Kürt halkı; İmralı tarafından önerilen stratejik değişimi, silahsız mücadeleyi, demokratikleşmeyi ve diyaloğa, demokrasiye dayalı mücadele yöntemini benimsedi. Bunun kanıtı, DEM Parti’nin oylarının, çözüm sürecinden sonra yapılan anketlerde yüzde 8 ile 10 arasında görünmesidir.
İktidar ise Kürt halkının çözüm sürecine vereceği desteğin sonsuza kadar süreceğini sanıyor.
Hem İran’a yönelik işgal hem de tek kanatlı bir demokratikleşmenin imkânsız olduğunu iktidar cenahı da bildiği için; çözüm sürecinin zorunlu kıldığı adımları atma konusunda tutuk davranıyor görünüyor.
İran’a yönelik saldırının yarattığı kaos ortamı ise bırakalım tutuk davranmayı; tersine çok daha atak olmayı, hızla çözüm sürecinin gerektirdiği reform adımlarını atmayı gerektirir. Kaotik her gelişmenin panzehri; demokrasi ve toplumsal grupların, hakları kısıtlananların demokratik haklarının nihayet tanınmasıdır.
Bölgesel tsunaminin Türkiye’de çeşitli fay hatlarını tetiklemesi istenmiyorsa o fay kırıkları onarılır, enerjisi soğrulur.
Bunun yolu demokrasidir.
İkincisi ise, tek başına “İmamoğlu sorunu” diyebileceğimiz bir noktaya gelip dayanıyor.
Kürt meselesinde demokratik adımlar, Batı’daki otoriter şok dalgalarıyla aynı anda işlemeyeceği; Kürt illerinde belediyelere kayyım atanması yasal olarak imkânsız hale getirilirken CHP’li belediyelere kayyım atanması ya da belediye başkanlarına yönelik haksız tutuklama dalgası ile birlikte yürümeyeceği için iktidar bir zamanlama hesabı yapıyor.
İmamoğlu’nun Erdoğan’a karşı aday olamayacağının kesinleştiği tarihe kadar çözüm süreci konusunda yasal düzenlemeleri elden geldiğince geciktirmeye çalışıyor.
Öncü işçiler ve aktivistler her yerde aynı anda şu 6 noktayı savunmalıdır:
- Hem otoriterleşme hem çözüm süreci olmaz. Biz otoriterleşmeye karşı çıkarken çözüm sürecinin nihayete ermesi, barışın inşa edilmesi için mücadele edeceğiz. Çözüm sürecini savunurken CHP’ye yönelik baskılara karşı çıkacağız.
- Kayyım politikalarına hemen son verilmelidir.
- Hasta tutsaklar hemen serbest bırakılmalıdır.
- İmralı’nın toplumun çeşitli kesimleriyle, siyasetçi, gazeteci, yazar, sendikacı ve aktivistleriyle görüşebilmesinin önü açılmalıdır.
- Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları hemen uygulanmalıdır. Kavala ve Demirtaş gibi siyasi tutsaklar hakkında verilen kararların gereği yerine getirilmelidir.
- Sürecin ruhuna uygun olan ve “geçiş süreci yasaları” olarak anılan, İmralı’nın “demokratik entegrasyon” adını verdiği düzenlemeler hızla hayata geçirilmelidir.
