Deniz Göktaş, Ölü Deniz adlı gösterisinin ardından Cumhurbaşkanına hakaret ve dini değerleri aşağılama gerekçesiyle hakkında başlatılan soruşturmada gözaltına alındı ve tutuklandı.
Muhaliflere karşı gözaltı süreçlerinde adeta bir rutin hailne getirilen ve kötü muamele ile işkence yasağını ihlal eden ters kelepçe uygulamasına Deniz Göktaş da maruz bırakıldı.
Özgürlükleri garanti altına alması gereken hukuk, özgürlükleri savunanlara karşı bir silah olarak kullanılıyor.
Düşünce ve ifade özgürlüğü, iktidardakilerin her gün halka, muhalefete, sanatçılara, gazetecilere, kendisi gibi düşünmeyenlere canının çektiği gibi hakaret etmesi değil, muktedirleri eleştirenlerin özgürlüğü anlamına gelir.
Arkasını devlet iktidarının gücüne yaslayanların hedef göstermesiyle Deniz Göktaş’ın tutuklanması, artık kırıntıları kalmış olan düşünce ve ifade özgürlüğüne verilen yeni bir göz dağıdır.
Tam 33 yıl önce, “dini hassasiyetler” bahanesinin ve devlet gücünün arkasına sığınılarak gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nın yıldönümünde aynı bahaneyle Alevi bir komedyen önce hedef gösterildi ve gözaltına alındı. Ardından “kin ve düşmanlığa tahrik” gibi gerekçelerle tutuklandı. Kin ve düşmanlıkla katliam örgütleyenleri, faillere af ve zaman aşımı kararı uygulayanları unutmadık. Tüm bunlar öfkemizi daha da tırmandırıyor. Yapılması gereken Sivas Katliamı’nın sorumlularıyla, o katliamı yaratan kültürle, “hassasiyetler” ve ırkçılıkla hesaplaşmaktır.
Faşist Destici ise Deniz Göktaş’ı dilini keseriz diyerek tehdit etti. Burası, iktidarın zirvesindekilerin ve sırtını devlete yaslayanların sık sık sanatçılara yönelik “dilini kopartırız, dilini keseriz” tehditlerini rahatça savurduğu bir yer. Aynı tehditlerin Ahmet Kaya’ya yönelik linci nasıl tetiklediğini veya Sezen Aksu’ya karşı saldırganlıkların kapısını nasıl aradığını hatırlıyoruz.
Kimsenin dilini kesemez, kopartamazsınız!
Deniz Göktaş milyonlarca insanın duygularına, düşüncelerine, neşesine tercüman oldu.
Şu anda milyonlarca insan Deniz Göktaş.
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır!