Kapitalizm ve Anwar Shaik

Bu yıl kapitalizm üzerine en önemli kitap Anwar Shaikh Kapitalizm – Rekabet, Çatışma, Krizler (Capitalism – competition, conflict, crises) adlı eseri olacak.

Alex Callinicos’un kendi haberleşme ağında Anwar Shaikh’in ölümüne dair yorumu şöyleydi: Seçkin eleştirel iktisatçı Anwar Shaikh’in ölüm haberini öğrenince şok oldum. Kendisini yakından tanımıyordum, ancak çalışmalarına hayran kaldım ve ondan çok şey öğrendim. Ailesine, arkadaşlarına ve eski ve mevcut öğrencilerine başsağlığı diliyorum.

Anwar’ı ilk olarak 1978 sonbaharında New Left Review’in değer teorisi üzerine düzenlediği ünlü konferansta tanıdım. Marx’ın yaklaşımını güçlü bir şekilde savunan, parlak bir kişilikti. Ancak Marksizmi her zaman yaratıcıydı. Özellikle E. Ahmet Tonak ile birlikte yazdığı, ana akımın işgal ettiği alana cesurca girdikleri “Ulusların Zenginliğini Ölçmek: Ulusal Hesapların Siyasi Ekonomisi “ (1999) adlı kitabına çok değer verdim. Birkaç görüşmemizden birinde ona bu kitaba ne kadar hayran olduğumu söyleyebildiğim için mutluyum.

Aşağıda bu büyük Marksist ekonomistin anıtsal eseri hakkında 2016 yılında Michael Roberts’ın yazdığı makale yer alıyor:

Bu yıl kapitalizm üzerine en önemli kitap Anwar Shaikh Kapitalizm – Rekabet, Çatışma, Krizler (Capitalism – competition, conflict, crises) adlı eseri olacak.

Marks’a ve klasik iktisatçılara (isterseniz ‘siyasal iktisat’ da diyebilirsiniz) dayanan dünyanın önde gelen iktisatçılarından biri olan Enver Shaikh 30 yılı aşkın süredir The New School for Social Research’te ders vermektedir ve üç kitap ve altmıştan fazla makale yazmıştır. Bu, onun en iddialı çalışmasıdır. Shaikh’in de belirttiği gibi, bu eser, iktisat teorisini gerçek dünyadan türetme ve ardından bunu gerçek sorunlara uygulama girişimidir. Shaikh klasik iktisadın kategorilerini ve teorisini; arz ve talep, mal ve hizmetlerdeki göreceli fiyatlar, faiz oranları, finansal varlık fiyatları ve teknolojik değişim gibi ana akım iktisadın alanı olduğu varsayılan konular da dahil olmak üzere tüm önemli iktisadi sorunlara uygulamaktadır.

Shaikh kendi “yaklaşımının hem ortodoks iktisattan hem de baskın heterodoks gelenekten çok farklı” olduğunu söylüyor. “Mükemmel firmalar, mükemmel bireyler, mükemmel bilgi, mükemmel bencil davranış, rasyonel beklentiler, vb.” ile işe başlayan ve ardından “kusurların genel bir teorisi mümkün olmamasına” rağmen “gözlemlenen tekil kalıpları haklı çıkarmak için hikâyeye çeşitli kusurlar ekleyen” neoklasik yaklaşımı reddediyor. Shaikh reddettiği bu yaklaşımın yerine sözde “Ekonomik İnsan” yerine gerçek insan davranışından ve “mükemmel rekabet” yerine “gerçek rekabet” kavramından yola çıkıyor. 3. ve 7-8. bölümler bunu vurguluyor. Bu, neoklasik yaklaşıma karşıt olarak klasik yaklaşımdır.

Bu kitap 15 yıllık bir emeğin ürünüdür. Yani bu eserin olgunlaşarak ortaya çıkması, Marks’ın Kapital’in Birinci Cildini 1855’ten 1867’ye kadar teslim etmesinden daha uzun sürmüştür. Kitabın kapsamı çok geniştir. Her bölümde teori, gerçek verilerle ve neoklasik ve Keynesyen/post-Keynesyen argümanlarla karşılaştırılıyor. Ampirik göreceli fiyatları, kâr marjlarını ve kâr oranlarını, faiz oranlarını, tahvil ve hisse senedi fiyatlarını, döviz kurlarını ve ticaret dengelerini açıklamak için bir ‘gerçek rekabet’ teorisi geliştiriliyor ve uygulanıyor. Arz ve talebin her ikisinin de kârlılığa bağlı olduğu ve ne Say Yasası’na ne de Keynesyen anlayışa uyan, aksine Marks’ın değer teorisine dayalı bir şekilde etkileşimde bulunduğu gösteriliyor. Klasik bir enflasyon teorisi geliştiriliyor ve çeşitli ülkelere uygulanıyor. Bir kriz teorisi geliştiriliyor ve makro dinamiklere entegre ediliyor. Yani kitabın içeriği gerçekten de baş döndürücü bir çeşitlilikte.

Bu yazımda, Shaikh’in kapitalizm yaşanan krizlere ilişkin ve özellikle kapitalizmin şu anda hangi aşamada olduğunu nasıl belirleyebileceğimize ilişkin görüşlerine odaklanmak istiyorum.

Shaikh son kriz olan ve 2007-2008 küresel finansal çöküşle gelen Büyük Resesyon’un yüzeysel olarak bakıldığında bir aşırı finansallaşma krizi gibi göründüğünü düşünüyor. Ancak bu, krizin gerçek nedenini belirlemekte yetersiz kalıyor. Keynesyenler ve Post-Keynesyenler, mevcut krizin nedeninin eşitsizlik ve işsizlik olduğunu, bu nedenle istikrarlı bir ücret payını korumanın ve tam istihdamı sağlamak için mali ve parasal politikaları kullanmanın gerekli olduğunu savunuyorlar. Ancak Shaikh bu tür politikaların işe yaramayacağını, çünkü en azından ABD özelinde Post-Keynesyenlerin krizin nedenlerini yanlış anladığını, krizin nedeninin ise kapitalizm altında baskın faktör olan kârlılıktaki hareket olduğunu savunuyor.

