Amerikalı kadınlar dünyaya ilham verdi

24.01.2017 - 22:26
Meltem Oral
Haberi paylaş

Donald Trump ilk iş gününü milyonlarca insanın protestosuyla geçirdi. Geçen hafta sonu zengin iş adamı, yeni ABD Başkanı Trump’a ve onda cisimleşen cinsiyetçiliğe, heteroseksizme, ırkçılığa ve islamofobiye karşı küresel direniş vardı.

Ekonomik ve siyasi istikrarsızlık tüm dünyada derinleşirken, egemen sınıfın çözümü sağ otoriter politikalarla sıradan insanların kemerini ve canını sıkmak.  Ancak geçen hafta sonu Kenya’dan ABD’nin 600 farklı noktasına, Londra’dan Antartika’ya dünyanın dört bir tarafında yapılan kadın eylemleri egemen sınıf için işlerin hiç de kolay olmadığını kanıtladı. Özellikle Trump’ın doğaya, Meksikalılara, siyahlara, kadınlara, LGBTİ+’lara, Müslümanlara, işçilere ve bizi biz yapan bir dizi şeye karşı düşmanca politikalarını hayata geçirmesi sandığından zor olacak. Hayatını mücadeleye adamış ABD’li aktivist Angela Davis gösterilerde yaptığı konuşmasında “Trump yönetiminde geçecek önümüzdeki 1459 gün, 1459 günlük bir direniş olacak: Tabanda direniş, sınıflarda direniş, iş yerlerinde direniş, sanatımızda ve müziğimizde direniş” ifadeleriyle bunun henüz başlangıç olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de son zamanların boğucu siyasi ikliminde, kadın eylemlerinin nefes aldıran etkisini deneyimliyoruz. Geçen aylarda hükümetin getirmeye çalıştığı istismar yasasına karşı hızla yan yana gelip sokaklara çıkabilen, OHAL koşullarında eylem yasakları sürerken 25 Kasım’da şiddete karşı binler olarak yürüyebilen kadınlar mücadele saflarının her kesimine güç, umut ve azim veriyor.

ABD’de de Trump’ın aşağılayıcı düşmanlığının hedefi olan her kesim, kadınların öncülüğünde bir araya geldi. Kadınlar Trump’a  “ünlü olunca istediğini yapabilir, kadınların cinsel organlarını avuçlayabilirsin” dediği, kilosundan, etnik kimliğinden, cinsel yöneliminden dolayı insanları kamusal alanda aşağıladığı ve benzer şeylerle defteri çok kabarık olduğu için öfkeli. Kadınların yol gösteren gücü bu kez tüm dünyaya nefes aldırdı.   

Ancak milyonları bir araya getiren tek neden Trump’ın iflah olmaz cinsiyetçiliği değildi. Gösterilere katılan Sadie Robinson Trump’a öfkenin çeşitliliğini “kendilerine neden orada oldukları sorulduğunda çoğu insan cevap vermeden önce bir dakika düşündü, çünkü bu sorunun çok sayıda cevabı vardı. Trump’ın seçilmesinin eğitim, üreme hakları, iklim değişikliği, Yüksek Yargı, sağlık, nükleer ve ırkçılık üzerine etkileri konusundaki korkular pek çok kez dile getirildi” sözleriyle aktarıyor.

Yeni Başkan hiç istemeyeceği bir şekilde farklı mücadelelerin birleşmesine vesile oldu. Kadınlar, siyahlar, Müslümanlar, iklim değişikliği aktivistleri ve pek çok mücadeleden talepler, sloganlar gösterilerdeki yerini aldı. Sadie Robinson’ın gösteriye katılanlarla yaptığı görüşmeler çeşitliliği ortaya koyuyor: “Trump asla benim başkanım olmayacak” diyen petrol boru hattına karşı aktivistler, “Trump’ın pek çok lüks oteli ve işi var, bazıları battı ve orada çalışanların parasını ödemedi. İnsanlar umurunda bile değil, iş aramakla ilgili bildiği bir şey var mı?” diye soran kamu çalışanları, kadın hakları hareketinde ömürlük emek veren ve Trump’ın iktidarının “bütün hayatı boyunca uğruna mücadele ettiği her şeyin ters yüz edilmesi” olarak gördüğü için gösterilere katılan emekli kadınlar, Westport Uniteryan Kilisesi’nden gelip ““Demokratlar beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Ben bir Bernie Sander destekçisiyim, hiçbir zaman Hillary’yi desteklemedim, bildiğim kadarıyla o kadınları savunmuyor. Üstelik o savaş yanlısı bense barış istiyorum” diyen kadınlar.

Gösterilerin kalabalığının, çeşitliliğinin ve birbirinden güçlü kadının mücadele dolu konuşmalarının hepimize cesaret  vermesinin dışında, küresel etkisi çok umut verici. Türkiyeli devrimci Canan Şahin’in hatırlattığı gibi; 1999 yılında ABD’nin Seattle eyaletinde başlayan gösteriler sonraki yıllarda tüm dünyada esecek olan Antikapitalist hareket rüzgarını doğurmuş, ardından dünya çapında milyonların sokağa çıktığı savaş karşıtı harekete evrilmişti. Yine Wall Street’i İşgal Et! Eylemleri, Arap devrimleriyle başlayan rüzgarı dünyanın geri kalanında meydan işgalleri olarak estiren güçlü bir etkendi.

Trump’ın ilk mesaisini “ırkçı, cinsiyetçi, defol!” sloganlarıyla geçmesini sağlayan milyonlarca ABD’linin eyleminin küresel bir dalgaya yol açacağını söylemek elbette çok aceleci bir yorum olur. Ancak çok açık ki dünyanın ezilenleri olarak, otoriter, baskıcı, sağ politikaların yükselişine seyirci kalmayacağız. Irkçılıkla ve nefret diliyle ‘yönetme’ hayalleri kurarak ortaya çıkan her güç karşısında inatçı bir mücadele buluyor.

Meltem Oral 

[email protected]

(Sosyalist İşçi)

Bültene kayıt ol