokratik entegrasyon süreci işliyor. Demokratik entegrasyon kendi kimliğinden, taleplerinden vazgeçerek erime modeli değildir” dedi.
İran’da da demokratikleşme ve diyalog yoluyla benzer süreçlerin başlaması halinde yeni gelişmeler yaşanabileceğini ifade etti.
Yasadan kaç kişi yararlanacak?
Yasadan yararlanacak PKK üyelerinin sayısına ilişkin soruya da yanıt veren Sancar, kendilerine çeşitli rakamlar iletildiğini ancak sürecin artık kurumsal bir aşamaya geçtiğini söyledi.
Bu nedenle sayıların Takip ve Değerlendirme Kurulu tarafından açıklanmasının daha doğru olacağını belirten Sancar, yasanın kapsamı dışında kalanlar bulunduğunu, propaganda ve örgüt üyeliği gibi suçlamaların ise düzenlemenin kapsamında yer aldığını ifade etti.
Kışanak: Sürecin öznesi ve yapıcı gücü olalım
Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ise yürütülen sürecin yalnızca silah ve çatışma boyutunun bulunmadığını, demokratikleşme ve kapsayıcılık gibi başlıkları da içerdiğini söyledi.
Kışanak, sorunların tamamının aynı anda çözülemeyeceğini ancak bütün sorunların çözülmesi hedefiyle hareket edilmesi gerektiğini belirtti.
Oluşturulan kurul ve alt komisyonların yalnızca devlet bürokrasisinden oluşmasının yeterli olmayacağını savunan Kışanak; baroların, sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve diğer ilgili kesimlerin de sürece katkı sunabilmesi gerektiğini ifade etti.
Arkaş: Kaygı ve endişeleri gidermeye çalışıyoruz
Çetin Arkaş da tahliye edilmesinin ardından yaklaşık 100 bin kilometre yol yaptıklarını, ağırlıklı olarak halk toplantıları ve farklı toplum kesimleriyle buluşmalar gerçekleştirdiklerini söyledi.
Toplumda sürecin neden başladığı, nasıl ilerleyeceği ve nereye varacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirten Arkaş, “Kaygı ve endişeleri gidermeye, umudu büyütmeye çalışıyoruz. Çabamızın merkezinde bu var” dedi.