Hayvan hakları savunucuları Ankara’da yürüdü: “Katliam yasası çöpe atılsın!”

Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi, İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları ve Yaşatacağız Platformu’nun çağrısıyla Ankara’da yapılan yürüyüşte sürmekte olan hayvan katliamı protesto edildi.

25 Nisan günü çok sayıda şehirden gelen eylemciler, Kurtuluş Parkı’nda direnişte olan Doruk Maden işçilerinin yanında toplanmaya başladı.

Eylem başlangıç yeri olarak çağrı yapılan Kolej metro önü polis ablukası altına alındı.

Parkın içinde pankartları, dövizleri ve sloganlarıyla toplanan yüzlerce insan, eylem komitesinin emniyetle uzun süren müzakeresi sonucu Kolej arkasından Sakarya Caddesi’ne yürüyüşe geçti.

Direne direne yaşatacağız

Eylemde şu sloganIar atıldı: “Barınakta hayat yok sokaklarda olacak!, Barınaklar-ölüm kampı, Besleme haktır engellenemez, Besleme yasağı katliam demek, Bu daha başlangıç mücadeleye devam, Chp elini hayvanlardan çek, Chp yasayı al başına çal, Dur de dur de katliam dur de, Dur dur dur dur soykırımı durdur, Faşizme karşı omuz omuza, Gel sen de haykır barınağa hayır / Gel sen de haykır katliama hayır / Gel sen de haykır / Katliama-barınağa, akp’ye-mansur’a-chp’ye hayır! / Ölüm yasasına geçit vermiyoruz, Güsoder halka hesap verecek, Halk düşmanı Güsoder kapatılsın, Hayvana insana filistin’e özgürlük!, Hayvana insana yeryüzüne özgürlük, İşçilerin birliği barınakları yıkacak, Katiller halka hesap verecek, Katliam yasası geri çekilsin, Korkmuyoruz besliyoruz dostlarımızı vermiyoruz, Kurtuluş yok tek başına ya tüm türler hiçbirimiz, Maden işçisi direnişin simgesi, Maden işçisi onurumuzdur, Medya etik ol tetikçi olma, Mhp elini hayvanlardan çek, Mhp yasanı al başına çal, Sokakları da hayvanları da terk etmiyoruz, Sokaktayım yanındayım, Sokaktayım yanındayım besliyorum, Susmuyoruz korkmuyoruz dostlarımızı vermiyoruz, Tedavi yasağı katliam demek, Yaşatan yasa hemen şimdi!”

“Üç köpekten biri öldü”

Fiilî miting alanı olan Sakarya Caddesi’ne varıldıktan sonra eylem programı, Hayvan Yaşam Özgürlük aktivisti tiyatrocu Güliz Gündüz’ün performansıyla başladı. Güliz Gündüz, Shakespeare’in Macbeth oyununu sürmekte olan hayvan katliamına uyarladı. (İzlemek için tıklayın)

Ardından konuşmalar başladı.

“Katliama değil, emekçiye bütçe!”

KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Yürütmesi adına konuşan Hazal Battaloğlu şunları söyledi

“İllerden gelen arkadaşlarımız hoş geldiniz; sizleri KESK Ankara Şubeler Platformu dönem yürütmesi adına selamlıyorum.

Bugün burada yaşamı savunanlarla yan yanayız. Çünkü biliyoruz: Emek mücadelesi yaşamdan yanadır.

Yaklaşık bir ay önce Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner “hesap veriyoruz” diyerek halka çağrı yaptı. Biz de hesap sormaya geldik. Aralarında KESK’li arkadaşlarımızın ve Barış Akademisyeni Irmak Can Özinanır’ın da olduğu dostlarımıza, hesap sorulmasını kabul etmeyenler tarafından saldırıldı. Yasal süreç devam ediyor, biz de bu sürecin takipçisiyiz.

Sokaklarda yaşayan dostlarımızı hedef alan bu politikalar açıkça bir yok etme rejimidir. Bu düzen, emeği nasıl değersizleştiriyorsa yaşamı da aynı şekilde tasfiye edilecek bir şey olarak görüyor.

Bizim meselemiz bir tane değil:

Anadilinde, ve erişilebilir kamusal hizmet isteyenlerde 

MESEM’lerde yaşamını yitiren çocuklar da,

Kurtuluş’ta direnen maden işçileri de bizim meselemiz.

Buradan açık söylüyoruz:

Katliama değil, emekçiye bütçe!

Yaşamı yok eden değil, yaşamı savunan kamusal politikalar istiyoruz.

