ABD, İran’a dokunma!

Bizler İran rejimine karşıyız ve direnen İran halkının yanındayız. Ve aynı kararlılıkla, ABD emperyalizminin İran’ı yakıp yıkmasına, bombalamasına ve askeri müdahalede bulunmasına da karşıyız.

İran’da rejime karşı yükselen halk isyanı, ne yazık ki binlerce insanın hayatını kaybettiği trajik bir bilançoyla karşı karşıya. Molla rejimi, kesin sayısı henüz tam olarak belirlenemeyen büyük bir katliam gerçekleştirdi. Resmi veriler 6.000’den fazla protestocunun öldürüldüğünü belirtse de bölgeden gelen haberler, gerçek kaybın on binlerle ifade edilebileceğine işaret ediyor.

İran rejimi, birkaç yılda bir tekrarlanan büyük çaplı protestolarla sarsılıyor. İşçilere, İran’daki farklı etnik gruplara, kadınlara ve demokrasiye düşman olan rejim; her toplumsal tepkiyi polis şiddetiyle yok etmeyi hedefliyor. 2022’de Mahsa Amini’nin İran ahlak polisi tarafından öldürülmesinin ardından patlak veren ve on binlerce kişinin katıldığı ve giderek rejim karşıtı grevlere dönüşen eylemlerde de 500’den fazla protestocu katledilmişti. İran halkı, aralıkları giderek sıklaşan bir periyotla rejime karşı yığınsal bir direniş sergiliyor. Ancak bu direniş, ne zaman İran’a yönelik uluslararası bir askeri müdahale gündeme gelse sekteye uğruyor.

Trump elini İran’dan çek!

Rejim karşıtı gösteriler başlar başlamaz, dönemin ABD Başkanı Trump’ın rejimi tehdit edip göstericilerin yanında olduğunu beyan etmesi, protestocular arasında idoğal olarak huzursuzluğa ve deolojik bir karmaşaya yol açtı. Zira hiçbir İranlı, baskıcı molla rejiminin ABD emperyalizminin müdahalesiyle devrilmesini arzulamıyor. İran halkı, rejimi kendi öz gücüyle ve eylemleriyle yenmek istiyor. Üstelik, İran’daki adaletsiz ekonomik politikaların temel sebeplerinden birinin, ABD’nin 30 yıldır uyguladığı kapsamlı ambargo ve yaptırımlar olduğunu da tüm İranlılar biliyor.

ABD adalet dağıtamaz!

Minneapolis’te gördüğümüz gibi, başkanı olduğu ülkede göçmenlere ve halkına karşı ağır baskılar uygulayan Trump’ın, bir Hollywood şerifi edasıyla dünyaya adalet dağıtmaya çalışması saçmalıktır. Trump ve ABD dünyaya adalet dağıtamaz. Gezegen üzerinde yaşanan neredeyse tüm kanlı işgallerin asli sorumlularıdır. Gazze’de 71.000’den fazla insanın hayatını kaybettiği soykırımcı İsrail işgalinin en büyük destekçisi ABD emperyalizmidir. Bu nedenle küstahça İran’da protestoculara akıl vermeye çalışması, Trump’ın ve ABD’nin emperyalist kibrinin en açık göstergesidir.

Emperyalizme karşı ezilenlerin yanında

Bizler İran rejimine karşıyız ve direnen İran halkının yanındayız. Ve aynı kararlılıkla, ABD emperyalizminin İran’ı yakıp yıkmasına, bombalamasına ve askeri müdahalede bulunmasına da karşıyız. Biliyoruz ki Minneapolis’te göçmen düşmanı faşizan örgütlerin halka sıktığı kurşunlar ile Orta Doğu’ya atılan bombalar, aynı emperyalist saldırganlığın iki farklı yüzüdür. ABD’nin İran’a dokunma ihtimaline karşı mücadeleye hazırlanmalıyız.


