Trump’ın NATO’sundan daha fazla silahlanma ve savaş çıktı

Kapitalizmin emperyalist aşaması en çıplak hâliyle Ankara’da, Beştepe’de toplanan NATO zirvesinde görüldü.

İktidar gazetelerine bakılırsa Türkiye, NATO zirvesinde büyük bir başarı kazandı.

TV’ler kol kola girip gülümseyen Donald Trump ve Tayyip Erdoğan’ın görüntülerini iftiharla yayınladı.

Muhalif gözüken bazı gazeteciler bile “müthiş bir ev sahipliği” yaptık diyerek zirveyle övündü.

Tabii bol bol magazin. NATO liderlerine verilen yemekte menülerin ne kadar müthiş olduğu anlatıldı!

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i yeniçeriler karşıladı!

İzlanda Başbakanı Frostadottir, uçaktan inince çalan mehter marşına şaşırdı!

Trump, “Yollar ne güzel.” dedi. “Benim için pist yapmışlar… Adımı bir binaya vermişler!”

Ve sık sık “dostum Erdoğan”, “güçlü lider”, “ne dediysem yaptı” şeklinde övgülerde bulundu.

Peki Türkiye’nin kazandığı büyük zafer neydi?

İlki, Trump’ın CAATSA yaptırımlarını kaldırması sözü. CAATSA’nın Türkçe açılımı Amerika’nın Düşmanlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası’dır. Dün de Türkiye’nin yer aldığı yaptırım listesinde Rusya, Çin ve Kuzey Kore var.

Türkiye’nin “Amerikan düşmanları” listesine konmasının sebebi, Rusya’dan 2,5 milyar dolara satın alınan iki adet S-400 Savunma Sistemi’dir. 2017’de alınan bu füzeler hangarda çürürken şimdi Türkiye bunları başka bir ülkeye satmak zorunda. Fakat Rusya ile yapılan anlaşma gereği bunu karşı tarafın onayı olmadan yapamaz. Erdoğan’ın bir diğer dostu Putin’i ikna etmesi gerekiyor.

Kaldı ki CAATSA yaptırımları yerli milli iktidarın iki emperyalist blok arasında canı çektiği gibi manevra yapabileceği yanılsamasının ürünü olarak Putin’den hiç kullanamadığı ve kullanamayacağı S-400 Savunma Sistemi’ni satın almasıyla başlamıştı.

Bu yaptırımların sürmesi Türkiye’de yükselişte olan asker sanayi kompleksin patronlarının ağızlarının suyunu akıtan silah piyasasından mahrum kalmasına neden oluyor. NATO’nun toplam savunma sanayisi harcaması 1,8 trilyon dolar olacak. Türkiye bu pazarın yüzde 1’ine dahi sahip değil ve iştah kabartan ve sanayicilerin yaptırımlardan kurtulmak için sevinç göz yaşlarına boğulmalarına neden olan bu para.

NATO zirvesinin kararlarından biri, Rusya ile savaşan Ukrayna’ya 70 milyar euronun askerî harcamalar için verilmesi. Gelecek sene de aynı miktarın verilmesi taahhüdü.

Batı emperyalizminin savaş örgütünün gündeminde, 4 yıldır süren ve yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği Ukrayna ile Rusya savaşını körüklemek vardı.

Fakat tek savaş yerleri oralar değildi. NATO’nun az sayıdaki kararlarından biri de İran’a karşı tutum ve Hürmüz Boğazı’nda yaratılan krize müdahaleydi. Trump, Türkiye’ye gelmek üzere henüz uçaktayken ABD ordusu İran’ı yine vurdu. Zirve sırasında İranlılara hakaret etti, “aşağılık insanlar” dedi. Ateşkes girişimini bozacağını söyledi ve daha Ankara’dayken İran’ı yeniden vurma emrini verdi.

İsrail ve Türkiye arasında nasıl bir ilişki var?

Epstein’ın arkadaşı Trump’ın konuşmasında – çoğunlukla kendini övdü – en ilginç yer, kuşkusuz Türkiye ve İsrail hakkında söyledikleriydi. Siyonist katil İsrail Başbakanı’nı ön adıyla samimi şekilde anlatırken, Erdoğan’la da anlaştıklarını söyledi. Trump geçen ay bir dizi Arap ülkesi ile Türkiye’nin İbrahim Anlaşmaları’na imza atmalarını istemişti.

Anlaşmanın özeti şu: “İsrail’le iyi geçinin, normalleşin. Yani Gazze’deki soykırımı kabullenin. Netanyahu ile Türkiye’nin yer aldığı Trump’ın sözde ‘barış kurulunda’ birlikte çalışın, ülkenizdeki Filistin yanlısı hareketleri bastırın. İsrail ile ticaret yapın.” Nitekim şu ya da bu ölçüde bunları zaten yapıyorlar.

Fakat Trump, işgal devletinin tanınmasını, Gazze’deki Filistinlilerin Sina Çölü’ne zorla sürülmesini ve buranın turizm, finans ve yapay zekâ sanayisinin üretim alanına dönüştürülmesini istiyor. Bu fikrin mucidi, Trump’ın damadı Kushner’dir; kendisi bir müteahhit ve sözde “barış kurulunda” yer alıyor.

