Çözüm sürecine sahip çıkmak zorundayız

Hem otoriterleşme hem çözüm süreci olmaz.

21 Nisan’da yaptığı grup konuşmasında Bahçeli ilk kez çözüm sürecinden bahsetmedi.

Cumhurbaşkanı danışmanları uzun süredir çözüm sürecini anlattıkları yazıları yazmıyorlar. Oysa birkaç ay öncesine kadar her hafta en az bir yazı yazıyorlardı. 

İktidar bloku, tam anlamıyla ipe un seriyor diyemeyiz ama sürecin gerektirdiği adımları seçim süreci gibi dinamiklerin ihtiyaçlarına endekslemiş görünüyor.

Kürt halkı; İmralı tarafından önerilen stratejik değişimi, silahsız mücadeleyi, demokratikleşmeyi ve diyaloğa, demokrasiye dayalı mücadele yöntemini benimsedi. Bunun kanıtı, DEM Parti’nin oylarının, çözüm sürecinden sonra yapılan anketlerde yüzde 8 ile 10 arasında görünmesidir.

İktidar ise Kürt halkının çözüm sürecine vereceği desteğin sonsuza kadar süreceğini sanıyor.

İran’a yönelik saldırının yarattığı kaos ortamı ise bırakalım tutuk davranmayı; tersine çok daha atak olmayı, hızla çözüm sürecinin gerektirdiği reform adımlarını atmayı gerektirir. Kaotik her gelişmenin panzehri; demokrasi ve toplumsal grupların, hakları kısıtlananların demokratik haklarının nihayet tanınmasıdır.

Bunun yolu demokrasidir.

Kürt meselesinde demokratik adımlar, Batı’daki otoriter şok dalgalarıyla aynı anda işlemeyeceği; Kürt illerinde belediyelere kayyım atanması yasal olarak imkânsız hale getirilirken CHP’li belediyelere kayyım atanması ya da belediye başkanlarına yönelik haksız tutuklama dalgası ile birlikte yürümeyeceği için iktidar yine bir zamanlama hesabı yapıyor. 

İmamoğlu’nun Erdoğan’a karşı aday olamayacağının kesinleştiği tarihe kadar çözüm süreci konusunda yasal düzenlemeleri elden geldiğince geciktirmeye çalışıyor.

Çözüm süreci seçim hesaplarına kurban verilemez.

Her yerde aynı anda şu 6 noktayı savunmalıdır:

Hem otoriterleşme hem çözüm süreci olmaz. Biz otoriterleşmeye karşı çıkarken çözüm sürecinin nihayete ermesi, barışın inşa edilmesi için mücadele edeceğiz. Çözüm sürecini savunurken CHP’ye yönelik baskılara karşı çıkacağız.

Kayyım politikalarına hemen son verilmelidir.

Hasta tutsaklar hemen serbest bırakılmalıdır.

İmralı’nın toplumun çeşitli kesimleriyle, siyasetçi, gazeteci, yazar, sendikacı ve aktivistleriyle görüşebilmesinin önü açılmalıdır.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları hemen uygulanmalıdır. Kavala ve Demirtaş gibi siyasi tutsaklar hakkında verilen kararların gereği yerine getirilmelidir.

Sürecin ruhuna uygun olan ve “geçiş süreci yasaları” olarak anılan, İmralı’nın “demokratik entegrasyon” adını verdiği düzenlemeler hızla hayata geçirilmelidir.

son yazıları

NATO bir terör örgütüdür, dağıtılmalıdır
CHP, erken seçim ve birleşik direniş ihtimalleri
Diren İran, diren Filistin

ilginizi çekebilir

20250201211606-6629297137
Bahçeli’nin çıkışları, iktidarın sessizliği ve silah bırakanların geleceği
000_1546C4
Dünya olayı olarak Gazze
Marksizm2026_Brosur_iki renk_BASKI-1
Marksizm 2026: Savaşa, iklim krizine ve aşırı sağa karşı küresel direnişi inşa edelim