Altındağ'daki ırkçı-faşist saldırıların gösterdikleri

25.08.2021 - 16:34
Volkan Akyıldırım
Haberi paylaş

Ankara Altındağ'da Suriyeli mültecilerin yoğun olarak yaşadığı semtlerde 24 saat boyunca süren ırkçı-faşist saldırılarla birlikte göçmen düşmanlığı en üst seviyeye sıçratıldı.

Yandaş ya da muhalif birçok yayın organına göre, parkta iki grup arasında çıkan kavgada bıçaklanıp yaralandıktan sonra hayatını kaybeden Emirhan Yalçın ölümü üzerine "mahalle sakinleri" toplanmış ve tepki göstermişti.

11 Ağustos gecesinden 12 Ağustos gecesine uzanan olaylarda Suriyelilere ait ya da öyle olduğu sanılan çok sayıda dükkan tahrip edildi – bazıları polisin gözü önünde - yağmalandı. Suriyelilerin oturduğu evlere taşlı sopalı saldırılar düzenlendi. Bir ev ateşe verilmek istendi. Saldırılarda Suriyeli küçük çocuklar yaralanırken, ırkçı güruh mültecilerin dostu olan bir ailenin evine de saldırdı, içerideki birkaç değerli eşyayı çaldı. 

İktidarın sorumluluğu ve teşvik ediciliği

Görüntülerde açıkça belli olanlar, saldırılara liderlik edenlerin örgütlü ülkücü faşistler olduğu, saldırıların önceden planlandığı ve devletin kontrolünde ırkçı şiddete izin verildiğidir.

13 Ağustos günü 72 kişi gözaltına alındı. Yakalananlardan 28'inin gasp, kasten yaralama, mala zarar verme, uyuşturucu madde imalatı, hırsızlık ve bunun gibi suçlardan kaydı bulunduğu ortaya çıktı. 

19 Ağustos itibarıyla Altıdağ'daki saldırılara karıştığı belirlenen 148 kişi gözaltına alındı. 100’ün üstünde kişi hakkında adli işlem yapıldığı duyuruldu. Hangilerinin saldırıda yer aldığı, hangilerinin sosyal medyadan tahrik ettiği açıklanmadı; suçlamalar birbirine karıştırıldı. 

Sonuç olarak on binlerce polisin bulunduğu Türkiye'nin başkentinde yaşanan pogroma benzer bir vahşetin ardından tek bir saldırgan dahi tutuklanmadı.

Altındağ'daki göçmenler polis kontrolü altında hayatlarını devam ettirmeye çalışırken İçişleri Bakanlığı'nın saldırıları baştan durdurmaması, Adalet Bakanlığı'nın tek bir tutuklama dahi yapmak istememesi, ırkçı-faşist gruplara cesaret verir nitelikte.

İktidar blokunun küçük ortağı MHP'nin tavrını göçmen karşıtlığına evriltmesi Altındağ saldırılarına zemin hazırladığı gibi, devletin tutumunda da belirleyicidir. 

1 Ağustos günü konuşan Devlet Bahçeli, bayram için giden Suriyeli sığınmacıların geri dönmemesini istemiş, Afgan göçüne de işaret ederek "adı konmamış bir istila", "demografik yapımıza kumpas", "Tehlike alarm verici düzeydedir" gibi ifadeler kullanmıştı.

Milliyetçi-ırkçı muhalefetin yarattığı canavar

Altındağ'daki ırkçı-faşist saldırılar, parlamenter muhalefeti domine eden milliyetçi ve ırkçı partilerin mültecileri iktidarla savaşın merkezine koymasının üzerine geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 seçim kampanyasında mültecileri gönderme vaadinde bulundu ve iktidar olmalarının ardından iki yılda bunu yapacaklarını söyledi.

CHP'li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ise belediye meclisindeki CHP'liler ve İYİP'lilerin oy birliğiyle mültecilere suyu 10 kat pahalıya satma kararı aldı.

İYİP'ten tasfiye edildikten sonra parti kurmaya çalışan Ümit Özdağ adlı ırkçı milletvekili de hemen Tanju Özcan'ı ziyaret ederek tebrik etti.

CHP yönetimi ve bazı belediye başkanları Tanju Özcan'ı kınasa da işlediği insanlık suçu hakkında soruşturma açıp ihraç etmediler.

İYİP'li ve CHP'li bazı belediye başkanları da ırkçı Tanju Özcan gibi konuşmaya başladı.

Sosyal medyada ırkçı hesaplardan kötü giden her şeyin sorumlusunun mülteciler olduğu işlenirken, Altındağ'da bir parkta Türk ve Arap gruplar arasında ölümle sonuçlanan bir kavga gerçekleşti. 