Kapitalizm ve savaş endüstrisi

Kapitalist sistem sürekli yıkımlar, bunlara sebep olan savaşlar üretir. Sermayeler arasındaki rekabet, devletler arasında ekonomik rekabete ve hatta askerî rekabete dönüşür. Kapitalizmin emperyalist aşaması en çıplak hâliyle Ankara’da, Beştepe’de toplanan NATO zirvesinde görüldü.

Ve elbette savunma sanayi denilen silah endüstrisi, kapitalizmin kalbi olan sanayi üretiminde son derece önemli bir yer tutuyor.

Şımarık bir zengin olan Trump, sadece sosyopat olduğu ve tüm narsist düşünceleriyle tarihe geçmek istediği için değil, Amerika’nın dev silah şirketlerinin temsilcisi olduğu için bu tutumları alıyor. Savaş demek, daha fazla silah demektir. 21. yüzyılda askerî teknolojilerdeki değişim ve sıcak çatışmaların artışı, en çok silah tüccarlarına yaradı.

Trump, NATO üyesi 38 ülkenin Gayri Safi Millî Hasılalarının (GSMH), yani bir yıl içinde ürettikleri mal ve hizmetlerin para cinsinden toplam değerinin yüzde 5’ini savunma harcamalarına vermelerini de dikte etti. Birkaç ülke dışında Türkiye dâhil çoğunluk bunu kabul etti.

Daha önce GSMH’den verilecek ortak pay yüzde 2 idi. Türkiye GSMH’sinin yüzde 2’sini verirken, en çok ödeme yapan yüzde 2,6 ile ABD idi.

Bu NATO kararı, Trump’ın tek tek reklamını yaptığı dev silah şirketlerini ihya edecek. Dünyadaki savunma harcamaları, silah ve mühimmat üretiminin yüzde 75’ini zaten NATO üyesi ülkeler yapıyor. Şimdi kasaları daha da dolacak.

Bir de iktidar basınının zafer ilan ettiği, Türkiye’nin zaten parasını verip alamadığı 5 F-35 savaş uçağının verileceğiydi. Ancak bu sadece bir iddiaydı. Trump, bunu düşüneceklerini söyledi.

Tüm bunlarla beraber Ankara’da yapılan NATO 2026 Zirvesi, aşırı sağcı Trump’ın şovu, dayatmaları ve istekli iş birlikleriyle tarihe geçti.

NATO’nun yapısında da önemli bir değişiklik yapıldı. ABD’de bulunan NATO karargâhlarının Avrupa’da da açılması, Avrupa’yı Rusya’ya karşı savunmak için Türkiye merkezli birçok uluslu güç oluşturulması, Türkiye’nin silahlarını sadece Amerikan şirketlerinden alması.

Savaşa ve işgale hayır!

Bu aslında çok eskiden beri var olan bir gelenektir: ABD emperyalizminin Ortadoğu’da jandarmalığını yapan iki ileri karakol var: İsrail ve Türkiye. Trump’ın vizyonu, kendisine muhtaç iki devleti öne çıkarmak. Her ikisi de güçlü ordulara sahip ve silah endüstrisine bağımlı. Böylece atadığı sömürge valisi Tom Barrack’ın dediği gibi, bu ülkeler monarşik ya da otokratik diktatörlükle yönetilmelidir.

Bu önemli bir yol ayrımını herkesin önüne koydu: Ya NATO’dan ve Amerika’dan yanasın ya da Filistin’den ve İran’dan. Ya Batı emperyalizmini destekliyorsun ya da emperyalizme karşısın.

AKP’lilerin, MHP’lilerin ve her türden neo-faşist grubun aslında NATO’dan, yani Batı emperyalizminin savaş örgütünün yanında olduğunu, Gazze’nin katili Trump’ı öve öve bitiremediklerini herkes gördü.

Biz, NATO Türkiye’deydi deyince sabah baskınlarını, kırılan kapıları, yüzlerce gözaltını, göstericilerin boğazlarının sıkılmasını, koIIarının kırılmasını,yerlerde sürüklenmelerini gazetecilere yapılan zulmü, tutuklamaları ve NATO komutanlarının göz zevki bozulmasın diye sokaklardan toplanıp ölüm kampı barınaklara yollanan köpekleri görüyoruz.

Şimdi sıra, geçim derdinin kaynaklarından biri olan bütçede. NATO’nun Ankara kararıyla 2027 bütçesinde silahlanmaya ayrılan pay daha da artacak. Zenginlerden kazançları oranında vergi alınmadığı için halkın ödediği vergiler silaha harcanacak.

Tam da KESK liderliğinin açıkladığı gibi, “Savaşa değil, halka bütçe” tüm işçilerin ortak talebi olmalı. Vergilerimiz silaha değil, eğitime, sağlığa ve sosyal yardımlara harcanmalı.

Bir yandan savaşlara karşı Filistin’e özgürlük mücadelesi verirken, aynı anda insanca yaşayacak ücret ve vergide adalet için de mücadele vermeliyiz.

son yazıları

NATO'dan çıkılsın üsler kapatılsın!
CHP, baskı, butlan ve sosyalistler
Şimşek’in programı sosyal yıkım yarattı ve iflas etti

ilginizi çekebilir

WhatsApp Image 2026-07-08 at 14.50
Bilgi'de Bülent Bilmez ile dayanışma eylemi: "Kayyımlara karşı akademik özgürlüğü savunuyoruz"
000_42DV3N4
Trump, siyonist İsrail'in hamisi ve Filistin halkının katilidir
WhatsApp Image 2026-06-29 at 12.47
NATO'dan çıkılsın üsler kapatılsın!