Krizden önce kâr oranlarında uzun süreli bir düşüş yaşandı. 1980’lerden itibaren emekçilere yönelik neoliberal saldırı, ücret artışını baskıladı ve kâr oranını istikrara kavuşturmak için ücretlerin payını azalttı. 1980’lerde faiz oranlarındaki muazzam düşüş, kredi genişlemesini ve büyük borç finansmanını körükleyerek net kâr oranlarını (veya işletme kârlarını) yükseltti. Dolayısıyla Keynesyen maliye politikası tek başına istihdamı pompalayabilir, ancak büyümeyi geri getiremez. Büyüme için net kâr oranının yükseltilmesi gerekir, oysa faiz oranları zaten düşük seviyelerde bulunmaktadır (hatta negatiftir).

Shaikh kapitalizmde büyümenin itici gücünün kâr olduğunu ve kârlılıkta döngüsel dalgalanmalar yaşandığını vurguluyor. Bunlar, kapitalist üretimde içsel olan iş ve sabit sermaye döngülerinde ifade buluyor. Krizler kapitalizmde olağandır. Piyasa sistemlerinin tarihi, yüzyıllar boyunca, özellikle gelişmiş dünyadan kaynaklanan, tekrarlayan patlama ve çöküş kalıplarını ortaya koymaktadır. Kapitalizm altındaki temel krizler, 1840’lardaki “Bunalım”, 1873-1893 “Uzun Buhran”, 1930’lardaki “Büyük Buhran”, 1970’lerdeki “Stagflasyon Krizleri” ve günümüzdeki Büyük Küresel Kriz gibi “depresyonlardır”.

Shaikh, ilk olarak Rus iktisatçı Kondratiev tarafından tanımlanan ve Shaikh’in 1992’de bir makalesinde (shaikh92w) ilk kez alıntıladığı kapitalist üretimdeki uzun dalgalar kavramını yeniden gündeme getiriyor. Shaikh’e göre, Kondratiev’in temel vurgusu, iş döngülerinin tekrarlandığı ve kapitalist sistemin “organik olarak içsel” bir parçası olduğudur. Ayrıca bu döngüler doğaları gereği doğrusal değildir ve çalkantılıdır: “Gerçek dinamiklerin süreci bir bütündür. Ancak doğrusal değildir: Basit, yükselen bir çizgi şeklini almaz. Aksine, hareketi sıçramalar ve dalgalanmalarla düzensiz bir seyir izler.”

Kondratiev, Depresyonların Uzun Dalgalarla bağlantılı olduğuna inanıyordu: “Uzun döngünün aşağı yönlü dalgaları döneminde depresyon yılları baskınken, uzun döngünün yukarı yönlü dalgaları döneminde ise yükseliş yılları baskındır”. Shaikh’in 2014’te sunduğu bir makalede (Kârlılık-Uzun Dalgalar-Krizler (2)), Kapitalizm eserinde de geliştirilen bu konudaki analizini güncelliyor.

Shaikh, Kondratiev uzun dalgalarının, özellikle modern kapitalizmin temel değer ölçütü olan altın dolar fiyatıyla ölçüldüğünde, işlemeye devam ettiğini düşünüyor. 20. yüzyılın savaş sonrası döneminde emtia fiyatlarının Kondratiev döngülerinin zayıf bir göstergesi haline geldiğini ve şimdi altın fiyatına baktığını belirtiyor. İlk olarak “Büyük Resesyon” (The Great Recession) adlı kitabımda özetlediğim analizimde, faiz oranlarının hareketinin de üretim fiyatlarındaki hareketi takip etmesi nedeniyle Kondratiev dalgalarının çok iyi bir göstergesi olduğunu buluyorum.

Blogumu ve diğer yazılarımı okuyanlar, Shaikh’in kapitalist krizlerin nedenleri, depresyonların doğası ve varlığı, Kondratiev dalgalarının ve kâr döngülerinin rolü konusundaki görüşlerinin benimkine benzer olduğunu fark edeceklerdir.

Bana göre, ikimizin de 2008-2009 Büyük Resesyonu hakkında oldukça erken (ve bağımsız) tahminlerde bulunmamız tesadüf değil. Shaikh bunu 2003’te yaptı; ben ise 2005’te şöyle demiştim: “1991’den beri böyle bir döngü örtüşmesi yaşanmadı. Ve bu sefer (1991’den farklı olarak), Kondratiev fiyat döngüsündeki düşüş dalgası içinde kârlılıkta da bir düşüş yaşanacak. Her şey 2009-2010’da her şey dibi görecek! Bu da 1980-1982’den beri görülmemiş derecede şiddetli bir ekonomik çöküş bekleyebileceğimizi gösteriyor” (Büyük Resesyon).

son yazıları

Fransa’da sisteme karşı öfkeyle geçen bir günün ardından Paris sokakları alevler içinde kaldı
17 Ekim - Fransa'da isyanın şanlı günü
Saldırıları sınıf dayanışması, grev durduracak

ilginizi çekebilir

Tomas2-12-1
Fransa’da sisteme karşı öfkeyle geçen bir günün ardından Paris sokakları alevler içinde kaldı
kapak
17 Ekim - Fransa'da isyanın şanlı günü
1125953_115d67
Saldırıları sınıf dayanışması, grev durduracak