Burnham formülü: Tonda dramatik değişiklik, gerçeklikte minimal değişiklik

İngiltere Başbakanı Burnham’ın İşçi Partisi konferansındaki konuşmasından ne öğreniyoruz?

Andy Burnham’ın İşçi Partisi konferansındaki konuşması, Keir Starmer’ı cerrahi bir müdahaleyle saf dışı bırakmasından bu yana netleşmiş olması gereken bir gerçeği doğruladı: Tüm o duygusallığın arkasında, cesur ve zeki bir siyasetçi yatıyor. Yine de peşinde olduğu şeyin hakiki bir sosyalist siyasetle uzaktan yakından ilgisi yok.

Burnham, Temmuz 2024’teki son genel seçimde ne olup bittiğini anladığını gösterdi. Starmer’ın o dönemde kazandığı devasa parlamento çoğunluğu bir seraptan ibaretti; Clement Attlee’nin 1945’te, Harold Wilson’ın 1966’da ve Tony Blair’in 1997’de kazandığı hakiki İşçi Partisi ezici zaferleriyle hiçbir şekilde karşılaştırılamazdı. 2024’te parlamentodaki sandalyelerde yaşanan muazzam kayma, parti tabanları parçalandığında “dar bölge çoğunluk sisteminin” (first-past-the-post) ürettiği türden bir sonuçtur.

Ortaya beş partili bir sistem çıktı: İşçi Partisi, Muhafazakârlar, Reform, Liberal Demokratlar ve Yeşiller. Hatta İskoç Ulusal Partisi (SNP) ve Plaid Cymru’yu da hesaba kattığınızda yedi partili bir sistem; ancak onlar Westminster’da iktidar için yarışmıyor. Peki, bu tabloda nasıl kazanırsınız? Starmer’ın aciz ve basiretsiz hükümeti bunun yerine nasıl kaybedileceğini gösterdi.

Fakat ardından Şubat ayındaki Gorton ve Denton ara seçimi denkleme yeni bir unsur ekledi. Yeşillerin zaferi, Starmer’ın çöküşünden asıl yararlananın aşırı sağ olmasının kaçınılmaz olmadığını kanıtladı. İlerici bir alternatif mümkündü. Burnham, yeniden markalanmış bir İşçi Partisi’nin bu rolü oynamasını sağlamaya çalışıyor.

Konuşmasında, Margaret Thatcher yönetiminde 1980’lerde İngiliz toplumunun neoliberal temelde yeniden yapılandırılmasına yönelik eleştirisini tekrarladı. Bu durum, Kemi Badenoch liderliğinde sert bir Thatcherist çizgiye kayan Muhafazakâr Parti’ye karşı kutuplaşmaya yardımcı oluyor.

Ancak Burnham retoriğin ötesine geçerek üç somut öneride bulundu: Birincisi, NHS (Ulusal Sağlık Hizmeti) ile karşılaştırılabilecek bir Ulusal Bakım Hizmeti kurarak sosyal bakım skandalına son vermek. İkincisi, seçim sistemi reformu üzerine ulusal bir komisyon kurmak. Ve üçüncüsü, Britanya’nın Avrupa Birliği ile “uzun vadeli ilişkisini” ele almak (Burnham’ın daha sonra açıklığa kavuşturduğu üzere, buna muhtemelen Avrupa Birliği’ne yeniden katılmak da dahildir).

Financial Times’tan Robert Shrimsley’nin de belirttiği gibi, bu platform “solda seçim koalisyonunu yeniden inşa etmek ve ardından sağın iktidardan uzak tutulmasını sağlamak üzere oy verme sisteminde reformu yapmak için hesaplanmış kurnazca bir siyasi stratejiye” işaret ediyor. Kamuoyu yoklamaları, Reform Partisi’nin artık önde giden taraf olmadığını ve merkez sol seçmenlerin büyük bir kısmının Nigel Farage’ı 10 Downing Street’ten uzak tutmak için taktik oy kullanmaya istekli olduğunu gösteriyor. Burnham’ın sunduğu paketin mantığı, hem seçim reformu hem de AB’ye yeniden katılım konusunda hevesli olan Liberal Demokratlarla yapılacak bir koalisyondur.

Shrimsley ayrıca “Yeni Andy’nin açıkça Eski İşçi Partisi çizgisinde olduğunu” ve muhtemelen 1950’lerin ve 1960’ların Britanyası’na atıfla “zamanı geriye sarmak istediğini” söylüyor. Bu tamamen saçmalık. Burnham, sosyal bakım reformunu finanse etmeye yardımcı olmak için devlet emekli maaşlarını koruması amaçlanan “üçlü kilit” mekanizmasını değiştirmeyi öneriyor. Nisan 2030’dan sonra bu maaşlar yine enflasyon veya yüzde 2,5 oranı arasından yüksek olanına göre artmaya devam edecek, ancak artık doğrudan reel kazançlara da sıkı sıkıya bağlı olmayacak.

Yeşiller Partisi’nden iktisatçı James Meadway’in işaret ettiği gibi: “Bu, sosyal bakımın masraflarını karşılamak için beklenen emekli maaşlarında yapılan bir kesintidir. Bunun bir dereceye kadar geriletici olması muhtemeldir: Bundan kazançlı çıkanlar, bakım masraflarını karşılamak için artık bir ev satmak zorunda kalmayacak kişiler olacak; ancak emekli maaşından kaybedenler arasında, evi olmayanlar veya bakıma hiçbir zaman ihtiyaç duymayan insanlar da yer alacaktır.”

Yine de akıllıca bir hamle. Üçlü kilidi kırmak daha yoksul emekliler için acı anlamına geliyor, fakat bu yıllar sonra yaşanacak bir acı. Aynı zamanda büyük sermayenin ve onun BBC ile Mali Araştırmalar Enstitüsü’ndeki (Institute of Fiscal Studies  – IFS) yankı odalarının ısrarla talep ettiği şey de tam olarak bu. Burnham onlara sosyal yardım harcamaları söz konusu olduğunda “sert” olabileceği sinyalini veriyor.

Pek çok açıdan, yaptığı bu tür politika değişikliğinin öncülüğünü, Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin yasaklandığını duyurduğunda yapmıştı. Bu adım, büyük ölçüde İsrail’in öfkeli tepkisi sayesinde muazzam bir gürültü kopardı. Filistin hareketindeki pek çok kişiden Miliband’e takdir kazandırdı. Ancak Britanya’nın İsrail ile olan ekonomik ve güvenlik ilişkilerinde çok az şeyi değiştirdi.

İşte Burnham formülü budur: Tonda dramatik bir değişim, ancak gerçekte asgari düzeyde bir değişiklik. Bu durum, gerçek bir sol alternatifi her zamankinden daha acil kılıyor.

Alex Callinicos

(Socialist Worker)

son yazıları

İran savaşı Trump'ın sınırlarını ortaya çıkarmaya devam ediyor
Mahşerin dört atlısı boy gösterirken karanlık zamanlar geliyor
Alex Callinicos: Aşırı sağ dinamik bir güç olmaya devam ediyor

ilginizi çekebilir

Screenshot
Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde yaşam hakkı savunucuları sokaktaydı
image
Britanya’da Yeşiller Partisi Konferansı’nda tarihi karar: Siyonizm ırkçılıktır
WhatsApp Image 2026-10-05 at 09.32
İstanbul’da Filistin’le dayanışma yürüyüşü: “Siyonizme geçit yok, İsrail’e boykot!”