Milyonların birleşik mücadelesine ihtiyacımız var
Yeni atanan Maliye Bakanı Nebati, “gözlerimdeki ışıltıya bakın, ekonominin nasıl olduğunu anlarsınız” dedi. Bakan Nebati’nin gözlerindeki ışıltının nedeni bilinmez ama evlerine ekmek getiremeyen emekçi kitlelerdeki artan öfke ve huzursuzluk çok büyük.
Ekonomide sadece patronları kollayan kontrol dışı tutarsız uygulamalar korkunç bir yıkım yaratmış durumda.
İşsizlik ve yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik, adaletsizlik, ifade, örgütlenme ve gösteri haklarına yapılan saldırılar emekçi kitleleri harekete geçirmeye başladı. Eylemlere, grevlere katılan işçilerde “Artık yeter” ruh hali daha hissedilir halde. “Kara Salı” öncesinde yüzde 10-15 bantlarında imzalanan toplu sözleşmeler, yüksek oranda yapılan zamlar karşısında ek ücret talepleriyle başlayan eylemler, iş bırakmalar, ekonomik krizle birlikte “Geçinemiyoruz” eylemleriyle ivmelendi. Pandemi nedeniyle kapanma sürecinde, patronlar ve iktidar işçilere can güvenliği/iş güvenliği ikilemini dayattı. Sermayenin kârı uğruna işçilerin güvenliği hiçe sayılırken, işçiler yoksullaşırken, sermayeye vergi afları, teşvikler yağdırıldı. Sefalet ücretleri dayatılan, doğru düzgün hiçbir destek alamayan işçiler kapanmanın bittiği “normalleşme” sürecinde hak ve ücret kayıplarını gidermek için mücadele etmeye başladılar. Sendikasızlaşmaya, işten atılmalara, ücret kayıplarına karşı tek tek iş yeri bazında eylem sayılarında artış yaşanırken eylemler de radikalleşti. Sendikalaştıkları için işten atılan 9 arkadaşını geri aldırmak amacıyla fabrikayı işgal eden Mitsuba işçilerinin mücadelesi, Migros’un Esentepe’deki deposunda kötü çalışma koşullarını düzeltmek için fiilen greve çıkan işçilerin mücadelesi, 156 gün grev yapan Belkalper işçilerinin mücadelesi, Bakırköy Belediyesi tarafından dayatılan sıfır zamma karşı grev yapan işçilerin mücadelesi gibi; işçilerin kararlı duruşlarını yansıtan iş yeri merkezli pek çok mücadele yaşandı, yaşanıyor.
—
Ücret mücadelesi öne geçti
Yeni atanan Maliye Bakanı Nebati, “gözlerimdeki ışıltıya bakın, ekonominin nasıl olduğunu anlarsınız” dedi. Bakan Nebati’nin gözlerindeki ışıltının nedeni bilinmez ama evlerine ekmek getiremeyen emekçi kitlelerdeki artan öfke ve huzursuzluk çok büyük.
Ekonomide sadece patronları kollayan kontrol dışı tutarsız uygulamalar korkunç bir yıkım yaratmış durumda.
İşsizlik ve yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik, adaletsizlik, ifade, örgütlenme ve gösteri haklarına yapılan saldırılar emekçi kitleleri harekete geçirmeye başladı. Eylemlere, grevlere katılan işçilerde “Artık yeter” ruh hali daha hissedilir halde. “Kara Salı” öncesinde yüzde 10-15 bantlarında imzalanan toplu sözleşmeler, yüksek oranda yapılan zamlar karşısında ek ücret talepleriyle başlayan eylemler, iş bırakmalar, ekonomik krizle birlikte “Geçinemiyoruz” eylemleriyle ivmelendi. Pandemi nedeniyle kapanma sürecinde, patronlar ve iktidar işçilere can güvenliği/iş güvenliği ikilemini dayattı. Sermayenin kârı uğruna işçilerin güvenliği hiçe sayılırken, işçiler yoksullaşırken, sermayeye vergi afları, teşvikler yağdırıldı. Sefalet ücretleri dayatılan, doğru düzgün hiçbir destek alamayan işçiler kapanmanın bittiği “normalleşme” sürecinde hak ve ücret kayıplarını gidermek için mücadele etmeye başladılar. Sendikasızlaşmaya, işten atılmalara, ücret kayıplarına karşı tek tek iş yeri bazında eylem sayılarında artış yaşanırken eylemler de radikalleşti. Sendikalaştıkları için işten atılan 9 arkadaşını geri aldırmak amacıyla fabrikayı işgal eden Mitsuba işçilerinin mücadelesi, Migros’un Esentepe’deki deposunda kötü çalışma koşullarını düzeltmek için fiilen greve çıkan işçilerin mücadelesi, 156 gün grev yapan Belkalper işçilerinin mücadelesi, Bakırköy Belediyesi tarafından dayatılan sıfır zamma karşı grev yapan işçilerin mücadelesi gibi; işçilerin kararlı duruşlarını yansıtan iş yeri merkezli pek çok mücadele yaşandı, yaşanıyor.
Çağla Oflas
(Sosyalist İşçi)