“Bu ekmek ve onur kavgasıdır”

DİSK Tekstil İşçiIeri Sendikası Genel Başkan Danışmanı Bahadır Derin ile THY tekstil işçilerinin direnişini konuştuk.

DİSK/Tekstil bünyesinde yürüttüğünüz örgütlenme çalışması geçtiğimiz günlerde farklı kentlerdeki eylemlerle yeni bir aşamaya taşındı. THY Tekstil işçilerini bu eylemliliğe götüren süreç nasıl gelişti? Fabrika içindeki çalışma koşulları, baskılar ve işçilerin bu kararlı duruşunun arkasındaki temel motivasyon nedir?

Bahadır Derin: Biz DİSK/Tekstil olarak TYH Tekstil’de yaklaşık 2 yıldır çok ciddi bir örgütlenme faaliyeti yürütüyoruz. İşçilerin anayasal hakkını savunmak için yola çıktık ve geçtiğimiz nisan ayında bakanlıktan yetki tespitimizi söke söke aldık. Patronun bu yetkiye itiraz ederek süreci kilitlemeye çalışması üzerine eylemlerimiz yeni ve daha agresif bir aşamaya taşındı.

Fabrika içindeki çalışma koşulları tam anlamıyla bir hak ihlali tablosudur. İşçiler 23 gün boyunca maaş alamadı, kirasını ve faturasını ödeyemez hale geldi. Üstelik fabrikalarda hijyenik olmayan koşullarla, tuvaletlerde sabun ve peçete eksikliğiyle, ağır mobbing ve baskılarla mücadele ediyorlar; Lüleburgaz’da Akhisar’da işçimizden bu baskılara dayanamayarak fabrikada fenalaşıp hastaneye kaldırılanlar oldu

İşçilerin arkasındaki temel motivasyon ekmek ve onur kavgasıdır. İşçiler vardiya çıkışlarında ve fabrika önlerinde (Akhisar, Babaeski, Keşan, Lüleburgaz) gerçekleştirdiğimiz eylemlerle, en son nisan ayındaki yasal üretim durdurma kararımızla patrona geri adım attırıp maaşlarını teslim aldı.

Şu anda ise fabrika içlerinde eş zamanlı olarak saat başı gürültü eylemleri yapılıyor. En temel motivasyon işçilerin artık birbirine güvenmesi, şahsıma ve sendikaya duydukları güven, ne olursa olsun yalnız kalmayacakları bilincidir. Bu kararlı duruş, “kölelik düzenine boyun eğmeyeceğiz” diyen işçinin iradesidir.

Türkiye’de tekstil sermayesi, uzun süredir krizin faturasını işçilere kesiyor ve bir süredir “üretim maliyetlerini düşürmek” bahanesiyle fabrikalarını Mısır gibi işgücünün daha da ucuz olduğu bahanesiyle farklı ülkelere kaydırıyor. Geride ise tazminatları ödenmeyen, hakları gasp edilen binlerce işçi kalıyor. THY Tekstil’deki süreçte bu küresel/bölgesel sermaye hareketlerinin ve “kaçış” stratejilerinin izlerini görüyor musunuz? İşveren bu kriz anlatısını size karşı bir silah olarak kullanıyor mu?

TYH Tekstil yönetimi, sendikal örgütlenmeyi kırmak için kriz anlatısını doğrudan bir silah ve tehdit olarak kullandı. Örgütlenme sürecimiz boyunca, Manisa Akhisar başta olmak üzere holdinge bağlı bazı fabrikalarda önce 300, ardından 274 işçiyi sadece “ekonomik gerekçeler ve küçülme” yalanıyla bir SMS mesajıyla hukuksuz şekilde işten çıkardılar.

TYH Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya’ya her eylemimizde açıkça seslendik: Uluslararası dev markalara üretim yapıp, ürettiğin tek bir kazak tişört vb markaları 15-20 bin liraya dış pazarda satarak büyük kârlar elde ederken kriz yok; ama evine ekmek götürecek işçiye asgari ücreti reva görmeye, maaşını haftalarca geciktirmeye gelince mi kriz var?