Yan yanayız, birlikteyiz. Vazgeçmiyoruz. 

Katliama değil emekçiye bütçe diyoruz 

Yaşasın yaşam hakkı mücadelemiz!

Ajal jiyan azadi”

“Hayvan Yaşam Özgürlük!” 

Arından Süreyya Karacabey’in yazdığı Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi’nin mesajı okundu:

“Çok yağmur yağdı ama temizlemedi barınak duvarlarındaki kan izlerini. İnsan eliyle cehenneme benzettiğimiz bu gezegende, neden öldüklerini bilmeyen köpeklerin korkulu inlemeleri kaldı.

Çok yağmur yağdı ama temizlemedi, sokaklara düşürdüğünüz o korkunç lekeyi.

Çok yağmur yağdı ama temizlenmedi ellerinize bulaşan kanlar, temizlenmedi. Gezindikleri, uyudukları, yaşadıkları sokaklardan kopararak çukurlara attığınız o köpeklerin anısı, şimdi delirmeden bakamayacağımız kederli gözler şimdi. Üç köpekten biri öldü, kendi yazgısına yetişemedi bir kent, uğultular, lanetler kilitli demir parmaklıkların üzerinde asılı kaldı. Üç köpekten birini öldürdünüz, acı çektirerek; başlarını okşadığımızda sallanan o kuyrukları toplu mezarlara koydunuz, geride hesap soramayan dilsiz canların, delirmeden düşünemediğimiz bakışları kaldı.

Üç köpekten biri yok şimdi, parklarda, dükkan önlerinde, metro girişlerinde yoklar şimdi, insana emanet olan masumluk, dilsize şehadet eden merhamet kanlı bir gölde boğulup gitti. Çok yağmur yağdı bu sene, ama temizlemedi belediyelerinizin mazgallarındaki kan izlerini.

Temizlemedi, bir toplama kampına çevirdiğiniz barınaklarda işlenen suçların izini.

Geçmişte gemilerle getirilen siyah kölelerin kafeslerdeki teşhirine, şimdi nasıl utanarak bakıyorsak, gelecekte de kafeslere tıktığımız hayvanlara öyle bakacağız. Siz ellerinizdeki kanı miras bırakacaksınız çocuklarınıza, bir utancı, kentlerin dört ayaklı sahiplerine yaptığınız kötülükleri bırakacaksınız geleceğe.

Bilmediğimiz sayıda köpek öldürüldü, toplananlar ölüm kamplarında işkencede şimdi. Taşlaşmış kalplere, işitmeyen kulaklara defalarca seslendiğimiz gibi sesleniyoruz şimdi: YASAYI GERİ ÇEKİN!KISIRLAŞTIRIP YERİNE BIRAKIN CANLARI, BU KATLİAMI SÜRDÜRMEYİN.YARA AÇAN YARALARLA YAŞAR ÇÜNKÜ.

Hepimiz birbirimizden sorumluyuz, çocuklardan, hayvanlardan sorumluyuz. Onların öldürüldüğü bir yerde kimse güvende değildir, geçerken başını çevirenlere sesleniyoruz, duymayıp görmediğinde bir felaket yok sananlara sesleniyoruz. Korkunç şeyler oldu, yanımıza gelin. Yasa eliyle masumlar katledildi, seslerini çoğaltın. Birlikte haykıralım işitmeyen kulaklara, taşlaşmış kalplere: YASAYI GERİ ÇEKİN! ÇOK GEÇ OLDU ZATEN, HER YER KANLA DOLDU.YASAYI GERİ ÇEKİN.SOKAKLAR HERKESİN. SENDEN ÇOK O AĞACIN, KALDIRIMDA BÜYÜYEN ÇİÇEĞİN, SOKAK ARALARINDA ZIPALAYAN KÖPEKLERİN VE KEDİLERİN. SESİNİ SESİMİZE KAT. HEPSİ YOK OLMADAN BİRLİKTE HAYKIRALIM.YASAYI GERİ ÇEK!”

“Dostlarımızı mutlaka ama mutlaka yaşatacağız!”

Yaşatacağız Platformu’nun açıklamasını  Sevcan Çamlıdağ ve Toprak Erduvan okudu . Açıklamanın tam metni:

“Katliam yasası olarak anılan kanun değişiklikleri Meclis’te kabul edileli neredeyse 2 yıl oluyor. Adı “Hayvanları Koruma Kanunu” olan metinde -sadece bazı hayvanlarla sınırlı olmak üzere- bazı koruyucu hükümler vardı, 2 yıldır o güvenceler dahi kaybedildi. 

