Fransa’da sisteme karşı öfkeyle geçen bir günün ardından Paris sokakları alevler içinde kaldı

Fransa genelinde 800 bin kişi sokağa çıktı. Socialist Worker muhabiri Camilla Royle Paris’ten bildiriyor.

17 Cumartesi günü Fransa sokaklarında yüz binlerce kişi öfkeyle protesto düzenledi. Paris’te yaklaşık 100.000 kişi, ülke genelinde ise 800.000 kişi sokağa çıktı.

Paris’te, gençlerin sokaklarda ilerleyerek arabaları ateşe verip dükkanları yağmalarken polisi alt etmelerinin ardından, şehrin her yerinde kırık camlar ve barikat kalıntıları vardı.

Okullarını ablukaya alan gençlerin başlattığı hareket, çok sayıda üniversite öğrencisini ve işçiyi de bünyesine kattı. 

Ev yapımı bir pankartta, bu girişimi başlatan okul öğrencilerine teşekkür ediliyordu. Pankartta “Merci la jeunesse” – yani “Teşekkürler gençlik” – yazıyordu. 

İnsanlar, kendilerine hiçbir gelecek vaat etmeyen ve karşı koymaya çalıştıklarında şiddetle karşılık veren bir sisteme karşı ayaklanıyor.  

Paris’te, büyük çoğunluğu gençlerden oluşan kalabalık, bir yandan çöp kutularını ve otobüs duraklarını ateşe verirken, diğer yandan yangını söndürmek için gelen itfaiyecileri alkışlarla karşılıyordu. 

Place de la République meydanında, insanlar yürüyüşe bile başlamadan polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti. 

Şehrin merkezinde bulunan ve Fransız Devrimi’nin sembolü olan ikonik Cumhuriyet Heykeli, grafitiyle kaplanmıştı. 

Üzerinde Extinction Rebellion (XR) logosu bulunan devasa sarı bir yelek giymişti; bu, 2018 yılında Fransa genelinde patlak veren Sarı Yelek Hareketi’ne bir göndermeydi. 

Kalabalık, “Siamo tutti antifascisti” – “Hepimiz antifaşistiz” – diye haykırmaya başladı. Faşist RN’nin eski adına atıfta bulunarak, “La jeunesse emmerde le Front National” – “Gençlik, Ulusal Cephe’ye siktir çekiyor” – diye slogan attılar. 

Bazı kişiler, trans+ özgürlüğünü talep eden bir grup olan Organisation de Solidarité Trans’ın bayraklarıyla yürüyüşe katıldı. 

Lise öğrencileri Diana ve Julie, Socialist Worker’a şöyle konuştu: “Bazı okullarda fareler dolaşıyor. Yazın sıcaktan canımız yanıyor, kışın ise donuyoruz.”

“Ayrıca polise de karşıyız. Bize göz yaşartıcı gaz sıkıyor, dövüyor ve protesto edemeyeceğimizi söylüyorlar.”

İkili, okul tatillerinin başlamasıyla birlikte hareketin yavaşlayacağını düşünmüyordu. “Her gün protestolar oluyor ama bu en büyüğü çünkü herkes burada,” dediler. 

XR destekçisi Cythère, Socialist Worker’a şunları söyledi: “Gençler, daha önce bizim başaramadığımız bir şeyi başardılar: mücadeleleri bir araya getirdiler.”

“Bu hareketi başından beri destekliyoruz ve hukuki danışmanlık sunuyoruz. Ancak amacımız onları korumak değil; ne yapacaklarını kendileri biliyorlar.” 

Kalabalıkta Sarı Yelekler giymiş gruplar vardı. Bunların çoğu, bir önceki seferki harekete katılmak için henüz çok küçüktü. 

Üniversite öğrencisi Tess, bu yeleklerden birini giyiyordu. Tess, akaryakıt fiyatlarının 2018’dekinden bile daha yüksek olması nedeniyle sosyal medyada bu hareketin yeniden canlandırılmasına yönelik çağrılar yapıldığını açıkladı. 

Katya, Socialist Worker’a şöyle konuştu: “Eskiden anne babalarımız bunu giyerek protesto ederdi. Aslında bu, çoğunlukla benzin fiyatlarına karşı bir protesto ama artık bunu giyen öğrenciler de olduğu için başka meselelerle de ilgili hale geldi. Bu bir yeniden canlanma.”

Bazı protestocular ulusal bayrağı ve milli marşı benimsedi. Ancak birçoğu Filistin, Kongo veya Cezayir bayraklarını salladı. Bazı pankartlarda ise 17 Ekim 1961’deki katliama atıfta bulunuldu. O gün polis, Cezayirli protestoculara yönelik toplu bir katliam gerçekleştirmişti. Protestocuların birçoğu Seine Nehri’nde boğuldu. 

Cezayir bayrağı taşıyan öğrenci Alesio, Socialist Worker’a şöyle konuştu: “Fransız Devrimi bir aldatmacadır. Burjuvazi, kendi çıkarları uğruna aristokrasiye karşı ayaklandı. Eşitlik için yeni bir devrime ihtiyacımız var.”

Fransa’nın dört bir yanındaki çok sayıda buluşma noktası sosyal medyada duyuruldu. Ve pek çok durumda yüzlerce kişi bu buluşmalara katıldı. 

