Güçlükonak katliamı araştırması iyi örnek
İlki Tahir Elçi’nin, Hrant Dink’in, Ahmet Kaya’nın medya ve siyaset ikilisinin işbirliğiyle öldürülmeleri, Akın Birdal’ın ölümün kenarından dönmesi.
İkincisi ise 15 Ocak 1996 tarihinde Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylünün bir minibüsün içerisinde kurşunlanıp, yakılıp katledilmeleri olayı.
Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı Güçlükonak katliamını PKK’nın yaptığını açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı 16 Ocak 1996’da Ankara’dan yerli ve yabancı gazetecileri helikopterle Güçlükonak’a götürdü. Katliam bölgesinde gazeteciler 20 dakika inceleme yaptılar ve döndüler. Ertesi günü iktidara yakın tüm gazeteler, Genelkurmay Başkanını doğrulayan manşetlerle çıktılar. PKK ise bir gün sonra olayla ilgisinin olmadığını açıkladı.
Bir süre sonra bizler, Şanar Yurdatapan’ın girişimiyle geniş bir heyet oluşturduk ve 12 Şubat 1996 tarihinde Güçlükonak’ta incelemelerde bulunduk.
Heyette; Akın Birdal, Ali Bulaç, Prof. Ali Nesin, Ali Rıza Gülçiçek, Ali Ürküt, Bayram Bozgel, Bernice Rubena, Celal Başlangıç, Cem Özdemir, Christina Ercikson, Christoph Schwennicke, Davut Balçı, Ercan Kanar, Ferhat Tunç, Güliz Kaplan, Hasan San, Hüsnü Öndül, İhsan Aslan, İsmail Aslan, Leyla Peköz, Lütfü Kaleli, Mahmut Şakar, Mehmet Metiner, Münir Ceylan, Nadire Mater, Osman Okkan, Osman Tunç, Semih Eryılmaz, Simone Sitte, Siyami Erdem, Şanar Yurdatapan, Tahir Hatipoğlu, Veli Özdemir ve ben vardık.
İlk görüşmesini OHAL Bölge Valisi Ünal Erkan ile yapan heyet; köy korucularıyla ve köy sakinleriyle görüşerek, olay yerinde inceleme yaparak yazılı bir rapor hazırladı. Bu raporu ve kayıt altına aldığı inceleme görselini, 16 Şubat 1996 tarihinde İstanbul’da basınla ve kamuoyu ile paylaştı.
Heyet, katliamı devlet güçlerinin yaptığını iddia etti ve açıklamanın suç duyurusu kabul edilmesini istedi.
Üç ay sonra Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, orduya hakaret edildiği gerekçesiyle heyet hakkında suç duyurusunda bulundu. Bir kısım heyet üyesi, uzun yıllar süren yargılama sonuncunda beraat etti.
Köylülerin yakılarak öldürülmesi davası AİHM’e taşındı. Türkiye “etkili soruşturma yürütmediği” için mahkûm edildi. Öldürülenlerin yakını 10 kişiye 15’er bin avro manevi tazminat verilmesine hükmedildi.
Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen, 13 yıl sonra Güçlükonak katliamını JİTEM’in gerçekleştirdiğini açıkladı. Ekmen, yakılan köylülerin kimliklerinin sapasağlam askerin elinde çıktığını belirtti.
Ekmen, Güçlükonak Katliamının yaşanmasından bir gün sonra Avrupa Parlamentosu’nda PKK’nın ateşkesine Türkiye’nin ne cevap vereceğinin görüşülecek olmasına dikkat çekti.
2009 Nisan ayında Ergenekon zanlısı Levent Göktaş‘ın görev yaptığı dönemdeki bir devre arkadaşının savcılara ilettiği mektupta, Güçlükonak Katliamını Levent Göktaş‘ın başında bulunduğu ekibin gerçekleştirdiği ve olayın PKK’nın üzerine yıkıldığı iddia edildi.
2009 Nisan ayında Güçlükonak soruşturması tekrar açıldı. Ancak devlet geleneği sürdürüldü, suçlular korundu. Soruşturma davaya dönüştürülmeden dosya kapatıldı. Bu ne ilkti ne de son oldu. Bugün de aynı şeyler oluyor.
“Geçmişle yüzleşme” iddiasıyla iktidar olan AK Parti, kısa sürede kendi devletini yarattı. Savaş suçlarının üstünü tek tek örttü, örtüyor.
Hakan Tahmaz