Seçime odaklanmanın karamsarlığı

22.12.2017 - 11:31
Şenol Karakaş
Haberi paylaş

İktidarda yerli-milli bir koalisyon var. Muhalefet ise bu iktidarla hesaplaşmak için 2019 seçimlerine kilitleniyor yavaş yavaş. İlk bakışta çok mantıklı gelen bir yaklaşım, fısıltıyla yaygınlaşan ve sonunda kamu algısı haline gelmeyi başaran bir çok gerçek dışı politik fikir gibi giderek muhalefetin resmi algısı haline geliyor. Bu, partili başkanlık seçimlerinde ‘ilk turda herkes kendi adayını göstersin, iknci turda Erdoğan karşıtı aday etrafında birleşelim’ şeklinde özetleyebileceğimiz bir yaklaşım.

AKP’nin MHP’yle seçim ittifakını resmi hale getirmek için çalışmalar yaptığının basına sızdığı, MHP’nin açıktan açığa AKP’ye açık çek vererek bir seçim ittifakı önerdiği koşullarda, ‘ne var ki’ denilebilir, ‘neden muhalefet de bir ittifak ya da cephe kurmasın?’

İyi Parti liderliği bu ilk bakışta akla yatkın olan öneriyi yapıyor, eğer Meral Akşener seçimlere katılmazsa Erdoğan ilk turdan başkanlığı alır götürür diyerek, ikinci tur için de Akşener ismi etrafında birlik öneriyor.

Bu sırada gezegenin bu coğrafyasında başka bir evrende ekonomik büyüme yüzde 11 olarak açıklanırken, asgari ücret 1400 TL olmaya, patronlar karlarını yüzde 56 oranında artırmışken 6 milyon kişi işsizliğe mahkum kalmaya, asgari ücretin 1400 TL olduğu koşullarda dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.567,45 TL, yoksulluk sınırı ise 5.105,71 TL olmaya devam ediyor. Her gün kadınlar öldürülmeye devam ediyor, grevler yasaklanıyor, çevre ve ranta dayalı kentsel dönüşümlerle alakalı olarak ne kadar özeleştiri verilse de pratik olarak çevreye ihanet edilmeye ve şehirlerin tüm dokusu tahrip edilmeye devam ediyor, OHAL bir otosansüre neden olacak kadar büyük bir baskı iklimi yaratıyor.

Kürt sorununda çözümü savunmak, barışçıl bir siyasi iklimin tesis edilmesini arzulamak, bu arzuyu bir gösteriye ya da kampanyaya dönüştürmek neredeyse suç ilan edilmek üzereyken, 6 milyon oy alan bir partinin simgesi olan Demirtaş milletvekili arkadaşlarıyla birlikte  aylardır tutukluyken şimdiden 2019 seçimlerine kilitlenmek, Erdoğan karşıtlığından ibaret olan ve yan yana gelenlerin hiçbir temel politikada anlaşamadığı bir cephe ya da ittifak politikası inşa etmek için kolları sıvamak, bütünüyle yanlış bir politikadır.

Bize lazım olan Erdoğan gitsin de kervanı yolda dizeriz yaklaşımı değildir. Bize lazım olan, yeni bir ‘seni başkan yaptırmayacağız’ yaklaşımı da değildir.

Bize lazım olan, her bir mücadele başlığında yan yana gelmeye çalışmak, yan yana gelebildiklerimizle siyasal demokrasinin alanını genişletecek kitlesel mücadele olanaklarını geliştirmek.

Söz konusu olan işçi sınıfının siyasal bölünmüşlüğü. İşçi sınıfının bölünmüş kesimleri arasında köprüleri kurmayı hedeflemeyen bir hiçbir girişim, antikapitalist bir temelde özgürlüklerin savunulmasına tekabül edemez.  Kısacası, İyi Parti’yle bir 2019 ittifakı işçi sınıfı açısından kötüdür!

Şenol Karakaş

[email protected]

(Sosyalist İşçi)

Bültene kayıt ol