Search
Close this search box.

2014’te Türkiye: İktidarın saldırısı, muhalefetin krizi

Geride bıraktığımız 2014 yılında AKP’ye karşı sayısız alanda tepkiler şekillendi. AKP’nin, hemen her muhalefeti darbecilikle suçlaması, giderek iş cinayetlerinin, kadın düşmanlığının, yolsuzluğu aklama çabalarının maskesi hâline geldi.

Yıl boyunca hem AKP’ye hem de ulusalcı odaklara karşı mücadele, çok önemli deneyler biriktirdi.

19 Ocak: Binlerce kişi “Hepimiz Ermeni’yiz” dedi

Hrant Dink, ölümünün yıl dönümünde Taksim’den Osmanbey’e yapılan yürüyüşün ardından Agos gazetesinin önünde anıldı. 2014’te cinayetle ilgili dava yeniden görülmeye başlandı. Kamu görevlileri için soruşturma başlatıldı. Hükümet, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının üstünü örtmek için giriştiği seferberliğin bir parçası olarak, cinayeti planlayan Ergenekon’u ve Dink’in öldürülmesinde ihmali veya payı olan diğer devlet görevlilerini aklayarak suçu Gülen cemaatine atmaya çalışıyor.

28 Şubat: Yetti artık! Yolsuzluğu da 28 Şubat’ı da AK’lama!

AKP, yolsuzluk ve rüşvet operasyonları nedeniyle Gülen cemaatiyle ittifakını bozdu, “paralel yapı” diyerek bu güce savaş açtı. Bu süreçte Ergenekoncular, Balyozcular, 28 Şubatçılar ve tüm darbeciler salındı. “Yetti artık” platformu, Erdoğan’ın darbecilerle kurduğu ittifakı ve yolsuzlukların üstünün örtülmesini İstanbul, Ankara, İzmir ve Tekirdağ’da yaptığı eylemlerle protesto etti.

11 Mart: Berkin Elvan yaşamını yitirdi, ülke çapında AKP protestoları başladı

Gezi direnişi sırasında polis tarafından vurulan 14 yaşındaki Berkin Elvan, 269 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybetti. İki gün boyunca yapılan protestolara ve cenaze törenine Türkiye çapında yüz binlerce kişi katıldı. Sosyalist İşçi o hafta “Ergenekon’u aklamayı, yolsuzluğu gizlemeyi, Berkinleri öldürmeyi iyi bilirsiniz…” kapağıyla çıktı. Tayyip Erdoğan, Elvan’ın annesini miting meydanında yuhalattı.

30 Mart: Yerel seçimlerde “Basgeç” politikası çöktü

Gezi direnişi sonrası bir de yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla sarsılan AKP, buna rağmen 2014 yerel seçimlerinden %45.6’lık oyla birinci parti olarak çıktı. İstanbul’da Mustafa Sarıgül ve Ankara’da ülkücü faşist Mansur Yavaş etrafında kurulan CHP-MHP ittifakı ile “AKP gitsin de kim gelirse gelsin” mantığıyla yürütülen “Tatava yapma, bas geç” kampanyası hüsranla sonuçlandı. Ülkücüleri ve kemalistleri, Kürt hareketi ve sosyalistler ile birleştirmeyi hedefleyen saçma ittifak, AKP karşıtı mücadeleye zarar verdi.

24 Nisan: Binlerce kişi Ermeni Soykırımı’nın kurbanlarını andı

Taksim Meydanı başta olmak üzere birçok şehirde 1915’te soykırıma uğratılan Ermeniler anıldı. İstanbul’daki anma programı tüm gün sürerken, dünyanın birçok yerinden diaspora Ermenileri ve ırkçılık karşıtları da DurDe’nin düzenlediği etkinliklerde yer aldı. 23 Nisan’da DSİP tarafından düzenlenen soykırımla ilgili panellere yüzlerce kişi katıldı.

1 Mayıs’ta polis terörü

1 Mayıs’ta Taksim bir kez daha AKP tarafından işçi ve emekçilere yasaklandı. Demokratik hakkını kullanmak isteyen sendikalar ve sol örgütler, yoğun bir polis terörüyle karşılaştı.

13 Mayıs: Soma’daki madenci katliamında 301 işçi öldü

Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen iş cinayetinde 301 madenci öldü. Yaşam odalarının olmamasından denetimlerin düzgün yapılmamasına kadar şirketin ve devletin birçok ihmali açığa çıktı. İlçeye giden Tayyip Erdoğan yoğun protestolarla karşılandı. Kalabalığın içinden bir yurttaşı tehdit etti, bir başka kişiye ise fiziksel olarak saldırdı. Erdoğan’ın bir danışmanı, bir madenci yakınını yerde tekmeledi. AKP’liler patronlarla ise el sıkıştılar. Birçok yerde katliamı protesto eden kitlesel gösteriler yapıldı, Zonguldak’ta madenciler iş bıraktı. Soma sonrası işçi eylemleri gözle görülür ölçüde arttı.

