Zack Polanski, kendisinin ve Yeşiller Partisi’nin “Jeremy Corbyn muamelesi” görmesini bir övgü olarak kabul etmeli. Bunun anlamı, İngiliz müesses nizamının onları bir tehdit olarak görmesidir. Polanski’nin bu baskı karşısında pes etmemesi gerekiyor.
Saldırı, 2015 ile 2020 yılları arasında İşçi Partisi lideri olduğu sırada Corbyn’e karşı yürütülen kampanyayla aynı biçimi alıyor: Bir yanda gözü dönmüş bir medya saldırısı, diğer yanda ise Polanski’yi Yahudi düşmanı olmakla suçlayan parti içi sağ kanadın saldırıları.
Medya kampanyasının ahlaki kalitesi aşağılık bir seviyede. Irak kasabı ve Trump dostu milyarder Larry Ellison’ın maaşlısı Tony Blair başı çekiyor. Blair, Yeşiller’in Siyonizm’in ırkçı olduğunu beyan etme cüretini göstererek “çizgiyi aştıklarını” iddia ediyor. Telegraph gazetesi ise hem Yahudileri hem de Müslümanları aşağılayan iğrenç bir anti-Yeşiller karikatürü yayımlayarak yeni bir seviyesizliğe imza atmayı başardı.
Bu sırada, Filistin davasının hiçbir zaman güvenilir bir dostu olmamış Caroline Lucas’ın başını çektiği eski Yeşiller liderleri, Polanski’nin Holborn ve St Pancras ara seçimlerini kazanamamasını fırsat bildiler. Polanski’nin Yeşiller’i dinamik, kitlesel bir “eko-popülist” partiye dönüştürmesinden rahatsız olan bu kesim, onu liderlikten uzaklaştırmak istiyor.
Siyonist hareket 19. yüzyılda başladığı sıradaki niteliği ne olursa olsun, bugün soykırımcı, ırkçı ve apartheid (ırk ayrımcısı) bir devleti yaşatmak ve savunmak noktasına vardığını inkar etmek elbette saçmalıktır. Yeşiller Partisi konferansının bu yönde bir önergeyi kabul etmiş olması, 7 Ekim 2023’ten bu yana geçen üç yılda bu gerçeği küresel ölçekte yüz milyonlarca insanın zihnine kazıyan devasa öğrenme sürecinin bir sonucudur.
Polanski’nin başarıları da bu süreçle yakından bağlantılıdır. Polanski, muazzam bir Filistin ile dayanışma hareketinin ortaya çıkmasının ve Keir Starmer yönetimindeki İşçi Partisi hükümetinin hayat pahalılığı krizini çözmeye başlama konusundaki başarısızlığının Yeşiller için bir alan açtığını fark etti.
Hannah Spencer’ın Şubat ayındaki Gorton ve Denton ara seçimlerinde Yeşiller adına kazandığı ezici zafer ve partinin Mayıs ayındaki yerel seçimlerde kaydettiği ilerlemeler bu stratejinin başarılarıydı. Şüphesiz bu durum, Starmer’ın görevden alınarak yerine İşçi Partisi’ni daha geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak yeniden konumlandırmayı bir dereceye kadar başaran Andy Burnham’ın gelmesini hızlandırmaya yardımcı oldu.
Ortaya çıkan “Burnham sıçraması”, Polanski’nin Holborn ve St Pancras seçimlerini kaybetmesinin temel nedenidir. “Siyonizm ırkçılıktır” oylaması ara seçime çok yakın bir tarihte gerçekleştiği için seçim üzerinde pek etkili olamadı. Ancak aylardır Polanski’yi (kendisi de bir Yahudi olmasına rağmen) anti-semit olarak damgalamak için yürütülen medya kampanyası muhtemelen etkili oldu.
Şimdi yapması gereken şey, cesaretini toplamak ve dik durmaktır. Corbyn’in çöküşündeki etkenlerden biri, liderlik ekibinin saldırılara tavizlerle ve siyasi manevralarla yanıt verme eğilimiydi. Bu durum Corbyn’i savunmada bıraktı ve destekçilerinin moralini bozdu.
Polanski zamanın kendi lehine işlediğini anlamalıdır. Burnham’ın ciddi toplumsal değişim vaatlerini yerine getirmesi son derece düşük bir olasılıktır. Dahası, Filistin hareketi, Corbyn İşçi Partisi’ne liderlik ederken var olmayan bir şeyi temsil ediyor: İngiliz toplumunun derinliklerine ulaşan muazzam, kararlı ve giderek radikalleşen bir dayanışma çabası.
Bu dayanışma çabası bir güç kaynağıdır. Polanski’nin en büyük zayıflığı ise tarihsel olarak küçük bir kitleye hitap eden, ağırlıklı olarak orta sınıfa dayalı bir seçim projesi niteliğindeki kendi partisidir. Yeşiller’in yerel meclislerdeki sicili, ana akım partilerinkinden pek de iyi değildir. Avrupa’nın geri kalanında ise elde edilen bir miktar seçim başarısı, Yeşiller’i çürümüş emperyalizm yanlısı partilere dönüştürmeye hizmet etmiştir. Nitekim Avrupa’daki Yeşil partilerin “Siyonizm ırkçılıktır” oylamasını kınamaları da buna bir kanıttır.
Polanski şu ana kadar, Pazartesi günkü Guardian gazetesinde “bu kusurlu önerge” olarak adlandırdığı şey karşısında kıvırmış, kaçamak yanıtlar vermiş ve durumu idare etmeye çalışmıştır. Ancak teslim de olmuş değildir; metinde “önergenin özü, Siyonizm’i Filistinlilerin yerinden edilmesinin ve soykırıma uğratılmasının temelini oluşturan ideoloji olarak gören benim anlayışımla örtüşüyor” diye yazmıştır.
Yine de, partisinin kendi başarılarını mümkün kılan hareketin gerçek bir yansıması haline gelmesi için Yeşiller’i dönüştürme mücadelesi vermek zorunda kalacaktır. Ve bu hareketin de toplumun gerçek anlamda dönüşümü için mücadele edebilecek güçlü ve bağımsız bir devrimci sola ihtiyacı vardır.
