Mutlak butlana karşı mutlak direniş

Son iki ayda işçi sınıfının çeşitli kesimleri soluğu Ankara’da alıyor. Madencilerden sonra öğretmenler de Ankara’da. Evini, barkını, yaşadığı yeri bırakıp bir şehre yürüyüş yapmak başka çaresi kalmayan işçilerin tepki gösterme şeklidir.

Sesini duyuramayanlar başkentin meydanlarında, bakanlıkların yakınlarında haykırarak, slogan atarak taleplerinin görünür olması için çabalıyor.

Öğretmenler açık bir devlet şiddetine maruz kalıyor.

OHAL uygulamaları sıradanlaşırken

Her zaman uygulanagelen şiddet OHAL döneminde oldukça sıradanlaştı. CHP binasına plastik mermi ve biber gazıyla saldırmak her türden saldırının daha kolay gerçekleşmesine kapı aralıyor. 

Hakkını arayan işçilere yönelik şiddet, şiddet uygulamak dışında elinde başka hiçbir politikası kalmayanların tercih edeceği bir yöntemdir.

Bu iktidarın işçi sınıfına anlatacak hiçbir şeyi kalmadı. Sadece hamaset yüklü dış politikadan övünecek bir iki başlık ve silahlanma yarışında küçük başarılarla mutlu olmak dışına ellerinden bir şey gelmiyor. AB liderlerinin göçmenlerin Avrupa’ya geçişini engellediği için öven sözleri ya da Trump’ın ve etrafındaki MAGA’cı emperyalistlerin Türkiye’nin liderliğine yapıkları vurgu dışında ellerinde halka anlatacakları hiçbir hikaye yok.

Trump’ın ise cinsel istismarcı, ırkçı bir soykırım destekçisi olduğunu AKP tabanı dahil bilmeyen yok.

Trump’tan övgü almak, halkların süzgecinden geçtiğinde övgü olarak görülmüyor.

İktidar bloğu odaklandı

İktidar bloku açısından, yeni çözüm sürecinin temposuna dair Bahçeli ve Erdoğan arasındaki farklılaşma dışında her konuyu seçime endeksleme ve Erdoğan’ın bu seçim yarışından birinci çıkmasını garanti altına alma konusunda tam bir uzlaşma var.

İktidar bloğu için her şey bir yana seçimden zaferle çıkmak bir yana.

“Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olmaya ihtiyacı yok ama Türkiye’nin Erdoğan’a bir dönem daha ihtiyacı var tezi” bu odaklanmanın bir ifadesi.

İktidar bloğu, kategorik olarak seçime kilitlenmiş durumda.

Bu seçim, ne olursa olsun kazanılmalı.

Tıpkı kategorik AKP karşıtları, yani AKP iktidarı altında olumlu hiçbir gelişmenin olamayacağını ilan edenler gibi, AKP sözcüleri de AKP’nin iktidarda, Erdoğan’ın dümeninde olmadığı Türkiye’yi hayal bile edemiyorlar.

Mutlak butlan: Bir çaresizlik hamlesi

Mutlak butlan sürecinde Kılıçdaroğlu gibi bir figüre yaslanmak zorunda kalmaları hem seçim kazanmaya ne kadar odaklanmış olduklarını hem de çaresizliklerini, yargı ve kolluk güçleri dışında ellerinde kullanabilecekleri hiçbir siyasal figür, plan, perspektif kalmadığını gösteriyor.

Ama bu yargı gücünün etkisiz olduğu anlamına gelmiyor.

İmamoğlu cumhurbaşkanlığı yarışından fiilen el çektirildi.

Birçok büyükşehir belediyesine kayyım atandı. 

CHP il örgütüne polis zoruyla girildi.

Şimdi de CHP’nin 2023 kongresi yok hükmünde ilan edildi.

Bu hamleler, iktidarın iddia edildiği gibi seçimden kaçmak için değil, bir türlü kaçamadığı, kaçma şansı olmayan seçimlere hazırlığı olarak görülmelidir.

Yasaklara-Yoksulluğa-Yolsuzluklara karşı biriken öfke

Amaç yasaklar-yoksulluk ve yolsuzluklara karşı büyük bir girişkenlikle insanların askeri vesayet koşullarının merkezi siyasetçilerine duyduğu tepkiyi örgütleyen AKP’nin, yasaklar-yoksulluk ve yolsuzluk yığınından kaynaklanan toplumsal tepkiyi ağır bir politik bedel ödemeden savuşturabilmek.

Yani, seçimi kaybetmenin önüne geçmek.

İktidar bloğu yüzde 3’lük bir kaymanın kendisine yeteceğini biliyor. Son çeyrek yüzyılda AKP ile birlikte güçlenen, kökleşen, zenginleşen tüm kesimlerin seçimi kaybedip ağır bir hesaplaşmayla yüz yüze gelmesinin önüne geçmeye çalışıyor.

Bu koşullarda sol muhalefetin yapacağı en büyük hata, seçimlere odaklanmak olur.

Eğer seçimlere de hazırlık yapılmak isteniyorsa, sandığa değil mücadeleye, sokağa, birleşik direnişlerin örülmesine odaklanmak gerekir.

Mutlak butlanın çözümü mutlak direniştir.

Seçim hazırlığı değil topyekun mücadeledir.

Sandığa endekslenmemiş bir kitle mücadelesinin örülmesi için çabalamaktır. 

Bu yüzden sınıf mücadelesinin somut başlıklarında, işçi direnişlerinde, Filistin için yürütülen mücadelede, hayvan katliamlarına karşı çıkışta ve ana dilde eğitim talebinde, NATO zirvesine karşı, fakirden alıp zengine veren politikalara karşı, Siyonizm’e karşı, LGBTİ+ düşmanlığına karşı, kadın cinayetlerine karşı, odağına yavaş yavaş kıpırdanan işçi eylemlerini, öğretmen direnişlerini, madenci eylemlerini, tekstil direnişlerini alan bir sokak ittifakını inşa etmek, burada yan yana gelmek için gösterilecek aşırı bir politik ısrar, tabanlar arasındaki etkileşimi de güçlendirecek ve Kürtçe önyargısının sağcılığını görmek herkes açısından daha kolay olacaktır. 

Bu ittifak DEM Parti ile Özgür Özel’in ve batıda en başta TİP olmak üzere sosyalistlerin temsil ettiği kesimlerin bir seçim ittifakında yan yana gelme ihtimallerini de içerebilir. Sokakta kararlı bir birleşik mücadele sandıkta da ifadesini bulabilir.   

son yazıları

Anadili Kürtçe olan aday meselesi
Emperyalizm İran’da tökezledi
“Rights-Law-Betrayal” – The second act

ilginizi çekebilir

WhatsApp Image 2026-06-29 at 12.47
NATO'dan çıkılsın üsler kapatılsın!
WhatsApp Image 2026-06-24 at 13.06
Neden yaşatan yasa istiyoruz?
file-20260617-57-ifipma
Hindistan'da gençlerin liderliğindeki Hamamböceği Halk Partisi, adını aldığı canlı kadar öldürülmesi zor olabilir