Çözüm süreci somut adımları bekliyor

Muhalefetteki tüm demokrat ve sol güçler, sürece çok önemli bir hadise olarak yaklaşmıyorlar. Bunun nedeni elbette sürecin yanı sıra CHP’ye yönelik baskının yoğunlaşması. 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, geçtiğimiz günlerde çözüm sürecinde somut adımlar atılmaması ciddi bir güven krizi yaratıyor demişti. Bu ayın başında CHP’ye yönelik Mutlak Butlan saldırısını da “Bu karar, demokratik siyaseti dışarıdan zorla şekillendirme girişimidir” diyerek yorumlamış ve yargıya bu garabet kararı hemen toparlaması için çağrı yapmıştı.

Kürt hareketinin her düzeyde bir gerginlik içinde olduğunu biliyoruz. Ekim 2024’te başlayan, iktidar bloğunun “Terörsüz Türkiye”, Sosyalist İşçi gazetesi yazarlarının “Yeni Çözüm Süreci”, Kürt hareketinin ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” adını verdiği süreç, Kürtlerin beklediği bir dizi adımın atılmaması nedeniyle büyük bir güven sorunuyla yüz yüze.

Adına ne denirse densin sürecin derinlemesine için somut adımlar atılmalı. 10 yıldır devam eden bir süreç, biraz daha beklemekte ne sakınca var diye düşünen iktidar sözcüleri, verdikleri sözü tutmalılar. 

Kürtler üzerine düşeni yaptı

Kürt hareketi açısından mevcut süreç taktik bir mesele değil. Kürt hareketi bu süreçle beraber zihinsel bir dönüşüm de yaşayarak mücadelesini siyasal alana kaydırmış vaziyette. Süreç bozuldu, yeniden çatışmalara başlıyoruz denilebilecek bir durumu aşalı çok oldu. Stratejik olarak, Kürt halkı demokratik haklarını kazanmak için müzakere temelli bir mücadele yöntemini net bir seçenek olarak önüne koydu. Bu seçenek, özeleştirel bir yeni dünya görüşüyle birlikte şekillendi. Bu nedenle, devlet kanadının “PKK şu ölçüde silahları bıraktı” ya da bırakmadı açıklamaları süreçte net adımlar atılmasını engelleyecek öğeler değil.

Mecliste komisyonda bulunan partilerin büyük çoğunluğunun altına imza attığı çözüm süreci komisyonu raporunun özellikle 6. ve 7. bölümlerinde öneriler hızla hayata geçirilmelidir.

Çözüm sürecini gündeme getiren sert bölgesel ve küresel gelişmeler, bu adımların atılmasını ertelenemez olduğunu da göstermelidir. İktidar sözcüleri şık şık bakın çözüm sürecini başlatmakta ne kadar haklıymışım diyorlar. Bunu her vesilede dile getiriyorlar. Suriye’de rejim değiştiğinde, İsrail’i her bir katliamında, ABD ve İsrail İran’a saldırdığında iktidardan bazı isimler, en çok da Bahçeli süreci neden başlattığımızı anladınız mı diye soruyor. Aslında bu soruyu kendilerine sormalılar. İmralı geçtiğimiz ay somut adımlar atılmasının bir zorunluluk olduğunu söyledi.

Muhalefetteki tüm demokrat ve sol güçler, sürece çok önemli bir hadise olarak yaklaşmıyorlar. Bunun nedeni elbette sürecin yanı sıra CHP’ye yönelik baskının yoğunlaşması. 

Çözüm ve ihtimaller

Süreç hakkında şüphe tohumlarını eken bir olgu bu. Fakat bir başka tepki daha var. 2013-15’te, solun çeşitli kesimleri o dönemdeki çözüm sürecini, ‘demokrasi  olmadan barış olmaz’ diyerek şüphe altında bırakmıştı. Eğer, bir süreç gelişecekse, bu demokrasinin inşa edilmesine bağlıdır, bu ise AKP ile mümkün değildir. Demek ki çözüm süreciyle uğraşmak zamanımızı boşa harcamaktır.