31 Mayıs: Gezi’nin yıl dönümünde Gezi Parkı halka kapalı

Gezi direnişinin başlangıcının yıl dönümünde polis İstanbul’da yoğun “güvenlik” önlemi aldı. Gezi Parkı bir kez daha halka kapatıldı. Gösteri yapmak isteyenler polis şiddetiyle bastırıldı.

Haziran: Şişecam grevine 5800 işçi katıldı, AKP grevi yasakladı

Cam işçileri 10 fabrikada 5800 kişiyle greve çıktılar. Bir hafta sonra grev, Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı. AKP’nin işçi düşmanı yüzü bir kez daha açığa çıktı. “Erteleme” kararının bitiminden sonra, işçilerin çoğunluğunun ret oyu verdiği referandum kararına rağmen, sendika bürokratları patronla sözleşme imzaladı.

18 Haziran: 12 Eylülcüler müebbet aldı netekim!

12 Eylül darbecileri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, yargılamanın sonunda müebbet hapis cezası aldılar. Darbelere ve askeri vesayete karşı yıllardır mücadele edenler büyük bir zafer kazandı.

29 Haziran: Susma haykır, eşcinseller vardır!

22. İstanbul LGBT Onur Haftası kapsamında yapılan 12. Onur Yürüyüşü’nde oldukça genç bir kalabalık İstiklal Caddesi’nde LGBTİ bireylere özgürlük talep etti.

10 Ağustos: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sol zafer kazandı!

Hırsız Tayyip Erdoğan ile CHP-MHP birliğinin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu karşısında üçüncü aday olarak başkanlık seçimlerine katılan Selahattin Demirtaş, muazzam bir başarı göstererek Kürt hareketinin oylarını bir buçuk katına çıkardı. Batı’da bir milyonu aşkın kişi, değişim ve özgürlük için HDP’nin adayına oy verdi. Demirtaş, eleştirisinin merkezine AKP’yi koyarken CHP-MHP blokuyla mesafeli duran ve AKP tabanındaki yoksulları kazanmayı hedefleyen (dolayısıyla HDK’nin kurulduğundan beri izlediğinden farklı) bir siyasi çizgide durdu. Çapulcu denilenlerle terörist denilenlerin birliği, sol için muazzam bir başarı getirdi.

Ağustos: Suriyeli sığınmacılara yönelik saldırılara dur de!

Yaz ayları boyunca Suriyeli sığınmacılar birçok şehirde saldırı ve linç girişimleriyle karşılaştı. Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De girişimi, mültecilerle dayanışmak için bir kampanya başlatarak İstanbul ve İzmir’de paneller, yürüyüşler ve eylemler gerçekleştirdi. Polisler saldırganlara dokunmazken, hükümet saldırılar karşısında “dilencilik yapan Suriyelilerin kamplara gönderilmesini” öneren bir genelgeyi 81 ilin valiliğine yolladı.

6-7 Ekim: Diren Kobanê!

IŞİD’in Kobanê kuşatmasına karşı Tayyip Erdoğan’ın Kürtler aleyhine yaptığı açıklamalar ve kentin düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması, Kuzey Kürdistan ve Türkiye’nin batısında kitlesel gösterilerin başlamasına sebep oldu. Devlet güçlerinin ve faşistlerin eylemlere yönelik saldırılarıyla başlayan şiddet sarmalında 50 kişi yaşamını yitirdi. AKP bu gösterilerden birkaç gün sonra, ABD’nin havadan PYD’ye silah atması sonrası peşmergelerin geçişi için koridor açmak zorunda kaldı. Böylece Kürtler, fiili olarak taleplerini kazandılar. Kobanê direnmeye devam ediyor.

25 Ekim: Cumartesi Anneleri’nde 500. hafta…

Cumartesi Anneleri’nin 500. oturma eylemi için Galatasaray Meydanı’nda binlerce kişi toplandı.

28 Ekim: Madenciler bu kez Ermenek’te öldü

Bu kez Ermenek’te maden faciası meydana geldi. 18 işçi yaşamını yitirdi. Tehlikenin daha önceden ilgili bakanlığa bildirildiği ve önlemlerin alınmadığı ortaya çıktı. AKP’liler yine “Hesabı sorulacak” diyerek yalan söylediler. AKP döneminde hiçbir patrondan hesap sorulmadı. Çalışma Bakanı Faruk Çelik, bir soru üzerine, “Aslolan bu kazaların olmamasıdır. Bunların olmamasıyla ilgili temennileri var herkesin. Ama olduktan sonra da hayat devam ediyor” dedi.

Kasım: Tayyip Erdoğan’a Ak Saray

Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı sarayının 1 milyar 370 milyon TL’ye mal olması kamuoyunda öfke yarattı. 1000 odalı olduğu söylenen sarayla ilgili, Tayyip Erdoğan “1150 odası var” dedi.

Aralık: Çözüm süreci için AKP’nin bahanesi kalmadı

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın süreç için çıkardığı taslak, Kandil’deki KCK yönetimi tarafından da kabul edildi. Çözüm süreciyle ilgili olumlu adımlar hızlanıyor. Hükümetin Kürt hareketi içinde ayrım ve kargaşa yaratma planları boşa düştü, barış için öne sürülebilecek gerekçe kalmadı.

(Sosyalist İşçi)

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?