Emma, saat 10’da yapılacak bir gösteriye katılmak için Gare du Nord istasyonuna gitti. Genç sanatçı, Socialist Worker’a kültür için yeterli bütçe ayrılmadığını ve iş bulmanın zor olduğunu anlattı. 

Gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir faşistin kazanma tehlikesi ve iklim felaketi konusunda endişeleniyor. 

“Emmanuel Macron’dan bıktık artık,” dedi. “Şu anda sağcı bir hükümetimiz var. İki olasılık var: ya faşizm ya da bundan çok daha iyi bir şey. Şu anda sanki faşizme bir adım atmışız gibi geliyor.”

“2050 yılında Paris’te sıcaklık 50 santigrat dereceye ulaşacak. Kimse böyle bir ortamda yaşayamaz. Yaz aylarında yapraklar çoktan kurumuş durumda ve su da yok. Bir şeyler yapılmalı.”

Sabahın ilerleyen saatlerinde, hastane çalışanlarına işyerlerinin önünde yüzlerce öğrenci katıldı. Sanat okulu öğrencileri devasa bir Truva atı yapmışlardı ve bunu sokaklarda yüksek hızda sürerken, yanlarından geçen sürücüler destek olarak kornalarını çalıyordu. 

Sağlık çalışanı Ines, Socialist Worker’a şunları söyledi: “Yeterli personel yok ve hastalarımıza bakamıyoruz. Devlet hastanelerinin durumu her yıl daha da kötüye gidiyor.”

Ines ve iş arkadaşı, daha önce protestolara katılmaktan çekindiklerini, ancak bu günün önemli olduğunu düşündüklerini söylediler. 

Bir başka sağlık çalışanı olan Amel, Socialist Worker’a şunları söyledi: “Bütçeyi milyarlarca avro kesmek istiyorlar. Bu tam bir felaket. Hastanelerde zaten personel sıkıntısı çekiyoruz ve bu durum tükenmişliğe yol açıyor.”

“Kamu hizmetleri çöküyor ve hükümetin bize polis şiddetiyle karşılık vermesine karşı çıkıyoruz. ”

“Medya sadece şiddetten bahsediyor. Ama ben protestolara katıldım ve barışçıl geçiyorlar. Gerginliği tırmandıran polisti.”

Kendi fakültesinde protesto eylemleri düzenlediklerini ve bunun koşulların iyileştirilmesine katkıda bulunduğunu açıkladı. 

Amel şöyle dedi: “Şu anda protesto yapıyoruz ki, insanlar bir noktada greve gitmeleri gerektiğini anlasınlar. Ancak greve giderek hastalarımızı öylece yüzüstü bırakamayız. İnsanların ölmesini istemiyoruz.”

Cumartesi günü, Fransa genelinde ve Avrupa’nın diğer bölgelerinde protesto ve ayaklanma gününe sahne oldu. Marsilya’da devasa bir gösteri düzenlendi ve protestocular belediye binasını işgal etti. Lyon’da ise turizm ofisinin bir şubesi ateşe verildi. Grenoble’da ise çiftçiler protestolara katıldı.

Öte yandan, İtalya’da 400.000 öğrenci, faşist başbakan Giorgia Meloni’ye karşı protesto düzenledi. Öğrenciler okullarını işgal ederek Fransızlar gibi davranmak istediklerini söyledi. 

Almanya’da öğrenciler, eğitim için bütçe ayrılmasını talep etmek ve zorunlu askerlik uygulamasının yeniden getirilmesine karşı çıkmak amacıyla okulları kapatmaya başladılar. 

Çoğunluğu gençlerden oluşan bu hareket, örgütlü işçilerin gücüyle birleşirse, dönüştürücü bir etki yaratabilir. 

Fransa’da bu gelişmenin ilk işaretleri görülmeye başlandı. Örneğin, hafta başında öğrenciler Tiru atık yakma merkezindeki grev barikatlarını ziyaret ettiler ve Paris’in kuzeyindeki Saint-Denis’de grevdeki ulaşım işçilerine destek verdiler. 

Bazı sendika federasyonları bu mücadeleye katılmakta gecikmiştir. Grevler arasındaki aralık çok uzundur. Geçen Salı günü düzenlenen gösteride, Paris’teki binlerce sendika üyesi öğrencilerden ayrı olarak yürüyüş yaptı. 

Ancak pek çok sıradan işçi, gençlerle birleşmenin ve hareketi daha da güçlendirmenin gerekliliğinin farkında.

Önümüzdeki Cumartesi, göstericiler Orléans’ta düzenlenecek konferansında faşist RN ile yüzleşecek. 

5 Kasım’da bir günlük grev çağrısı yapılıyor. Buradaki zorluk, bunu her işyerinde hayata geçirebilmektir.

son yazıları

Kapitalizm ve Anwar Shaik
17 Ekim - Fransa'da isyanın şanlı günü
Saldırıları sınıf dayanışması, grev durduracak

ilginizi çekebilir

968789111929
Kapitalizm ve Anwar Shaik
kapak
17 Ekim - Fransa'da isyanın şanlı günü
1125953_115d67
Saldırıları sınıf dayanışması, grev durduracak