Mizah yapmak suç değildir: Deniz Göktaş’a özgürlük! Tuba Ulu ile dayanışmaya!

Tüm bunlar, düşünce ve ifade özgürlüğünün çiğnenmesidir. Sanat özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Fakat neşemizi çalamayacaklar!

Komedyen Deniz Göktaş, yüz binlerce kişiye yaptığı gösteriyi YouTube kanalında yayımladığı için önce hedef gösterildi. “Dini değerleri aşağılamak” ve dolayısıyla “halkı nefret ve düşmanlığa” tahrik etmekle suçlandı.

Oysa Deniz ne dine hakaret etti ne de kimseyi kışkırttı. Milyonlarca insanı güldürerek neşe, umut ve cesaret verdi. “Ölü Deniz” adlı gösterinin herhangi bir yerinde, bırakın dine, kimseye (Celal Şengör ve dalgıçlar hariç) hakaret yoktu. Milyonlarca kişiyi hem güldürdü hem de düşündürdü.

Fakat asıl hışım, ikinci tutuklanma gerekçesiyle belli oldu: “Cumhurbaşkanına hakaret.” Deniz Göktaş, Erdoğan’la ilgili şakasında geçen “diktatör” sözünün bir hakaret değil, siyasi tespit olduğunu ifadesinde vurguladı. Tabii ki tutuklandı. Gönderildiği yer, daha önce de yaptığı şakalardan dolayı tutuklananların gönderildiği Çorlu Karatepe “Kuyu Tipi” hapishanesiydi.

Bu hapishanenin özelliği, hücrelerin tamamen kapalı olması, havalandırmanın bulunmaması ve günde bir saat avlu izni verilmesi; ancak avlunun üstünün de kapalı olmasıdır. Kamuoyu, “Kuyu Tipi” hapishanelerin adını, başka hapishanelere nakledilmek isteyen siyasi mahpusların açlık grevlerinden duydu. Onlardan biri olan Gürkan Türkoğlu, Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde yaptığı 266 günlük açlık grevinin sonunda hayatını kaybetti.

İktidarın hışmına uğrayan bir diğer komedyen Tuba Ulu. Yaptığı stand-up gösterisinde Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan hakkında yaptığı bir şaka nedeniyle beş ay hapis cezasına çarptırıldı. İşlediği suç, “tarihî, millî ve manevî değerlere hakaret” olarak duyuruldu. Üstelik bahsettiği hadise 1533 yılında yaşanmıştı.

Bu ceza, azlığı sebebiyle geride bırakıldı. Fakat yargı durmadı. Savcılık, hazırladığı iddianamede ve mütalaasında Tuba Ulu hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası talep etti.

Tüm bunlar, düşünce ve ifade özgürlüğünün çiğnenmesidir. Sanat özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Fakat neşemizi çalamayacaklar!

son yazıları

Sendikaları nasıl ele almalıyız?
Dalga - Kadınların kolektif sesi
NATO’nun savaş ve suç örgütü olduğunu gösteren zirve

ilginizi çekebilir

Marportta-sendika-düşmanliği-ve-işçi-kiyimi-Gazete-Nisan
Sendikaları nasıl ele almalıyız?
photo_5967752918179974570_y
Dalga - Kadınların kolektif sesi
336299
NATO’nun savaş ve suç örgütü olduğunu gösteren zirve