27 Ekim 1960: Darbeciler, üniversitelerde öğretim üyesi kıyımı gerçekleştirdiler

27.10.2017 - 01:50

27 Mayıs darbesiyle seçilmiş hükümeti deviren, iktidarı ele geçiren ve Milli Birlik Komitesi adı altında örgütlenerek Türkiye'de demokratik kurumları yerle bir eden darbeciler, üniversitelerde de işlerine gelmeyen öğretim üyelerini "aptal" , "yetersiz", "reform düşmanı" gibi gerekçelerle görevden uzaklaştırdılar. 147'ler olarak anılan bu öğretim üyeleri, ancak 1962'de üniversiteye dönebildiler.

Türkiye'de egemen güçlerin üniversitelerde işlerine gelmeyen, kendilerine kul-köle olmayan öğretim üyelerini görevden uzaklaştırması geleneği aslında 1933 yılında yapılan "Üniversite Reformu" ile başladı. Kemalistlerin art arda yaptıkları çeşitli "devrimler", İstanbul Darülfünunu'nda görevli bazı öğretim üyeleri tarafından eleştirilmişti. Özellikle eski yazının terk edilerek Latin alfabesine geçilmesi, ciddi bir tepki toplamıştı. Verdiği kararların eleştirilmesine hiç alışkın olmayan Mustafa Kemal, gerekenin yapılması emrini verdikten sonra, 31 Temmuz 1933'de İstanbul Darülfünunu kapatılarak İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürüldü, 95 öğretim üyesi ise yeni üniversitede kendisine yer bulamadı.

1946 yılında ise savaş sonrası ortamında "Batı bloğu"na dahil olmak icap ettiğinden, üniversitelerde bir reform daha yapıldı. Üniversitelerde özerklik ve rektör seçimler gibi konuları düzenleyen bu kanun, yine de solcu kıyımı yapılmasına bir engel teşkil etmiyordu. Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Behice Boran bu dönemde üniversiteden uzaklaştırıldılar.

27 Mayıs darbesinden sonraysa, benzer bir durum yaşandı. Milli Birlik Komitesi olarak örgütlenen darbeciler, üniversitelerde işlerine gelmeyen 147 kişinin ismini belirleyerek bunları "kanun yoluyla" görevlerinden uzaklaştırdılar. Görevine son verildiğini 27 Ekim sabahı radyodan öğrenenler arasında Ali Fuat Başgil, Sabahattin Eyüboğlu, Yavuz Abadan, Nusret Hızır, Tarık Zafer Tunaya, Mina Urgan, Haldun Taner de vardı. Genelde bu tasfiyeler üniversite içinden gelen ihbarlara dayanıyordu. Tasfiyelerin yanında ayrıca, Oya Sencer, İdris Küçükömer ve Sencer Divitçioğlu'nun profesörlükleri reddedildi. Kararı protesto etmek için Fikret Narter (İTÜ), Sıddık Sami Onar (İstanbul Üniversitesi), Suut Kemal Yetkin (Ankara Üniversitesi) ve Turhan Feyzioğlu (ODTÜ) gibi rektör ve birçok öğretim üyesi görevinden istifa etti.

147'ler kısa bir süre sonra "147'ler Derneği"ni kurdular ve haklarını aramaya başladılar. Haldun Taner'in yazdığı ve bir timsahın karnına saklanan bir profesörün öyküsünün anlatıldığı "Timsah" adlı eleştiri, bu dernek tarafından kitap olarak yayınlandı. Söz konusu öğretim görevlileri, 1962 yılında çıkarılan yasayla öğretim üyeliklerine geri dönebildiler.

12 Eylül döneminde ise 1402 sayılı kanunla yapılan öğretim üyesi kıyımı, kendisinden önce yapılanlara hiç benzemiyordu. Sayıları 5 bini bulan ve içlerinde pek çok üniversite öğretim üyesi de bulunan kamu görevlisi, bir sabah ellerine geçen tek satırlık bir yazıyla işlerinden olduklarını öğrendiler: "Sıkıyönetim Komutanlığı'nın isteği üzerine görevinize son verildi."

"1402'likler" deyimi daha çok üniversiteden uzaklaştırılan öğretim elemanları ile özdeşleşse de, tiyatro oyuncularından ilkokul öğretmenlerine çok farklı kesimlerden kamu çalışanının uğratıldığı mağduriyetin adı oldu. Üstün Korugan, Taner Barlas, Taha Parla, Şevket Pamuk, Yakup Kepenek, Sungur Savran, Orhan Alkaya, Oruç Aruoba, Ömer Madra, Sencer Divitçioğlu, Savaş Dinçel, Rona Aybay, Rona Serozan, Server Tanilli, Nazif Tepedenlioğlu, Mustafa Alobora, İlber Ortaylı, İdris Küçükömer, Bahri Savcı, Baskın Oran, Emre Kongar, Alpaslan Işıklı, Artun Ünsal, Ceyhan Mumcu, Haluk Gerger gibi isimler, 12 Eylül darbesi mağdurlarının yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyordu.

1402'likler ancak 1990 yılında uzun bir mücadele sonrasında kısmen görevlerine geri dönebildiler.

Bugün AKP hükümeti tarafından yürütülmekte olan tasfiye ise şimdiye kadarkilerin en büyüğü.  Artık kamuda ve üniversitelerde kıyım Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK'ler) aracılığıyla gerçekleştiriliyor. OHAL'de çıkarılan KHK'lerle 100 binden fazla kamu çalışanı işinden edilirken, bunun içinde binlerce öğretim elemanı da yer alıyor. Başlangıçta, OHAL'in 15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkarıldığı söylenirken, bugün öğretim elemanları sendika aktivisti olduğu veya barış talep ettiği için işten çıkarılabiliyor.