Vicdan Mahkemesi: İsrail soykırım suçlusudur!

04.04.2024 - 12:18
Tuna Emren
Haberi paylaş

“Gazze için kaybedecek tek bir saniyemiz bile yok” diyerek bir araya gelen bizler Filistin’e Özgürlük Platformu olarak 7 Ekim’den bu yana bu mücadeleyi büyütme çağrısında bulunuyoruz. İlk eylemimizi Filistin halkının özgürlük mücadelesinde bir dönüm noktası olan Birinci İntifada’nın yıl dönümünde, Kadıköy’de bir insan zinciri kurarak gerçekleştirmiştik. O günden bu yana giderek büyür ve güçlenirken, İsrail’in Filistin’de işlediği tüm suçları ortaya sermek üzere son derece kapsamlı bir çalışma başlattık. 23 Mart’ta gerçekleştirdiğimiz Vicdan Mahkemesi işte bu çalışmaların bir sonucuydu.

İstanbul’da gerçekleşen mahkemenin amacı, İsrail’in işlediği çeşitli suçları kayıt altına alarak belgeleyebilmek ve Filistin’de yol açtığı inanılmaz yıkımın aslında planlanmış bir soykırım olduğunu göstermekti: Çocuk hakları aktivistleri, iklim aktivistleri, akademisyenler, gazeteciler, mimarlar, işçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, sağlıkçılar, öğretmenler, hukukçular, sanatçılar, göçmenler ve Filistinli tanıklar bir araya geldi, 15 rapor hazırlandı. 

Raporlar, İsrail’in bu çok boyutlu kırımı tüm tarihi boyunca sürdürdüğünü; gıda, su ve enerji kaynaklarını birer baskı aracı olarak kullandığını; Filistinlileri topraksızlaştırırken ve açlığa sürüklerken bundan büyük maddi kazançlar sağladığını belgeleriyle gösteriyor; saldırılarının kadınlar, çocuklar ve diğer tüm canlılar üzerindeki ve sağlık, eğitim, ekoloji, sanat, mekân ve daha birçok alandaki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyordu. 

Mahkemede ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdindeki Filistin dosyasını takip eden Khaled Al Shouli, Filistinli insan hakları avukatı Amjad Salfiti, Filistin Genel Sendikalar Konfederasyonu Başkanı Shaher Sa’ed, İngiltere Sosyalist İşçi Partisi’nden (SWP) Alex Callinicos, DAAR Kültürel Miras Araştırmaları’ndan Sandi Hilal ve Alessandro Petti gibi uluslararası konuşmacıları da dinledik. Onların yanı sıra Barış için Yahudilerin Sesi (Jewish Voice for Peace) ve BDS (Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar Hareketi) temsilcileri de gerek canlı bağlantıyla gerekse kürsüde yer alarak mahkemeye destek verdiler.

Amacımız, alarm zillerini çalmak

Filistin halkına altı aydır saldırmakta olan İsrail 30 binden fazla Filistinliyi öldürdü, 75 binden fazlasını tedavi edilemeyecek durumda bıraktı. Tedavi edilemiyorlar çünkü sağlık sistemi çöktü, ameliyatlar için gereken anestezi ilaçları dahi bulunamıyor. Hayatta kalabilenlerse açlığa, susuzluğa itildikleri bir fiziksel ve psikolojik travmalar cehennemine sıkıştırıldılar. Çocuk Masası’nın sunduğu üzere, her gün 10’dan fazla çocuğun bir veya iki bacağını kaybettiği, uzuv kaybı yaşamamış olsalar bile en az bir ebeveynlerini yitirdikleri bir yere dönüştü Gazze. 

Mahkeme boyunca sunulan dosyaları dinledikten sonra bir karar metni hazırlayan Vicdan Heyeti şöyle diyordu; “Bu veriler bizim açımızdan 12 Ocak 1951’de yürürlüğe giren Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2. maddesine göre çok açık bir soykırım girişimidir.”

“Amacımız alarm zillerini çalmak. Amacımız tüm dünyayla birlikte, tüm dünyanın gözünü bu soykırım girişimine odaklamak.”

“Biz, tüm dünyadaki vicdan sahibi insanları, zaten ayakta olanları, Gazze için küresel bir direnişin ateşini yakarak kendi hükümetlerini İsrail Devleti’yle ilişkileri kesmeye zorlayanları, Gazze’de ateşkes ilan edilene ve İsrail Devleti tüm bu suçlarından yargılanana kadar mücadeleyi büyütmeye, hep beraber, çok daha büyük, çok daha kararlı, çok daha birleşik bir hareketi örmeye, daha kapsayıcı ve daha kararlı davranmaya çağırıyoruz.”

Soykırımın suç ortakları

İsrail bir halkı tarihte eşi benzeri görülmemiş bir hızla çöküşe sürüklerken yalnız değildi. İklim Adaleti Masası’nın belgelediği üzere; “ABD’nin, AB ülkelerinin önemli bir kısmının ve daha birçok ülkenin gerek fosil yakıtlarla, gerek askeri mühimmatla, gerekse hiç aksatılmayan ikili ticaret ilişkileriyle gelen desteğini de arkasına alarak” harekete geçti: “Birlikte sürdürdükleri bu yıkımda hepsi o cehennem manzaralarının suç ortakları olarak tanınmalıdır.” 

Gazeteci Metin Cihan’ın geçtiğimiz günlerde ortaya çıkardığı üzere, Türkiye de İsrail ordusuna silah yedek parçaları ve aksamları sunuyor, Gazze halkının etrafına örülen dikenli telleri satıyor.

İsrail, Uluslararası Adalet Divanının Güney Afrika’nın başvurusuyla aldığı kararların hiçbirini uygulamazken işte böyle dört koldan beslenmeye devam ediyordu.  

Divan geçtiğimiz günlerde bir açıklama daha yaparak üç yeni tedbire hükmettiklerini duyurdu:

  • İsrail’in; Gazze’deki Filistinlilere gıda, su, elektrik, yakıt, barınma, giyim ve hijyen ihtiyaçlarının yanı sıra tıbbi malzeme ve tıbbi bakım da dahil olmak üzere acilen ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanması için işbirliği içinde davranmasına;
  • İsrail ordusunun, Gazze’de ihtiyaç duyulan insani yardımın ulaştırılmasını engellememesine ve Gazze’deki Filistinlilerin haklarını hiçbir şekilde ihlal etmemesine hükmedildi.
  • İsrail’in bu tedbirleri aldığına dair bir rapor sunması istendi.

Aç bıraktığı Gazzelilerin gıda kaynağı olarak balıklara yönelme ihtimalini görünce denizdeki balıkları bile, yerinden ettiği Filistinlilerin sığındığı çadırları bile bombalamış olan İsrail’i bu tedbirlerin hiçbiri durdurmuyor. Filistinlileri öldürmeyi kârlı bir iş modeli olarak görenlerin desteğini de arkasına alarak soykırıma devam etmesini engelleyecek, onu durdurabilecek tek bir güç var, o da bizleriz: Filistin halkıyla dayanışma mücadelemizi büyütmeli; böylesi bir soykırımı dahi normalleştirmeye çalışanlar karşısında, var olan tüm mücadele alanlarımızda bir araya gelerek, herkesi birleşik bir mücadele örmeye çağırmalıyız. 

Tuna Emren

(Sosyalist İşçi)

 

Bültene kayıt ol