Bu eğilime göre eğer, mutlak butlan varken çözüm süreci mi olur sorusunda ifadesini buluyor. Başka bir şekilde ifade edenler işe giderek daha yüksek sesle ‘AKP faşist bir rejim inşa ederken tüm güçler bu rejiminin inşasını engellemeye odaklanmalıdır’ diyorlar. Hatta, çözüm gibi başlıklara uğraşmak iktidarla müzakere sürdürmek bu faşizmin kurumsallaşma sürecine kısmen onay vermektir diyenler var.

Çatışma çözümü süreçleri, her olumlu adımda demokratikleşmenin gelişmesi anlamına gelmez. Fakat, bu, demokrasi olmadan barış olmaz iddiasının kof olduğu gerçeğini görmezden gelmeye neden olmamalı. Çünkü bunun tersi de söylenebilir. Kürt meselesi, silahların bırakıldığı ve diyalog yönetiminin devreye girdiği yeni bir evreye ulaşmadan Türkiye’de demokrasi gelişemez. Ölümler, katliamlar, bombalar, suikastlar, faili meçhuller, ırkçılık, milliyetçi maskeyle işlenen cinayetler, “terörle iltisaklı olmak”, bölücülük suçlamaları ve tüm bu kaotik girdap sona ermeden demokrasinin gelişmesi de mümkün değildir.

Kök demokrasi

Tuncer Bakırhan’ın “Çerçeve” yasa, demokrasinin kök hücresi olabilir. Bu yasa, Türkiye’nin çatışmadan hukuka, inkardan demokratik tanınmaya geçiş iradesi olabilir.” yaklaşımını da yabana atmamak gerekir.

Demokrasinin gelişmesiyle çözüm süreci arasında dinamik bir ilişki olduğunu vurgulamamız gerekir. Birisinin gelişmesi diğerinin de gelişmesinde etkili olur. Yargı siyasi bir aparat gibi davranmadığında çözüm süreci de nefes alır, çözüm için çerçeve yasa hayata geçtiğinde yargı sınırlarına doğru geri çekilebilir. 

Yapılması gereken anti demokratik uygulamaları çözüm sürecini eleştirmek için suçlamak değil her anti demokratik uygulamaya karşı çıkarken aynı anda Kürt halkının en demokratik haklarını da savunmaktır. Çözüm süreciyle demokrasi arasına örülmek istenen Çin Seddi, sadece ulusalcıların ekmeğine yağ sürer. Otoriter iktidarı yenmenin yolu bu iki alanı bir ve tek bir mücadele alanı olarak ele almaktır.

Erdoğan’ın istediği seçim sürecinde muhalefetin bölünmesi ve işlevsiz hale gelmesi. Çözüm sürecinin iktidarın ekmeğine yağ sürdüğünü düşünenler yanılıyor. Tersine iktidarın ekmeğine yağ süren çözüm süreci için somut adımlar atılması talepleriyle genel demokrasi taleplerini birleştirmekten kaçınan muhalefettir.


Çözüm için acıl atılması gereken adımlar

– İmralı sürecin muhatabı olarak daha rahat ve esnek koşullarda istediğiyle görüşmelidir.

– Demirtaş ve tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır.

– Tüm terör soruşturmalar ve davaları son bulmalıdır.

– Örgüt yöneticileri de dahil tüm üyelerinin siyasal yaşama katılmalarının yasal düzenlemesi yapılmalıdır.

– Hasta tutsaklar tek bir gün beklemeden serbest bırakılmalıdır.

– Sürgünde olan tüm siyasiler hakkındaki soruşturmaları sona ermeli ve isteyenler Türkiye’ye dönebilmelidir.

– Ana dilde eğitim hakkı tanınmalıdır.

– Kayyım politikasına son verilmeli ve Kayyım uygulaması yasal düzenlemeye imkansız hale getirilmelidir.

– Düşünce, gösteri, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller ve uygulamalar kaldırılmalıdır.

son yazıları

Mutlak butlana karşı mutlak direniş
Anadili Kürtçe olan aday meselesi
Emperyalizm İran’da tökezledi

ilginizi çekebilir

YTK5T3JAEBNBPGRGQ6NFI6NLYU
İran ve ABD: Ateşkes kalıcı mı?
emergency_response_el_nino_map_surface_waters
El Nino ve Amerika’nın yaramaz çocuğu
1mayis-ic-ohht
Günümüzde birleşik cephe ve hegemonya