Adına barınak denen hayvan hapishanelerinden her geçen gün işkence ve katliam haberleri ifşa olmaya devam ediyor. Katliam yasasının verdiği cesaretle hem belediyeler hem de yurttaşlar hayvanlara şiddeti hak görmeye başladı. Zihinlerimize kazınmış bir örnek var, Ankara’da yavru köpekleri dirgenle katleden bir kişi “DEVLET YASA ÇIKARDI HAYVANLARI ÖLDÜRMEK İÇİN” diyordu. İşte katliam yasasının getirdiği en büyük felaket budur. Hayvanlar birer düşman haline dönüştü, onlara yönelik şiddet istisna olmaktan çıkıp kural oldu.

Yasa “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” derken kılını kıpırdatmayanlar, yeni yasa “Öldür!” dediğinde zincirinden boşalmış bir katliamseverlikle harekete geçtiler.

Her sokakta, her mahallede, her ormanda, her köyde, ilçede, kasabada, üniversitede köpekler tehlikede artık. Utanmadan sokakta yaşayan köpeklerin %78’ini topladıklarını açıklıyorlar. 

Bu yasayı, barınak güzellemeleri yaparak parlatmaya çalıştılar. Ancak biz çok iyi biliyoruz ki barınaklar hayvanlar için ölümün son durağı. İşkence gördükleri, parçalatıldıkları, delirtildikleri, aç bırakıldıkları, ölümü bekledikleri yerler. Barınaklar toplu katliam merkezleri. Bu yüzden yüksek sesle söylüyoruz: Barınaklarda hayat yok, sokaklarda olacak!

Biz hayvan dostlarımızın hakları için ne Meclis’e ne Anayasa Mahkemesine bel bağladık. Meclis’ten geçen gayrimeşru bir yasayla, bir Anayasa Mahkemesi kararıyla yılgınlığa düşecek değiliz. Bizler her hâlükârda yaşam hakkını ve özgürlüğü savunacağız. Her daim toplamaya da barınaklara da hayır demeye devam edeceğiz. Sokakta kalan tek bir hayvan dostumuz olsa da bu mücadele sürecek.

Yasamanın önümüze yasa diye koyduğu ölüm fermanını da yargının önümüze koyduğu katliama onay kararını da kabul etmiyoruz. Yasalar halk tarafından sokaklarda yazılır. Hayvan dostlarımızın yasasını biz sokakta yazacağız dedik, yazacağız!

AKP’nin MHP’nin CHP’nin yaptığı toplama ve katliamları eylemlerimizle teşhir ettik.

Taviz vermeden taleplerimizi yineliyoruz: Ne katliam ne tecrit! Hayvanların toplanıp barınak denen kan kokan toplama kamplarına hapsedilmesine seyirci kalmayacağız. Sokakta yaşayan hayvanların yeri sokaklardır. Onları kan kokan barınaklara teslim etmeyeceğiz!

Biz yasayı sokakta yazmaya çoktan başladık bile. Halk bu yasanın meşru olmadığının farkında ve halk bu yasayı istemiyor. Hayvanların öldürülmesini, tecrit edilmesini, işkence görmesini istemiyoruz. Bu haklı ve meşru mücadelemize daha da öfkeli ve kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Dostlarımızı mutlaka ama mutlaka yaşatacağız!

Sokakları güvenli hâle getirecek olan kana susamış katliamcılar değil, yaşamdan yana olan bizleriz! Sokakları çocuklar için de köpekler için de kediler için de kadınlar için de LGBTİ+’lar için de engelliler için de göçmenler için de güvenli hâle biz yaşam hakkı savunucuları getireceğiz!

Katliam yasasını Meclis’ten geçirdikten sonra baklava ile kutlama yapan AKP ve MHP milletvekillerinin karşısında yaşamı savunan bizler milyonlarız. Barınamayan öğrencileriz, *MESEM’de öldürülen çocuklarız,* emekli maaşıyla geçinemeyenleriz, direnen madencileriz, yaşam hakkımız için *patriarkaya karşı direnen* kadınlarız, *nonbinary’leriz* , translarız.

“Steril”  bir hayat, hayvanların olmadığı sokaklar isteyenlere, sokaklardaki gerçek tehlikenin başıboş faşistler, başıboş ırkçılar, başıboş kadın düşmanları, hayvan katliamlarının emrini veren belediye başkanları, valiler, barınaklarda köpek katliamlarını organize eden başıboş *yetkililer* olduğunu daha gür sesle anlatmak zorundayız. Bunun için birleşmek zorundayız.

