Şiddeti durduracak olan: Demokrasi, özgürlükler ve dayanışma

Bireysel silahlanma son yıllarda yaygınlaştı. Türkiye’de 26 milyonu ruhsatsız toplam 30 milyon bireysel silah bulunmakta. Yani her üç kişiden birine bir silah düşmekte. 

Geçtiğimiz ay iki gün üst üste Türkiye’de okullarda pek karşılaşmadığımız ama dünyada örnekleri çokça olan saldırılar gerçekleşti. Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıda biri öğretmen, sekizi öğrenci ve biri de saldırgan öğrenci olmak üzere toplam on kişi hayatını kaybetti. Tüm şehirlerde, hemen her yerden tepkiler yükseldi. Bazı sendikalar üç gün üst üste sokak eylemleri ve iş bırakma gerçekleştirdi. Son zamanların en büyük eğitim emekçileri eylemleriydi. Ve çok sayıda kurum ve kişi de bu eylemleri desteklediler, katıldılar. 

Şiddet bir sistem sorunu

Türkiye’de şiddet son yıllarda giderek tırmanıyor. Akla ilk olarak güvenlik tedbirlerinin yetersizliği geliyor ve artırılması talep ediliyor. Ancak hastanelerden de biliyoruz ki güvenlik görevlileri şiddetin önüne geçemiyor. Çünkü şiddetin sebebi birkaç kötü niyetli insan değil. 

Neoliberal politikalar, demokrasinin gerilemesi gibi daha temel sorunlar toplumun giderek şiddete eğilimini artırıyor. 

Kamusal hizmet alanlarının hak olmaktan çıkarılıp, hizmet alınan satılan, müşteri ve hizmet veren ilişkisinin hâkim olduğu birer işletmeye dönüşmesi taraflar arasında bir yabancılaşmaya ve gerilime sebep oluyor. Kişiler verilen hizmetten yararlanabilmek için rekabet eder hale geldiler. Öğrenciler arasında da rekabet arttı. 

Neoliberalizmin sonuçları

Ekonomik koşulların kötüleşmesi, işsizliğin artması karşısında iktidar yoksullara ve işsizlere çözüm sunamayınca varlığını ancak otoriterliklerini artırarak sürdürebilir hale geldi. Bu dönüşüm giderek demokrasinin askıya alınmasına yol açarken, genel olarak hukuktan uzaklaşılmaya başlandı.

Örgütlülük ve dayanışma yerine bireysel çözümler

Bir yandan örgütlülüğün ve dayanışmanın zayıflaması, diğer yandan adaletin yerini “ben yaptım oldu” anlayışının alması gibi etkenler kişileri bireysel çözüm arayışlarına yönlendiriyor. 

Üstelik işsizliğin ve özellikle genç işsizliğinin sürekli bir şekilde yüksek seyretmesi gençleri okumak yerine farklı yöntemlerle para kazanmaya, çeteleşmeye itiyor. 

Aşırı sağcı otoriter rejimin nefret söylemiyle şiddeti sıradanlaştırmasıyla; kadın ve LGBTİ+ cinayetlerinden ırkçı cinayetlere, pogromlara, hayvan katliamlarının artmasıyla; her alanda aynı anda özgürlük alanlarını daraltmasıyla, hukuku ayaklar altına almasıyla bu durum daha da ağırlaşıyor.

Silahlanmaya hayır!

Bireysel silahlanma son yıllarda yaygınlaştı. Türkiye’de 26 milyonu ruhsatsız toplam 30 milyon bireysel silah bulunmakta. Yani her üç kişiden birine bir silah düşmekte.  2025 yılında Türkiye genelinde basına yansıyan 3 bin 422 silahlı şiddet olayı yaşandı. Bu olaylarda 2.225 kişi hayatını kaybetti, 3.167 kişi ise yaralandı. 

Geçtiğimiz yıl 180 binden fazla çocuk suça karıştı. Bir önceki yıl da durum farklı değildi.

Tabii ki çok daha fazla psikolojik, sosyal faktör ekleyebiliriz şiddet olaylarının artmasının arka planına. Ancak bu kadarı, nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair fikir verebilmektedir.

Her şeyden önce güvenlikçi politikaların bu konuda çözüm olamayacağı açık. Sonuçla mücadele ederek sorunu ortadan kaldıramayız. Tabii ki okula, hastaneye silahla girilmesini engellemeyelim demiyoruz. Bu adım yarayı tedavi edemez, ancak yaraya pansuman olabilir.

Yapılması gereken, Rakel Dink’in eşi Hrant Dink öldürüldüğünde söylediği gibi, bir çocuktan bir katil yaratan karanlığı ortadan kaldırmalıyız. Nefrete, şiddete, her alanda yükseltilen aşırı sağcı pervasız saldırganlığa karşı birleşik bir mücadele yürütülmelidir. 

son yazıları

Aşağıdan birleşik mücadeleyi örgütleyelim
Sağlık sistemi sorunun kendisi

ilginizi çekebilir

depophotos
Baskılar ters teper
NATOyaHayir-NATOkapatilsin-BulentErkmen
NATO bir terör örgütüdür, dağıtılmalıdır
0_
Topyekûn hayvan özgürleşmesine doğru