“Biz bu şehre çok zulüm, haksızlık ettik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemal Reşit Rey Salonu’nda “Antik Çağdan 21. Yüzyıla İstanbul” etkinliğinde konuştu ve yeniden Gezi Parkı’yla ilgili toplumu geren açıklamalar yaptı. Özetle, “Biz oraya tarihi eser yapacağız” dedi.

Fakat, konuşmasının bir bölümü var ki, hem Erdoğan’ın hem de AKP liderliğinin sıra bu konuya geldiğinde konuşmaları birden iştahlanıyor. Şöyle diyor Erdoğan: “Hâlen bu haksızlıklar devam ediyor. Evinin içinde bu şehirde inek besleyenler var. Ya yapma etme, artık bak süt marketten satılıyor işte. Yapmayın bizi bunu devredin, biz buralarda güzel evler yapalım. Sizi oralara yerleştirelim. ‘Sen benim ineğimi aldığın zaman ben anama ne diyeceğim’. Mantık bu. Ve bunu da İstanbul’un en güzel yerinde yapıyor.” Bir cumhurbaşkanının ilgi alanı mıdır İstanbul’un bir yerinde, Erdoğan’a göre “İstanbul’un en güzel yerinde” oturan insanların sütlerini evlerinde mi üretecekleri marketten mi alacakları.

Meselenin ne olduğunu biliyoruz ama. “İstanbul’un en güzel yerinde” yaşayan insanları, oradan söküp atacaklar, evlerine el koyacaklar, TOKİ orada devreye girecek. Birkaç yıl önce Birikim dergisinin çok isabetli bir şekilde sloganlaştırdığı, “İnşaat resullullah.”

Bir cumhurbaşkanı, vatandaşlarının oturduğu bir evi, “bize bunu devredin” diyerek isteyebilir mi? “Siz” kimsiniz? Vatandaş evini size neden verecek? Siz bu eve ne yapıp, daha sonra kime satacaksınız? Size ne?

Erdoğa aynı konuşmasında, “Bu şehir farklı bir şehir. Onun için doğduğum büyüdüğüm bu şehre ben aşığım, hastasıyım. Hastası olunmayacak bir şehir değil. Ama biz bu şehre çok zulüm, haksızlık ettik” diyor.

Ha şunu bileydiniz!

Evet, “siz”, en geniş anlamda siz, Türkiye’yi yöneten hükümetler, bu hükümetlerin komitesi gibi çalıştığı sermaye, ulaşım, otomotiv, enerji şirketleri, ve evet “siz”, AKP hükümeti bu şehre çok zulüm uyguladınız. Bu şehrin ekosistemine, bu ekosistem içinde yaşamaya çalışan emekçisine, derelerine, su varlıklarına, ormanlarına çok zulüm uyguladınız, betonlaştırdınız İstanbul’u. Betonlaşmaya direnenlere zulüm uyguladınız.

Bu yüzden, Gezi Parkı’ndan, vatandaşın evinden, bahçesinden, ineğinden, süt yapma şeklinden elinizi çekin!

Hep birlikte savunmamız gereken budur: Erdoğan, İster terlesin ister terlemesin ama cumhurbaşkanlığının sınırlarına geri çekilsin. Bunu sağlamak için serinkanlı bir şekilde mücadele etmemiz lazım.

Muhtemelen Erdoğan 2019 cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar gerginliğin, çatışmaların, kutuplaşmanın kendisi açısından çok işlevsel olduğunu fark etti. Gezi Parkı tartışmasını rant ve ekonomik çarkların yağlanmasının yanı sıra, kutuplaşmayı artırmak üzere yeniden gündeme getiriyor. Bu “şehre çok zulüm edenler” yeniden zulmetmeye hazırlanıyor olabilirler. Zulme direnenler, daha birleşik, daha kararlı, daha sakin bir şekilde mücadeleye hazırlanmalı. Tarihi önemi olan hiçbir hadise tekrar etmez. Gezi, yalancılar ne derse desin kendiliğinden patlayan bir hareketti. Şimdi, kutuplaşmayı aşmak öncelikli hedefi olan, AKP içi bölünmeyi daha da derinleştirmeyi amaçlayan bir harekete ihtiyacımız var.

Şenol Karakaş

[email protected]

son yazıları

Rejim değişikliği, İran’da Kürtler ve Türkiye’de çözüm süreci
Gangster emperyalizmini durdurmalıyız - ABD ve İsrail’e karşı İran ve Filistin halkının yanında
Meclis Çözüm Komisyonu Raporu ve barış ihtimalleri

ilginizi çekebilir

289551_75733
Sefalet çemberini kırmak için direnişe
vladimir-lenin-vector-portrait-8l2moxxxxrqqa1p1
Nisan Tezleri: Marksizm ve hareketten öğrenme stratejisi
1536x864_cmsv2_a6fb91cb-e859-5a46-b1de-956019fdbf6f-9680297
Savaş yolunda