Ayaklanma yeniden başlayabilir

ABD ve İran temsilcileri arasındaki geçen hafta yapılan görüşme, Trump’a inanacak olursak, olumlu geçmiş. ABD’nin temel talepleri; İran’ın nükleer programından vazgeçmesi, balistik füzelerini iptal etmesi ve bölgedeki vekil güçlerini ortadan kaldırması. Tabii her zamanki gibi sayısız ülkeyi işgal ederken kullandığı ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ gibi sözde talepleri de masaya yatırmış ABD.

İran ise nükleer programda adım atabileceğini ancak balistik füze programının ve bölgesel nüfuzunun tartışmaya açmayacağı konusunda net davranmış. İran anlaşmaya çalışıyor. Çünkü nükleer konuda adım atılması karşılığında petrol ve bankalar üzerindeki uluslararası ambargonun kaldırılmasını hedefliyor. Amerika’nın asıl derdi ise İran’dan Çin’e giden petrolü kısıtlamak. Trump’ın ‘olumlu geçtiğini’ iddia ettiği görüşmelerden hemen sonra ABD, İran ile ticaret yapan ülkelere yüzde 25 ek vergi getireceğini açıkladı. Yani müzakereler sürerken bile ABD’nin baskı uygulamaktan vaz geçmediğini görmek mümkün. Görüşmeler şimdilik sona erdi ama büyük ihtimalle sürecek. Ancak gerginlik bitmiş değil. ABD filosu bölgede ve İsrail kesinlikle İran’a askeri müdahale talep ediyor. Bu konuda ABD ile İsrail arasındaki makas açık olsa da her an bir çatışma başlayabilir ve bu tüm bölge için ağır sonuçlar doğurabilir.

İran’da son 20-30 yılın en büyük ayaklanması olarak görülen hareketlenme durgunlaşmış gibi görünse de protestocuların yararını sarmak için mola aldığını düşünebiliriz. 28 Aralık’ta esnafların taleplerini dile getirmek için harekete geçmesiyle eylemler zinciri başladı. Böylece genellikle rejimi destekleyen bir grubun ekonomik kriz ve enflasyon kaynaklı tepkileri dev gibi bir isyan dalgasını tetiklemiş oldu. Tahran’da başlayan hareket, muazzam bir mücadeleye evrildi. 8 Ocak’ta hükümet iletişimi kesme kararı aldı. 31 eyalette, 180’den fazla şehirde eylemler yapıldı. Talepler, enflasyonun kontrol altına alınması, seküler bir demokrasiye geçiş, başörtüsü zorunluluğunun ve ahlak polisinin kaldırılması, kadın hakları ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasıydı. Ancak 8 Ocak’tan itibaren devlet müdahale ederek interneti kesti ve korkunç bir katliam yaptı. Resmi rakamlara göre ölü sayısı 7 bini geçti, gerçekte on binlerce insanın öldürüldüğü söyleniyor.

Hükümet, tepkiyi dindirmek için Merkez Bankası başkanını değiştirmek ve bazı sübvansiyonlar açıklamak gibi kısmi adımlar attı ama siyasi değişim talepleri karşılıksız kaldı. Trump bu dönemde İran’ı vuracağını ve ‘demokrasi getireceğini’ söyledi. Bu söylemi Afganistan’dan biliyoruz, orayı daha korkunç bir hale getirmişlerdi. İran halkı bu dış müdahale konusunda bölünmüş durumda. Şimdilik ayaklanma durulmuş görünse de ekonomik krizin derinliği nedeniyle İran yeni hareketlenmelere gebe.

son yazıları

Suriye’deki gelişmeler ve yeni çözüm sürecinin akıbeti
Partilerin çözüm süreci raporları ne anlatıyor?
2025 yılı: Sarkacı izlemek zorlaşırken-4

ilginizi çekebilir

2780045940-modified
1917 Şubat Devrimi: İşçiler baskıcı çarlık rejimini nasıl devirdi?
2500
Örtbas: Savaşın çirkin gerçekleri
emekli
Ocak ayı enflasyonu: Nasıl kazıklandık?