İşçinin Kıdemine Çökme Stratejisi patronların üretimi başka ülkelere kaydırma veya “batıyoruz” algısı yaratma taktikleri, işçiyi güvencesizliğe, sendikasızlığa ve düşük ücrete razı etme stratejisidir. Ancak TYH işçisi, patron kâr ederken kendisiyle paylaşmadığı gibi, kriz faturasının da kendi kıdem tazminatına ve haklarına kesilmesine izin vermeyeceğini bu direnişle gösterdi.

Türkiye’nin neresinde olursa olsun -ister Gaziantep’teki büyük tekstil havzalarında olsun, ister diğer kentlerde- tekstil işçileri aslında çok benzer patron stratejileriyle, benzer hak gasplarıyla ve güvencesizlikle karşı karşıya kalıyor. Dolayısıyla THY Tekstil’deki direnişiniz, sadece tek bir işyerinin mücadelesi değil, tüm tekstil işçilerinin ortak kaderine karşı verilmiş bir yanıt gibi duruyor. Siz bu anlamda, Türkiye genelinde parça parça yükselen tekstil işçilerinin sesini ve hak arayışını ortak bir sınıf bilincinde birleştirmenin, tekstil işçisinin makus talihini kırmadaki rolünü nasıl görüyorsunuz?

TYH Tekstil örgütlenmesi tam da bu parça parça sömürü çarkını kıran çok önemli bir laboratuvardır. Çünkü TYH; Manisa Akhisar’dan Kırklareli Alpullu’ya, Edirne’den İzmir’e, İstanbul’a ,Ordu’ya kadar tüm Türkiye’ye yayılmış 7 farklı yerleşke ve 13 işyeri sicil koduna sahip devasa bir holdingdir. Bizim buradaki mücadelemiz, fabrikanın birindeki baskıya diğer şehirdeki fabrikadan ses vererek coğrafi sınırları aşmış, tekstil işçisinin ortak bilincini inşa etmiştir.

Makus talihi söke söke kırıyoruz. Türkiye’nin neresinde olursa olsun tekstil işçisi merdiven altı sömürüyle, güvencesizlikle ve sendika düşmanlığıyla benzer şekilde eziliyor. TYH’de yürüttüğümüz bu direniş, parça parça yükselen seslerin DİSK/Tekstil çatısı altında birleştiğinde ne kadar büyük bir güce dönüştüğünün en somut kanıtıdır. Biz üretimden gelen gücümüzü yasal zeminde planlayıp üretimi durduracağımızı açıkladığımız an patronların mesajı nasıl aldığını gördük.

TYH işçisinin hakkını alana kadar bu yoldan dönmeyeceğiz. Bu direniş yalnızca TYH işçisinin değil; Gaziantep’ten İzmir’e kadar Kod-22 dayatmalarına, tazminat gasplarına ve sendikasızlaştırmaya karşı tüm tekstil işçileri adına örülen ortak bir barikat olacaktır.

son yazıları

Bilgi kayyımı, 21 yıllık öğretim üyesi Bülent Bilmez’i işten çıkardı
Suçu mizah yapmak: Deniz Göktaş 'kuyu tipi' hapishanede
DSİP: Deniz Göktaş’a Özgürlük!

ilginizi çekebilir

dersim-kitap-tanitimi-bulent-bilmez-sahin-cicek-cemal-tas-3-scaled
Bilgi kayyımı, 21 yıllık öğretim üyesi Bülent Bilmez’i işten çıkardı
komedyen-deniz-goktas-hakkinda-sorusturma
Suçu mizah yapmak: Deniz Göktaş 'kuyu tipi' hapishanede
650x344-son-dakika-gosterisinde-kuran-i-kerim-ile-dalga-gecmisti-sozde-komedyen-deniz-goktastan-piskin-savunma-1783072266285
DSİP: Deniz Göktaş’a Özgürlük!