Emirhan Yalçın'ın ölüm haberiyle birlikte özellikle Ümit Özdağ ve onunla bağlantılı sosyal mediya hesaplarında tüm Suriyelileri hedef gösteren bir nefret kampanyası başlatıldı.

Özdağ grubu tek değildi. İYİP'in bütün milletvekilleri ve parti yöneticileri, Altındağ'daki ırkçı-faşist güruha destek vererek sosyal medyada mültecileri hedef gösterdi. 

Birbirinden hiçbir farkı olmayan iki ırkçı oluşumun büyüttüğü nefret CHP tabanındaki mülteci düşmanı kalabalıkla birleşti. CHP'den kopan Muharrem İnce ve taraftarları da ön sıralarda yer aldı.

Bir katliama dönüşebilecek büyüklükteki şiddet olaylarının faillerini kışkırtıp alkışlayan milliyetçi ve ırkçı muhalefet partilerinin elleriyle bir canavar yaratıldı.

2023 seçimlerine giderken mültecilerin hayatı ve gelecekleri, iktidar ve muhalif burjuva partilerinin siyasi hesaplarının görüldüğü bir alana çevriliyor.

Kimse sanmasın ki bu zehirli hava ve ataklar devam ederse sadece mültecilerle sınırlı kalacak. "Ülkemde mülteci istemiyorum" diyenlerin çoğu Kürtlere, Ermenilere, Yahudilere, sosyalistlere, yabancılara düşmanlık besliyor. AKP'den nefret etmekle birlikte yine o kadar baskıcı bir rejimin kurulmasını istiyorlar.

Göçmenlerin yanında olmak

Gün Suriyeli, Afgan ve bütün göçmenlerle dayanışma günüdür. 

Irkçı-faşist atakları bertaraf etmek için ırkçılığa ve faşizme karşı olanlar seslerini yükseltmeli. Mülteci dostları bir araya gelerek hem iktidara hem de muhalefete basınç yapmalı. 

Hepimiz Göçmeniz Irkçılığa Hayır Platformu, diğer tüm göçmen yanlısı kurumların ve bireylerin bir araya gelmesini, ekranda ve sokakta büyük kampanyalar düzenlenmesini öneriyor. Irkçılık karşıtı, göçmen dostu bir odak yaratmalıyız.

---

İYİP'le ittifak ya da aynı platformda yer almak mı? Asla!

Ankara Altındağ'daki ırkçı-faşist saldırılar, AKP iktidarına karşı olan bazı muhalifler için “ittifak kurulabilir”, hatta mutlaka kurulması gereken bir güç olarak gösterilen Meral Akşener liderliğindeki eski MHP'lilerin gerçek yüzünü ortaya serdi.

Altındağ'daki saldırıları var güçleriyle provoke ettiler, el birliğiyle meşrulaştırmaya çalıştılar. Bu öylesine açıkça ve azgınca yapıldı ki İYİP'in kendini kamuoyuna şirin göstermek için tasarlanmış maskesi de bir anda düştü. İYİP sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, şiddeti tasvip etmediklerini söylemek zorunda kalsa da partisinin tüm milletvekilleri ve yöneticileri ırkçı-faşist saldırıları destekledi.

Bununla da yetinmediler. "Öfkeli Genç Türkler" adı altında ırkçı bir sokak örgütlenmesi yaratarak saldırıları ülke geneline yaymak yolunda bir adım daha attılar.

CHP lideri Kılıçdaroğlu bu ırkçılara açıkça destek verirken, Sözcü gazetesi de nefret yayanları meşrulaştırdı.

Ülkücü faşistlerin ana partisi MHP, AKP'yi nasıl aşırı sağa çekiyorsa, MHP'den tasfiye edilen ülkücü faşistlerin partisi İYİP de CHP ve muhalefet partilerini ırkçılığa sürüklüyor.

Soldaki bazı güçlerin, kişilerin, yayın organlarının Akşener ve İYİP'li ırkçıları metheden tutum, tavır ve yayınları Avrupa'daki neo-nazilerinkine benzer bir hareketi meşrulaştırdı.

Devrimci Sosyalistler, ırkçılarla, faşistlerle hiçbir ortak platformda yer almaz, onları teşhir edip kitlelerin demokratik kararlarıyla yok olmalarını savunurlar.

Solcu, ilerici, demokrat çevreler ve kişiler İYİP'li ırkçılara desteğe son vermeli. AKP iktidarını yenmek için onların varlığına mecbur değiliz. Erdoğan'ın ardından kendi baskıcı-ırkçı düzenlerini kurmalarına asla izin vermemeliyiz. 

Volkan Akyıldırım

(Sosyalist İşçi)

Bültene kayıt ol