Sosyalist İşçi gazetesinin Oflas’la yaptığı röportaj şöyleydi:
100. yıl dönümüne yaklaştığımız 1915 Ermeni Soykırımı’na nasıl bakıyorsunız?
100 yıl önce 1,5 milyon Ermeni yok edilerek mallarına el konuldu. Sermayenin Türkleştirilmesi amacıyla yapılan bu katliamın ardından kurulan Cumhuriyet de benzer politikaları sürdürdü. Tüm bu suçları işleyen devlet kendini ırkçı bir vatandaşlık tezi üzerine kurarken, bu topraklarda yaşayan diğer halklara inkâr ve asimilasyon politikası uygulandı. “Tek devlet, tek millet” tanımı üzerinden inşa edilen devlet, Ermeniler, Rumlar ve Hristiyan halkların ve giderek her türden toplumsal muhalefetin ezilmesinin de aracı oldu.
Soykırım, Türkiye tarihini her düzeyde; siyasi, ideolojik, ekonomik, ahlaki her düzeyde şekillendirdi.
Soykırımla yüzleşmek neden önemli?
2015 yılı boyunca ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele açısından Ermeni soykırımının tanınması için vereceğimiz mücadele çok merkezi bir rol oynayacak. Her şeyden önce, soykırımın tanımasını sağlamak, geçmişte yaşananları anmaktan çok geleceği kurmak için gerekli. Soykırımla yüzleşmeden ne “yeni bir yaşam” ne de “Yeni Türkiye” kurulabilir.
Ermeni soykırımı tanınmadan inkâr ve asimilasyon politikaları sona ermeyecektir. Dolayısıyla Kürt sorununun demokratik ve kalıcı çözümü ile Ermeni soykırımının tanınması için verilen mücadele arasında karşılıklı bir ilişkisi olduğu unutulmamalıdır.
Daha önemlisi, soykırım inkârının sona ermesi, toplumsal dokumuzu tahrip eden ırkçı ve milliyetçi havanın dağılması için büyük bir hamle olacak. Rakel Dink’in dediği “bebekten katil yaratan” ırkçı havayı değiştirmek ancak Ermeni soykırımının inkârının son bulmasıyla mümkün.