Hep birlikte bu yasanın iptali için mücadele edecek, tüm gücümüzle sınırları zorlayacağız. Sokakta, mahallede, mecliste, sendikalarda, yaşatmak için yan yana geleceğiz. Gerçek bir hayvan özgürlüğü yasasını yazana kadar bu mücadele bitmeyecek. 

Katliam yasası tartışılmaya başladığı zamandan bu yana çok sayıda *hayvan katledildi* . Kaç hayvanın katledildiğini bile tam olarak bilemiyoruz. Çok kan kaybettik. Ancak bu geriye gidiş, hayvan özgürlüğü mücadelesini geriye düşürmedi. Aksine, katliam yasası karşıtı mücadele o kadar büyüdü, o kadar kapsayıcı hâle geldi ki Türkiye’de hayvan özgürlüğü için adeta bir dönüm noktasındayız demek yanlış olmaz. Zira buradan ya topyekûn özgürleşme çıkacak ya da hayvanlara meta olarak bakmaya devam edeceğiz.

Şu andan itibaren emek mücadelesinin hayvan özgürlüğünü de kapsar hâle gelmesi için mücadele etmek son derece hayati. Bugün katliam yasasına karşı mücadelede emek örgütlerinin varlığı ile karşılık bulan yoldaşlık fikri, kapsamlı ve kalıcı bir hayvan özgürleşmesi yolundaki yoldaşlığa dönüşme potansiyeline sahip ve dönüşmeli de. Zira mesele hayvanlara acımanın, merhamet etmenin, vicdanla yaklaşmanın, hayırseverlik yapmanın çok ötesinde; bu bir sınıfsal kavga. Hayvanların kafeslerini ve zincirlerini kıracak olan, işçi sınıfının hayvan özgürlüğü mücadelesi olacak.

Şimdi, 2 yıla yaklaşan mücadeleyi daha da yükseltme zamanı!

Şu andan itibaren kararlılığımızı yeni bir dönemde birleşik mücadelenin en geniş dinamiklerini ve zeminlerini inşa ederek göstereceğiz. Yasayı tekrar yazana dek sokakları terk etmeyeceğiz!”

İzyaşam: “Katliamı durduralım”

İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları adına yapılan konuşmada, hayvan katliamının derhal durdurulması çağrısı yapıldı. Bu platform Ankara’ya kalabalık geldi.

“Haydi havla”

Eylem, Hayvan Yaşam Özgürlük aktivisti müzisyenler Can Irmak Özinanır ve Murat Canğökce’nin mini konseriyle tamamlandı. İkili, katliam yasasına direnişten doğan “Haydi Havla” ve “Cav Bella” parçalarını seslendirdi. (İzlemek için tıklayın)

Eylem sonrası maden işçileri destek eylemi için yeniden Kurtuluş Parkı’na topluca gidildi.

Ülke çapında katılım

Eyleme katılan ve destek veren kurumlar: Alınteri, Animal Save Türkiye, Balıkesir Canları Derneği, Balıkesir Sokak Hayvanlarını Düşünüyor, Çevre ve Hayvan Hakları Koruma Derneği Sındırgı, Çorludohas, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Edremit Patileri, Ege Fikir Ortaklığı (EFODER), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi, İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları (İzYaşam), Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, KESK Ankara Şubeler Platformu, KESK Hayvan Hakkı Savunucuları, Kocaeli Doğa ve Hayvanları Koruma Kolektifi, KOHAYDER Kocaeli Doğa ve Hayvan Dostları Derneği, Muğla Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, Pati Sera Balıkesir, Patikara Derneği Ankara, Seferihisar Hayvanları Koruma Derneği (SEFODER), Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hayvan Hakları Komisyonu, Yaşamdan Yana Derneği, Yaşatacağız Platformu.

Fotoğraflar: Mika – Ünikuir I Videolar: Gökhan Mezarcı – @ankaradansondakika – @x.com/dsip___

son yazıları

İsrail’e verilecek en iyi yanıt vanaları kapatmaktır
Demokrasi mücadeleyle kazanılacak
19 Mart’ın birinci yıldönümü: Yılgınlığa yer yok

ilginizi çekebilir

agagagag
Felaket niteliğinde bir iklim olayı kapımızda, işte bunu bu kadar az duymuş olmanızın nedeni
web
1915’in 111. yılı: Yüzleşme bir zorunluluktur
YoutubeKapaklar-01
(Podcast) ABD ve İsrail'in İran Saldırısı: Emperyalizmin Ekolojik Yıkımı | Sosyalist Tartışma 2026 | Ankara